Hüseyin Taşkıran: Enes kapılara tırmanırdı (Ebru Erdoğan) - BasketFaul.com

Hüseyin Taşkıran: Enes kapılara tırmanırdı (Ebru Erdoğan)

17-06-21 07:40
20 Haziran Babalar Günü... Bu güne doğru basketbolcu babalarıyla biraz evlatlarını konuşalım dedik. Hep sahalarda gördüğümüz oyuncular, babalarının gözünden nasıllar bakalım? İlk konuğumuz Enes Berkay Taşkıran’ın babası Hüseyin Taşkıran.

Abisi Anadolu Efes’in yaz okuluna giderken, ona takılarak sahalara alışmaya başladı ama pek basketbola niyetli değildi. Sonrasında ise çok heveslendi. Zaman ilerledikçe baktı ki yapabiliyor, bunu gördükçe kendine hedefler koydu diye düşünüyorum. Biz de her zaman ona "oğlum yapabilirsin desteğini" verdik.

Bazı antrenmanlardan sonra "baba ben koşuyorum, bana top atmıyorlar" diye sitem ederdi. Ben de "oğlum sen koş, top atmayan düşünsün, sen niye düşünüyorsun, üzülüyorsun, sen olman gereken yerde ol yeter" diyerek devam etmesini sağlardım. Ama bence futbola da yeteneği vardı.

Küçükken hiperaktif bir çocuktu. Kapı pervazlarına tırmanıp aşağı atlardı. Mavi bir bornozu vardı. Onu giyip Süpermen olurdu. Koltuktan koltuğa geçerdi. Çok hareketli ve çok yaramazdı. Abisiyle yaşıt gibi büyüdüler. Aynı yaştaymış gibi davrandılar. İki erkek çocuk olunca 24 saatin 12 saati kavgalarla geçerdi. Enes abisinden daha baskın bir karakter. Abisi şu anda daha ağırbaşlı ama çocukken çok farklı değillerdi.

A Takım seviyesine çıkana kadar hiçbir maçını kaçırmadım. Bazen üzüldüm, bazen telaşlandım. Ama tabii ki en çok hissettiğim gurur duymak ve mutluluk oldu. Hele bir de oynadığı takıma katkısı olduysa, maç sonu salondan daha keyifli çıkıyordum. A Takım seviyesindeki maçlarından İstanbul’dakileri kaçırmamaya çalışıyorum. Bu sezon ilk yarıda 9, ikinci yarıda da 8 haftalık sakatlığı bizleri de üzdü ama profesyonel sporun içinde bunlarında olduğunu Enes ile beraber öğrendik.

Profesyonelliğe sakatlandığım için geçemesem de amatör olarak futbol oynuyordum. Spora yönlenmelerinde bununda etkisinin olduğunu düşünüyorum.

16 Yaşında milli takımlara da gitmesiyle Enes ile çok vakit geçiremedik fakat bu duruma alıştık. Bazı zamanlar üzülüyoruz. Şimdi yanımızda olsaydı diyoruz tabii ki. Ama profesyonel spor hayatının gelişimi içinde zaman bunu gerektiriyor. Enes’in de mutlaka zorlandığı zamanlar olmuştur. Gerçi bize belli etmemeye çalıştı.

İlk milli takıma seçildiğini duyduğum zaman, genç milli takımda Sırbistan’da oynadıkları bir turnuvada son dakikalarda attığı basketinde çok duygulanmıştım.

Evimizin yakınındaki okul bahçesinde basketbol ve futbol oynardık. Ben her oynadığımızda bilerek yeniliyordum. Futbol içinde gol yemek biz babaların işi diyebilirim.

Maç konuşmalarımızda haklı olan hep Enes. Ben hiç haklı olmuyorum. O profesyonel olduğu için ikna edemiyorum. 

 

Yorumlar Okunma: 3405