Gelişim Koleji GM'i Namık Yazlar ile söyleşi - BasketFaul.com

Gelişim Koleji GM'i Namık Yazlar ile söyleşi

28-09-20 12:01
Yetiştirici kulüp özelliği ile İzmir’in ve ülke basketbolumuzun önemli kulüplerinin başında gelen Gelişim Koleji Spor Kulübü’nün basketbol takımlarının sorumluluğunu 14 yıldır başarıyla sürdüren Sayın Dr. Namık Yazlar ile başta altyapı basketbolu hakkında olmak üzere, uzun yılların basketbol birikimini adeta damıttığı bir röportaj gerçekleştirdik.

Profesyonel liglerde A takımı olmamasına karşın, Basketbol Erkekler Gençler Ligi (BGL) kurulduğundan itibaren, bu sezon da dahil olmak üzere hepsinde yer alan ve sadece kendi öz kaynaklarından beslenerek başarılı bir altyapı organizasyonunun nasıl olması gerektiğinin en güzel örneklerinden birini veren bir kulüp: Gelişim Koleji Spor Kulübü. BGL organizasyonunun üç sezonunun üçünde de final grubuna kalma başarısı göstererek dikkatleri üzerine çeken Gelişim Koleji Spor Kulübü, aynı zamanda da altyapıların en önemli amacı olan nitelikli oyuncular yetiştirme adına da basketbolumuzda uzun yıllardan beri örnek bir yapılanma gerçekleştirmiş durumdalar.

Bu sezon başında altyapılarından yetişen dört oyuncularının üçü Basketbol Süper Ligi'ne, bir oyuncuları da TB2L ekibine transfer olarak profesyonel kariyerleri adına çok önemli adım attılar. Ayrıca bu sezon Basketbol Süper Ligine (BSL) kendi altyapısından en çok oyuncu veren kulüp olma başarısını da gösterdiler. Bilgehan Diril (2001 doğumlu, Petkimspor, BSL), Arda Korkmaz (2000 doğumlu, Gaziantep BK, BSL), Atahan Demirtaş (2000 doğumlu, Gaziantep BK, BSL) ve Baran Eren Aycan (2001 doğumlu, Nazilli Belediyespor, TB2L) Gelişim Koleji Spor Kulübü’nün Türk basketboluna sunduğu yeni değerler oldular.

Bu başarılı organizasyonun mimarlarından Gelişim Koleji Spor Kulübü’nün Genel Menajeri Sayın Namık Yazlar ile gerçekleştirdiğimiz röportajı keyifle okuyacağınızdan eminim. Şimdi siz değerli basketbolseverleri bu önemli ve keyifli röportaj ile baş başa bırakıyorum.

Saygıdeğer Hocam, öncelikle basketbol kariyerinizden kısaca bahsetmenizi isteriz?

Kayseri’de Tıp Fakültesinde okurken Emniyetspor takımında bench oyuncusuydum ve o zamanki 2.lig şimdinin TBL’sine yükselmiştik. Oyuncu olamayacağımı görünce antrenörlük yapmaya karar verdim. Kendi çabalarımla bir şeyler yapmaya çalıştım. Okul bittikten sonra askerlik sürecimde Türk Telekom genç takımında Ertuğrul Erdoğan’ın asistanı olarak bir sezon geçirdim. O yıllarda TED Kolej genç takımı antrenörü Hakan Demir ve Ankaragücü genç takım antrenörü Gencer Baytimur’du. Maç sonralarında; rakip takım antrenörleri, maçın hakemleri, Hayri Solmaz, Selam Gökçe gibi isimlerle maç analizleri hep birlikte yapılırdı. Hemen hemen her maç sonunda yapılan bu analizler basketbola bakış açıma çok şeyler kattı. Dolayısıyla da bu bir yıllık süreç basketbol adına kendime en çok şey kattığım sezon oldu. Sonrasında memleketime döndüm ve Tuborg, KSK altyapılarında, KSK A takımında ve Yıldız Milli takımda çalıştım. Ama şartlar beni bir süre sonra Gelişim Koleji GM’ne getirdi. 14 yıldır buradayım ve bu sene basketbol haricinde 1.Lige yükselen kadın voleybol takımımızın da sorumluluğunu almış durumdayım.

Sizce altyapı oyuncusu kimdir, hangi yaş aralığında olanlara altyapı oyuncusu diyebiliriz? Altyapı oyuncuları, A takıma çıktıklarında ne gibi temel donanıma sahip olmalıdırlar? En temelde nasıl bir öğretimden geçmelidirler?

Ben altyapı oyuncusunu “yetişmekte olan oyuncu” olarak tanımlamayı tercih ediyorum. Bunun ilk etabı, klasik olarak genç takım seviyesine kadar olan bölüm, ikinci etabı ise 18-20 veya 22 yaşına kadar olan bölüm. A takım seviyesine gelmiş bir oyuncunun fiziksel gelişme ve fundamental donanımının yanında fark yaratacak en büyük ayrıcalığın “basketbol bilgisi” düzeyi olduğuna inanıyorum. Oyunu okuyabilen ve neyi neden ne zaman yapacağını bilen oyuncu modelinin değerli olduğunu söyleyebilirim.

Altyapı oyuncularını seçerken nasıl bir sistem uyguluyorsunuz ve oyuncu seçiminde başlıca kriterleriniz nelerdir?

Açıkça ifade etmek gerekirse bu konuda çok seçici davranabildiğimizi söyleyemem. Sezon boyunca teknik ekibimizin izleyip raporladığı oyuncular üzerinden seçim yapmaya çalışıyoruz. Oyuncu seçimi kararlarını tüm teknik ekip ortak kararıyla veriyoruz. Bu anlamda en büyük havuzumuz Mavişehir SK’dır. Gelişim Koleji ile Mavişehir SK iş birliği, belki de Türkiye’de ilk defa uygulanan bir ortaklık oldu. İki yıl önce, 14 yaş altı tüm oyuncularımızı Mavişehir SK’ya aktardık, orada 14 yaşını dolduran oyuncuları ise Gelişim Koleji çatısı altında sporcu bursu ile birleştirdik. İzmir’in en büyük spor okulu projesi olan MSK ile kulübümüzün bu ortaklığı oldukça verimli ve iyi şekilde yürüyor. Şimdi bakıyoruz da bu iş birliğini örnek alan bazı kulüp/spor okulu birleşmeleri hayata geçirilmeye çalışılıyor. Oyuncu yetiştirmenin yolu okullardan geçiyor. Ülkemizde veya Avrupa’da profesyonel basketbolcu olmayı hedefleyen gençlerin akademik olarak da hak ettikleri seviyede eğitim almaları gerekiyor. Bu konuda TBF ve Millî Eğitim Bakanlığı iş birliğine girişebilirler, yüksek bütçeli kulüplerin okullarla iş birliğini bir sistem dahilinde kurması istenebilir. Herkesin doktor, mühendis olma ihtimali tabi ki yok, ancak bu şekilde iyi eğitim alan oyuncu profili yaratılabilir. Bu konu tartışmaya açılmalı, üzerinde mesai harcanmalı. Bu noktada ABD’deki sistemin ülkemize göre uyarlanması olabilir mesela. Yani, profesyonel antrenörün okulda bulunduğu, antrenmanların okulda yapıldığı, çocukların zamanlarını yollarda geçirmediği, iyi beslendiği, iyi eğitim aldığı, uykusuna yeterince zaman ayırabildiği, okul-kulüp maçlarının çakışmadığı… Kısaca kaotik bir ortamın olmadığı, çocuğun sadece basketbola ve eğitimine odaklandığı bir yapıdan bahsediyorum. Kulüpler, okullarla anlaşarak oyuncu yetiştirebilir. Yarışmacı/Yetiştirici Kulüp tanımları yapılabilir. Üzerinde tartışmaya değmez mi? Okul mu spor mu ikilemi yaşamayan bir gençlik yaratmamız gerekmez mi? Kulübümüzde son iki sezonda derslerini ve üniversite sınavını gerekçe gösteren üç hedef oyuncumuz basketbolu bıraktı.

Altyapılarda başarı kıstası nedir? Şampiyon olmak mı, yoksa basketbolu doğru öğrenmek mi?

Kulübümüzde 16 yaşına kadar olan kategorilerde şampiyonluk ya da herhangi bir derece adı altında başarı kriterimiz yok. Oyuncuların bireysel eksikliklerinin giderilmesi en büyük başarı kriterimiz. 16-18 yaş arası yani BGL’de ise Final Grubu’na kalma hedefimiz var. Bunun tek nedeni ise oyuncularımızın o kategoride oynayacağı sert ve kaliteli maç sayısının artması. Altyapı milli takımlarına oyuncu vermek, BGL sonrası BSL ve TBL’ye oyuncu vermek bir diğer başarı kıstaslarımız.

Özel Gelişim Koleji Basketbol Takımlarının misyonu nedir?

15 yıla yakın bir süredir Türk basketbolunun içerisindeyiz ve bundan büyük mutluluk duyuyoruz. Bir başka mutluluğumuz da 15 yıl önce yola çıkarken neye inanıyor ve neyi yapıyorsak, gelişen süreç içerisinde bundan asla ödün vermememiz oldu. Basketbol 1. Ligi ve Basketbol Gençler Ligi’nde hep yetiştirici kimliğimizle ön plana çıktık, okul-kulüp iş birliğini en iyi uygulayan kulüp olduk, denk bütçelerle hareket edip Türk basketbolunda örnek kulüp olmaya çalıştık.

Yetiştirici bir kulüp olarak yaşadığınız en büyük problemler nelerdir?

Karşıyaka SK’nın yanında bir lokalizasyonda olmak (Gülerek). Şaka bir yana KSK gibi çok büyük bir markanın yanında var olmak bizim için bir dezavantaj. Oyuncu bulma konusunda bizden bir adım ilerideler doğal olarak. Ancak çok daha derin araştırma yaparak ve daha çok çaba harcayarak bu açığı kapatmaya çalışmak bizim daha hızlı gelişmemize de yardımcı oluyor. Bir diğer sorun da bazı İstanbul kulüplerinin oyuncularımıza etik olmayan şekilde yaklaşıp kafalarını karıştırması oluyor. Artık şu bilinmeli; altyapı oyuncusu yerinde yetişmeli. Bulunduğu şehirde ailesinin yanında yetişmeli. Kulübümüzden erken yaşta İstanbul kulüplerine giden hiçbir oyuncu bence olması gereken seviyeye ulaşamadı. Ancak Emir Gökalp, Atahan Demirtaş, Arda Korkmaz gibi oyuncular altyapı gelişimini bizde tamamladıktan sonra BSL seviyesine adım attılar. Yıllar içerisinde Kemal Can Aktuna, Rahmi Hepsarsar, Fatih Kızılca, Kaan Yılmaz, Mustafa Erdoğan ve Ege Cem Sun gibi oyuncuların da yolu Gelişim Koleji’nden geçti. Gelişim Koleji Türk basketbol ailesinde her zaman yetiştirici kimliğiyle ön planda olacak.

Profesyonel liglerde A takımı yer almayan bir kulüp olarak, Basketbol Gençler Ligi (BGL) organizasyonunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu organizasyon sizin için ne anlam ifade ediyor. Bunun dışında ara dönem olarak ifade edilen 19 ve üstü yaş kategorisinde olan gençler için “Ümitler Ligi” gibi bir lig düzenlenmesi ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?

BGL iyi bir düşünceydi, büyük bir açığı kapattı. Ancak 18-22 yaş arası 2. yetişme/gelişme dönemi için BGL gibi yarı korumalı/fanus içinde oynanacak bir Ümitler Ligi’ndense oyuncuların gerçek hayatın içinde yer almasını tercih ederim. Bu yaş kategorisinde en büyük görev TBL ve TB2L kulüplerine düşüyor. Ben bu liglerdeki kulüplerin oyuncu araştırmasını ve izlemesini daha iyi yapmalarını bekliyorum.

İzmir basketbolunun son yıllarda oyuncu yetiştirme adına bir nebze duraklama dönemine girdiğini görüyoruz. Bu duraklama döneminden sonra İzmir basketbolunda altyapıda ciddi bir Özel Gelişim Koleji’nin atılımını görüyoruz. Oyuncu bazında Bilgehan Diril (2001 doğumlu, Petkimspor’a transfer oldu), Arda Korkmaz (2000 doğumlu, Gaziantep Basketbol’a transfer oldu) ve Atahan Demirtaş (Gaziantep Basketbol’a transfer oldu) gibi oyunculara profesyonel liglere verdiniz. Bu süreçte Özel Gelişim Koleji olarak ne gibi farklılıklar gerçekleştirdiniz de İzmir sınırlarını da aşarak ülke basketbolumuzda altyapıda ilk akla gelen kulüplerin başında sayılmaya başladınız.

Bu farkındalığı dile getirdiğiniz için teşekkür ederim. İyi bir ekip çalışmasının ürünü diyebilirsiniz. Oturmuş bir sistemle, istikrarlı, disiplinli çalışma gibi klasik bilinen detaylara önem veriyoruz. Bunun en büyük sağlayıcısı da başkanımız Serdar ÖNER. Ayrıca yetiştirmeyi sadece oyuncu odaklı düşünmemenizi rica ediyorum. Arda Vekiloğlu, Umut Görür ilk antrenörlük deneyimlerini kulübümüzde yaşadılar. Keza Şahin Ateşdağlı ilk deplasmanlı lig baş antrenörlüğünü kulübümüzde yaptı. Onun kulübümüze katkı sağlayan ilk teknik adam olduğunu ve ciddi temeller attığını ayrıca belirtmeliyim. İlk kondisyonerlik deneyimlerini bizde yaşayanlar da var. Dolayısıyla kendi imkanlarımız dahilinde basketbolun her kademesinde yetiştirici olmaya çalışıyoruz ama dediğim gibi sistemin bu şekilde kurulmasını isteyen ve sağlayan en tepedeki kişi başkanımız Serdar Öner’dir.

Altyapı antrenörlerinin sorunları belki de basketbolumuz adına en önemli sorunların başında geliyor. Altyapı takımlarımızın başına genelde en tecrübesiz antrenörler getiriliyor ve çoğu da asgari ücretle çalıştırılıyor. Bu gençlerde kulüp yönetimini hoşnut etme adına veya tecrübesizliğinden dolayı, sporcuların temel gelişimi dışında maç kazanmayı daha ön plana koyuyor. Böylece de kulüpte kendi çalışma süresinin uzayacağını umuyor. Oysa maç kazanmaya dönük yapılan çalışmalar ile başta fundamental olmak üzere çocuklar eksik olarak yetişiyorlar. Bu konuyla ilgili kulüp olarak ne gibi bir düşünce içerisindesiniz? Altyapı antrenör eğitimleri ile ilgili çalışmalarınız var mı? Varsa, bunları anlatır mısınız?

Daha önce anlattığım gibi, bizim başarı kriterlerimiz farklı. Bizde çalışan antrenörlerimizin en büyük çekincesi oyuncuların hedeflenen seviyeye gelmesini sağlayamamak. Kendi içimizde sık sık hizmet içi eğitim gibi toplantılarımız oluyor. Bir dönem Tofaş ve Banvit ile iş birliği yaparak antrenör eğitimi konusunda destek aldık ancak kısa süreli oldu arkasını getiremedik. Bu konuda da açık konuşmak isterim, maddi imkanlarımız daha iyi olsa yapmayı planladığımız eğitim aşamaları var ancak dediğim gibi imkân meselesi. Açık konuşmak gerekirse maalesef ülke çapında altyapılarda kalifiye antrenör sorunu yaşıyoruz. 1983 doğumlular Gençler Türkiye Şampiyonası Kayseri’de yapılmıştı. Ben KSK genç takım antrenörü olarak oradaydım. Size diğer antrenörleri sayayım mı? Selçuk Ernak (Ülker), Ahmet Çakı (Darüşşafaka), Tolga Öngören (Tofaş), Yağızer Uluğ (Anadolu Efes), Fikret Doğan (Muratpaşa Belediye), Hurşit Baytok (FB), Deniz Atak (Tuborg), İhsan Bayülken (BJK), Ali Burgul (T.Telekom), İsmail Beleş (Oyak Renault)… Son 10 yıl içinde böyle bir kadro altyapılarda görebildiniz mi? Herkes A takım seviyesinde staff’ta olmak istiyor. Kimse tırmalayarak gelmek istemiyor.

Özellikle Anadolu’da parlayan oyuncular çok genç yaşlarda (14-15 yaşlarında) başta İstanbul’da yer alan büyük kulüpler olmak üzere kendi ilinden uzakta bir kulübe transfer oluyorlar. Çoğu basketbolcu olma garantisi olmadan ve bunun yanında eğitimleri de büyük oranda aksayarak, yıllarca ailelerinden uzak yaşıyorlar. Bu oyuncuların aile ilgisinden ve sevgisinden uzak yaşadığı yılların ve çok az olan basketbolcu olma durumlarını da göz önüne alarak bu konu ile ilgili düşüncelerinizi bizimle paylaşmanızı isterim.

Bu konu bizim hassas noktamız. Daha önce söylediğim gibi bizden şehir dışına erken yaşta bize rağmen giden hiçbir oyuncumuz istenilen seviyeye gelemedi. Bu konuda ne aileleri ikna edebildik ne de karşıda ki kulüpleri. Oyuncu kendi şehrinde, ailesinin yanında, kendi bildiği okulunda yetişmeli. İzmir’de bu imkân var. Anadolu’da küçük şehirlerde yaşayan oyuncular için söylemiyorum bunu elbette.

Birçok kulübümüz mali şartları yerine getiremedikleri için maalesef liglerden ya çekiliyorlar ya da ihraç ediliyorlar. Kulüplerimizin kurumsallaşması adına ve gelecekte bu tür örneklerin yaşanmaması adına ne gibi önlemler alınması gerektiğini düşünüyorsunuz?

TBF’nin mali kriterler düzenini destekliyorum ve bunun istisnasız, kayırmasızca uygulanmasını bekliyorum. Yıllarca aç kapa yapan kulüplerin hiçbir yararı olmadı tam aksine zararı oldu. Basketbola yarar sağladığını düşünen aynı yöneticilerin farklı isimlerle kulüp kurup sonra kapatıp arkasında mağdurlar bırakmasını, büyük bir hevesle hobi gibi basketbol takımı kuran ahbap çavuş ilişkileriyle iş bilmezleri işin başına geçiren insanlar topluluğu basketbola çok ama çok büyük zarar verdiler.

Sadece BSL gibi üst düzey bir ligde yer alan takımlara transfer olmaları sizin için yeterli mi? Birçok genç oyuncumuz genellikle takımlarında antrenman oyuncusu ya da benche mahkûm olan oyuncular oluyorlar. Genç oyuncularımızdan profesyonel liglere transfer olanlarla ilgili öncesinde ne gibi kişisel planlamalar yapıyorsunuz. Gidecekleri takımların özelliklerine kadar araştırma yapıyor musunuz?

Özeleştiri yapmamız gereken bir soru. Bizim gibi bir kulübün TB2L ya da TBL seviyesinde bir A takımı olmalı. Bu bir eksiklik. Çünkü BGL sonrası oyuncularımızın 1-2 yıl o liglerde tecrübelenmesini tercih ederiz. BGL sonrası ilk hedeflenen ligin BSL olmaması gerektiği düşüncesindeyim. Nitekim Emir Gökalp TBL’de 2 sezon, Atahan Demirtaş ve Arda Korkmaz TB2L’de birer yıl tecrübelendiler.

Altyapı oyuncularının günümüzde idman sayısı daha da arttı. Okul ve spor arasında nasıl bir ilişki kurulmalı ki, genç oyuncularımız her iki alanda da başarılı olsun. Ya da her iki alanda da başarılı olmak mümkün mü? Çünkü küçük yaşlardan itibaren, yoğun idmanlar yapan her sporcu profesyonel olamıyor ve ileriki yıllarda bu çocuklarımız yaşamlarında ciddi sıkıntılar yaşıyorlar. Bu sorunla ilgili sizce çözüm ne olmalıdır?

Altyapı basketbolunun en büyük sorunlarının başında gelen konuya değindiniz. Okul maçları, antrenmanı, kulüp çalışmaları, özel antrenmanlar, dersler vs. Oyuncular tam bir kaos ortamında asosyal ve kötü bir akademik eğitimle yetişiyorlar maalesef. Okul kulüp iş birliğini en iyi yapan organizasyon olmamıza rağmen son 2 yıl içinde 3 hedef oyuncumuz derslerini ve üniversite sınavını gerekçe göstererek basketbolu bıraktı. Altyapı eğitiminde ciddi birtakım değişiklikler tartışmaya açılmalı. Yetiştirici/Yarışmacı kulüp tanımlamaları tartışmalı, okulların yetiştirici kulüpler haline getirilip getirilemeyeceği tartışılmalı. Zorla güzellik olmadığı aşikâr maalesef. Son 15-20 yıldır oyuncu yetiştiren kulüp sayısı 7-8 taneyi geçmiyor. Kimse kimseyi kandırmasın bu anlamda bir çok kulüp “..mış” gibi yapıyor.

Kendi basketbol ekolümüzün olabilmesi için, neler yapmalıyız. Kendine dair bir şeyler üretemeyenler, başkalarının ürettikleriyle yetinirler. Bu da hiçbir zaman kendilik bilincimize gerçek anlamda katkı sağlamaz. Bizim kendi basketbol felsefemizin olabilmesi için, öncelikle neleri gerçekleştirmeliyiz?

Ülke basketbolu olarak bizim en büyük sorunlarımızın başında kalifiye yetiştirici antrenörlerin ve kalifiye yöneticilerin eksikliği gelmekte. Örneğin basketbol oynamış üst düzey oyuncuların hemen A takım düzeyinde antrenörlükler peşinde koşacaklarına daha çok altyapı antrenörlüğüne eğilmelerini bekliyorum. Birikimlerini öncelikli olarak asıl aktaracakları yerin altyapı olduğunu hem onların hem TBF’nin görmesi gerekir.

Şunu da açık bir şekilde söylemek isterim ki “ekol” tanımı bana basmakalıp ve sığ geliyor. Altyapıda ekol yaratmaya çalışmanın; basketbolu bir kalıba sokmaya zorlamak, yaratıcılığı kısıtlamak gibi yani fabrikasyon bir uygulama modeline evrilmek gibi sonuçlar doğuracağını düşünüyorum. Ekol yaratmaya çalışmak bazı kavramlara fazla odaklanmayı getireceğinden bazı kavramların da es geçilip önemsenmeyeceği bir durum da yaratacaktır. Amacımız donanımlı oyuncu yetiştirmekse dribling, şut, pas gibi hücumun 3 ana prensibini iyi öğrenmiş, iyi bir fiziksel eğitim verilip sert ve hareketli vücut yaratılmış (kondisyon), basketbol bilgisi yüksek (mental hazırlığı yüklenmiş) oyuncular hedeflemeliyiz. Ekol için çırpınmamıza gerek yok. Belirli ekolleri olduğu ezbere söylenen ülkelerin bile çok farklı özelliklere sahip üst düzey yıldız oyuncuları çıkmıyor mu?

Hiç unutamadığınız bir maç veya basketbol anınız var mı?

6 sezon önce TBL’de kendi evimizde oynadığımız efsane kadroya sahip (S. Mejia, B.Ermiş, K.Peker’li) Tofaş’a ilk mağlubiyetini tattırmıştık. Bizim için çok değerli bir maçtı. Bir de İbrahim Kutluay ve Harun Erdenay’lı İTÜ’ye son anda kaybettiğimiz ve İzmir Atatürk SS’nun tamamının dolu olduğu maçı unutamam.

Basketbol severlere, sporculara, sporcu ailelerine, kulüplere, menajerlere ve gençlere tecrübelerinize dayanarak ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?

Ailelere çocuklarının basketbolu ile ilgili sadece beslenme ve dinlenme periyotları konusunda yardımcı olmalarını öneririm. Ne kadar çok işin içine girerlerse o kadar ayak bağı olurlar.

Saygıdeğer hocam, değerli vaktinizi ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Saygılarımla. 

Yorumlar Okunma: 2653