Tekelleşme ve Tektipleştirilme! (İlker Yıldız) - BasketFaul.com

Tekelleşme ve Tektipleştirilme! (İlker Yıldız)

22-02-21 10:16
Geçtiğimiz şubat ayında A Kadın Basketbol Milli Takımımızın, dün de A Erkek Basketbol Milli Takımımızın Avrupa Şampiyonası Elemelerinden zorlu bir süreçten sonra çıkarak finallere katılmasının bir başarı olmadığını söyleyen ve elde edilen başarıları rakip ülkelere bakarak küçümseyen bir kısım var. Öncelikle şunu söylemek gerekiyor ki, her iki A Milli Takımımızın gruptan çıkma sürecinde hep beraber yaşadığımız stresin; hepimize gelecek adına birer ders olması gerektiğini düşünüyorum. Bundan sonraki süreçlerde, özellikle de elemelerde yer alacak oyuncuların ve milli takımlarımızın ara kamp çalışmalarının belirlenmesi adına gerek TBF yetkililerinin gerekse de teknik ekiplerimizin çalışmalara şimdiden başlamasının bir zorunluk olduğu görülmektedir. Ayrıca lig takvimi hazırlanırken, muhakkak A Milli Takımlarımız için ara kampların yapılabilmesini de sağlayacak bir takvimin oluşturulması da şart. A Milli Takımlarımızın eleme gruplarında ilk başlardaki olumsuz sonuçlarda sonra final niteliğindeki maçları kazanmasının, kriz anlarını başarıyla yönetme açısından olumlu ve değerli görüyorum. Bu yazımda elde edilen sonuçları küçümsemememiz gerektiğini bir de bu açıdan olaylara yaklaşmamız gerektiğini ifade etmeye çalıştım.

Yazacaklarım ne fantastik bir kitaptan bölüm ne de komplo teorisidir. Yaklaşık olarak 35 yıldır ilgiyle ve tutkuyla takip ettiğim basketbolun adım adım getirilmeye çalışıldığı aşamayı dikkatlice takip eden ve bundan sonra da getirileceği noktayı görebilen bir basketbolsever zihnin yorumudur.

FIBA ile Euroleague Basketball arasında süren anlaşmazlıklar nedeniyle gerek Avrupa Basketbol Şampiyonası Elemeleri gerekse de Dünya Kupası Elemelerinde birçok ülke; NBA oyuncularından hiç yararlanamazken, Euroleague oyuncularından ise geçmişte olduğuna göre çok az yararlanabiliyor. Oysa basketbolu hatta bütün spor organizasyonlarını en keyifli kılan organizasyonlar; milli takımlar düzeyinde gerçekleşen organizasyonlardır.

Dünyanın bir numaralı spor organizasyonunun Olimpiyat Oyunları olmasındaki temel neden de dört yılda bir ülkelerin olimpik branşlarda adeta gövde gösterisi yapmalarıdır. Ülkeler bu sayede sportif alanda ürettikleri değerleri ve buna bağlı olarak da spordaki nitelik düzeylerini birbirleriyle karşılaştırma imkânı bulmaktadırlar. Basketbolda da en ilgi çeken müsabakalar hiç kuşkusuz milli takım maçlarıdır. Bu sayede hem değer üretim karşılaştırması yapma imkânı bulunur hem de o ülkenin vatandaşları arasında ortak bir duygu birliği sağlanır. Milli takımlar arasında gerçekleşen müsabakaları bu denli silik hale getirme çabasını; küresel aklın bir yansıması olarak görüyor ve hiçbir şekilde tasvip etmiyorum. Bununla birlikte de küreselleşmiş bir NBA ve Euroleague ağına bizleri mahkûm edip, tek tipleşme ve tekelleşmeye doğru bir dayatma gerçekleşiyor.

Avrupa ve Dünya Şampiyonası finallerine, elemelerde gerçek gücü katılabilmiş olsalardı rahatlıkla katılabilecek olan birçok ülke milli takımının ya elemelerde ecel teri dökerek katılabildiğini ya da elemelerden geçemeyerek katılamadığına sıkça şahit oluyoruz. Bu da basketbolun cazip olma durumunu günden güne azaltıyor. Örneğin; FIBA 2020 Avrupa Şampiyonası Elemelerinde Avrupa basketbolunun önemli ülkeleri olan Letonya ve Karadağ gruptan çıkamayarak, finallere katılım hakkı elde edemediler.

FIBA ile Euroleague Basketball arasındaki sürtüşmeler sanki çok başlılık olarak görülüyor. Ama aslında bu çok başlılık değil, tektipleştirmedir. Amerika dışındaki birçok ülkede özellikle de Avrupa'da, NBA'da kendine yer bulamayan Amerikalı oyuncuların istilasına uğraması da bu düzenin bir parçası olarak görülmelidir. Bu tektipleştirme düzeninin getireceği tehlikeleri yani çoğu ülke basketbolunu bitirecek anlayışı gören birçok basketbol kültürü olan ülkeler hemen gerekli önlemleri aldılar. Bu önlemlerin başında ya ülke liglerini iddialı hale getirmeden oyuncu yetişmesi ve gelişmesi adına verimli hale getirerek (Sırbistan, Litvanya) yurt dışına oyuncu ihraç ettiler; ya da kendi liglerinde birçok kulübe yerli oyucu yetiştirme adına yazılı olmayan misyon yükledirler (İspanya, Yunanistan). Dünya basketbolunu tektipleştirme ve milli takım ruhunu öldürme adına yapılan bu tekelleşmeye karşı refleks gösteremeyen ülkeler ise maalesef yavaş yavaş gerilemeye başladılar. Bunu en belirgin şekilde görebilmek adına basketbol kültürüne sahip olan milli takımların birçoğunun, normal şartlarda basketbol adına kendileriyle boy ölçüşemeyecek olan ülkelerin seviyesine düşürülmeleridir.

Dünya çapında bütün ülkelerde basketbolun izlenme seviyesini ve niteliğini arttırma adına projeler üretilmesi gerekirken, nedense bir anda suni olduğunu düşündüğüm FIBA ile Euroleague Basketball horoz dövüşü ile milli takımların ve dolayısıyla da milli ruhun değersizleştirilmesine gidiliyor. Amerika dışındaki diğer ülkelerdeki en iyi basketbolcular, kendi ülkelerinin milli takımlarını kariyerleri boyunca ancak finallerde temsil edebiliyorken; bir de buna elemelerden çıkmayı da güçleştirince tam da basketbolun küresel baronlarının ekmeğine yağ sürülmüş oluyor. Oysa NBA'ya giden bu oyuncuların öncelikle kendisine yıllarca yatırım yapan ülkesi adına mücadele edip, ülkesine olan borcunu ödemesi gerekirdi. NBA ve onun bir alt versiyonu olan Euroleague ise bu imkânı ülkelerin elinden alıp, kendi basketbol tekelini kurmak için kullanmaktadır. Bu adeta beyin göçünün başka bir versiyonu olan sporcu göçüdür. Yani yüzlerce yıldan beri devam eden sömürü anlayışının başka bir açıdan devamı niteliğindedir.

Bütün ülkelerin Basketbol Federasyonlarının bu gidişata dur deme adına ortak hareket etmesi gerekiyor. Aksi halde böyle devam ederse dünya basketbolu birilerinin tekelleştiği ve tek tipleştirdiği hal alacaktı. İstenilen de zaten NBA ve Euroleague'in hâkim olduğu, diğer liglerin ise en iyi oyuncularını bunlar için yetiştirdiği küçük NBA'lar Euroleague'ler olmalarıdır. Bunun sonunda da bir kumanda kadar yakın olan NBA ve Euroleague'in izlenmesi, diğer ülke liglerinin ise bu liglerin altyapı ligleri haline gelmeleridir! Milli Takımlar mı? Hedefledikleri bu tek tipleşme organizasyonunun önündeki en büyük engelin, milli takım organizasyonları olduğunu çok iyi bildikleri için; dünya çapında bütün milli takım organizasyonlarını itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar. Biz gerçek basketbolseverlere ve ülke sporuna değer verenlere düşen vazife ise bu sömürü sisteminin önündeki en büyük güç olan Milli Takım organizasyonlarını nitelikli hale getirmektir. Bunu da yerel liglerdeki yabancı oyuncu sayısını en makul düzeye çekerek, kendi oyuncularımızın yetişme ve gelişmeleri adına imkanlar sağlayarak, kahramanlar yaratmakla sağlanacaktır. Bu sayede de milli takımların gücü artarak, milli maçlara olan ilgiyi de arttırmış olacağız. Basketboldaki tek tipleşme ve sonrasında da tekelleşme anlayışının da emellerine ulaşmasının önünü kesmiş oluruz.

FIBA 2022 Avrupa Şampiyonası Finallerinde Letonya ve Karadağ olmayacak. Çünkü Letonya ve Karadağ, FIBA 2022 Avrupa Şampiyonası Elemelerinde birçok üst düzey oyuncusundan mahrum kaldığı için finallere katılma şanslarını kaybettiler. Doğal olarak da Avrupa basketbolunun en büyük organizasyonu olan Avrupa Şampiyonası Finallerinin gelecek

organizasyonunda, Avrupa basketbolunun yetiştirdiği en büyük yıldızlardan olan Kristaps Porzingis (1995) ve Nikola Vucevic (1990) olamayacak. Kristaps Porzingis ve Nikola Vucevic gibi birçok NBA'da oynayan üst düzey basketbolcu, kendi ülke milli takımının formasını kariyeri boyunca çok sınırlı sayıda giyebilecek şekilde kurulan bir düzenin kimin yararına işlediğini iyi düşünmemiz gerekiyor!

Her açıdan basketbolun gerçek anlamda güzelliklerini yaşamak ve yaşatmak istiyorsak; yerli oyuncularımıza değer vermeli, onların gelişimlerine özen göstermeli ve kendi kahramanlarımızı yaratarak, milli takımımızı güçlendirmeliyiz. Milli Takımlarımıza sahip çıkmak demek, aynı zamanda da basketbolun güzelliklerine de sahip çıkmak demektir. Her ülkenin A Milli Takımı, o ülkenin basketbola olan bağlılığının da yansımasıdır. Bunu kimsenin engellemesine izin vermemeliyiz.

A Erkek ve A Kadın Basketbol Milli Takımlarımızın elemelerden çıkarak finallere katılmasını küçümseyenlerin, bir de bu açıdan olaya bakmalarını önemle rica ederim. A Milli Takımlarımızın finallere katılması sayesinde, basketbolu dünya çapında tek tipleştirmeye çalışan ve buradan da rant elde eden çevrelerin emellerinin de gerçekleşmesine bir ölçüde de olsa balta vurulmuştur.

Herkese mutlu, huzurlu, sağlıklı ve basketbol dolu günler diliyorum. Saygılarımla.

 

Yorumlar Okunma: 2256