Gençlerimiz ülke basketboluna güven duymuyor (İlker Yıldız) - BasketFaul.com

Gençlerimiz ülke basketboluna güven duymuyor (İlker Yıldız)

25-08-21 20:52
Neredeyse bir buçuk aya yakın bir süredir bu sayfalarda yazı yazmıyorum. Oysa notlar aldığım ve yazmayı bekleyen onlarca basketbol yazım mevcut ama elim bir türlü klavyenin tuşlarına gitmiyor. Bunda, Tokyo 2020 Olimpiyat Oyunlarına ve Kadın Voleybol Milli Takımımızın Avrupa Şampiyonası maçlarına odaklanmamım büyük etkisi olsa da asıl sorun; A Milli Basketbol Takımlarımızın başarısız neticeler alması ve altyapı milli takımlarımızdaki oyuncularımızın gerek Dünya Kupası’nda gerekse de FIBA Altyapı Avrupa Challenger’lardaki hayal kırıklığı yaratan performansları oldu. Oysa bu yaz, hemen hemen bütün alt yapı milli takımlarımızın maçlarını izlemiş ve detaylı notlar almıştım. Ancak, gençlerimizin çoğunun salgın sürecini çok kötü geçirmiş olduklarını görünce ve geçtiğimiz yıllara nazaran Avrupalı rakiplerine göre çok daha geriye doğru gittiklerine şahit olunca, yazma coşkunluğumu da kaybettim. Ben de parmaklarımın klavyenin tuşlarına gitmekte imtina ettiği bu süreçte; yazı yazamıyorsam, bari kitap okumaya odaklanayım şeklinde kendime yatırım yaparak geçirdim. Sosyal medya hesabımdan basketbol adına kısa paylaşımlar yaparak, yazma tutukluğumu gidermeye çalıştım ama nafile… Yazmak sadece bilgi ile değil, tutku ve coşkunlukla da ilgi bir şey. Beni, şu sıralar spor adına yazmaya iten bir tek A Milli Kadın Voleybol Takımımızın başarıları var. A Milli Kadın Voleybol Takımımızın başarılarını izledikçe, ülke olarak takım sporlarında futbol ve basketbolda benzer başarıları nasıl elde edemediğimize de hayretler içerisinde kalıyorum.

Bu yaz, bilindiği gibi 19 Yaş Altı Erkek Basketbol Milli Takımımızın Dünya Kupası ile alt yapı milli takımlarımızın turnuva açılışını gerçekleştirdik. 16 ülke milli takımının katıldığı ve 3-11 Temmuz tarihleri arasında Letonya’da düzenlenen FIBA 19 Yaş Erkekler Dünya Kupası’nı dokuzuncu sırada tamamladık. Her daim söylediğim gibi alt yapı organizasyonlarında sıralamanın pek bir önemi yok. Sıralamanın tek önemi; üst turlara çıkıldıkça daha güçlü ülke takımlarıyla oynama imkanı bulacağımızdan dolayı, gençlerimizin zorluk derecesi yüksek olan maçlarla birlikte tecrübe ve gelişimlerine olan katkının artmasıdır. Ama artık bu düşünceye de eskisi kadar inanmıyorum. Çünkü, alt yapı milli takımlarımızın madalya aldığı organizasyonlarda yer alan oyuncularımızdan çok, alt yapı milli takımlarımızın neredeyse en kötü dereceyi aldığı şampiyonalardaki kadrolardan A Milli Takım seviyesinde katkı sağlayan daha çok oyuncu aktarımı sağlandığını görüyoruz. Kısacası, altyapı milli takımlarımızla madalyayı amaç edindiğimiz dönemlerden geriye kalan; ülke basketbolumuz adına sadece çok büyük bir hayal kırıklığı olmuştur. Altyapılarda madalya avcılığı anlayışı, en üstten aşağıya doğru Türk basketboluna adeta bir virüs gibi bulaşmış ve ülkemizdeki altyapı organizasyonlarını büyük ölçüde olumsuz yönde etkilemiştir. Alt yapı milli takımlarımızın elde ettiği madalyalar ve kupalar; kulüp organizasyonları tarafından doğru anlaşılmadığından dolayı, kulüplerimizin birçoğunda alt yapı organizasyonlarında madalya veya kupa kazanmanın amaç haline getirildiğine şahit oluyoruz. Bu da asıl olması gerekenin, yani oyuncu merkezli anlayışın değer kaybetmesine sebebiyet veriyor. Bunun neticesinde de küçük yaşlardan itibaren yanlış bir basketbol anlayışı ile yetiştirilen, olması gerekenden çok farklı ve yetersiz bir temel eğitim alan oyuncular yetiştirmemize neden oluyor. Sonuç itibariyle de “yarım basketbolcular ülkesi” haline geliyoruz. Türk basketbolunun adeta kodlarını alt üst edip; alt yapılarda süreç odaklı değil, sonuç odaklı anlayışın hakim kılındığını üzülerek görüyoruz.

Alt yapı milli takımlarımızda görev alan birbirinden değerli isimlere, gençlerimize, gençlerimizi yetiştiren kulüplerimize ve ailelerine ne kadar teşekkür etsek azdır. Ancak şunu da açık yüreklilikle söylemek zorundayız ki, maalesef ülke basketbolumuzun geleceği adına şimdiden radikal kararların ve önlemlerin alınması gerekiyor. Çünkü, alt yapı milli takımlarımızda yer alan oyuncularımızı izlediğimizde, Sayın Necip Kapanlı’nın da ifade ettiği gibi yurt dışında basketbol eğitimine devam eden oyuncularımızın neredeyse tamamında basketbol adına olumlu anlamda ciddi gelişmeler gözlemlenirken, yurt içinde basketbol eğitimine devam eden genç basketbolcularımızın çoğunda ise ciddi anlamda gerilemeler yaşandığını görüyoruz. Erkekler Basketbol Süper Ligi (BSL)’nde ve Kadınlar Basketbol Süper Ligi’nde (KBSL) ciddi süreler alan gençlerimiz dışında, başta BGL olmak üzere, profesyonel liglerde maçlarda fark açıldıktan sonra istatistik kağıdında görülsün amaçlı olarak üç-beş dakika ortalama süre alan oyuncularımızın hemen hemen tamamına yakınında basketbolları adına bir

ilerlemeden söz etmemiz mümkün değil. En büyük hayal kırıklığı ise BGL’de ciddi süreler alan oyuncularımızın çoğunda performans anlamında büyük bir düşüşün yaşanmış olduğunu görmek oldu.

Zannedersem benim geç de olsa görebildiklerimi, özellikle genç basketbolcularımız ve onların aileleri daha önceden fark etmiş olsalar gerek ki, evlat özlemi çekmeyi göze alsalar da çocuklarının basketbol geleceklerini yurt dışında görmüşler. Alt yapı milli takımlarımızın turnuvaları bittikten sonra da birçok genç oyuncumuzun da çok erken yaşlarda soluğu yurt dışında aldığını görüyoruz. Bunda hiç kuşkusuz gençlerimizin basketbol kariyerleri adına liglerimizde kendilerine bir gelecek görememeleri ve kendilerine basketbol gelişimleri adına ciddi yatırım yapılmayacağını görmüş olmalarının etkisinin de büyük olması olsa gerek. Yoksa, kim 17-18 yaşında ülkesinden ayrı kalarak, ABD’ye ya da Avrupa’ya basketbol kariyerini şekillendirmek için gitmek ister. Daha önceki yıllarda hem akademik hem de basketbol eğitimini birlikte sürdürme yönünden ABD’ye giden gençlerimize tanık oluyorduk; şimdilerde ise sadece basketbol gelişimleri ve kariyerleri adına İspanya, Sırbistan, Yunanistan gibi ülkelere transfer olan birçok genç oyuncumuz olduğuna şahit oluyoruz. Bu oyuncularımızın çoğu da alt yaş kategorilerinde basketbolda ülkemizin en iyi gençleri arasında yer alanlar... Herhalde kimse ailesinin yanındaki sevgi, huzur ve güven ortamını bırakıp da binlerce kilometre uzakta ve tam olarak da bilmediği bir ülkeye ve kültüre gitmez…

Bizler, ligimizin Avrupa’nın en iyi üç liginden biri olduğunu söylemeye devam edelim, bol yabancı oyuncularla (yerli oyunculara en az süre veren EL takımları olarak) Euroleague şampiyonluklarını planlamaya devam edelim, ligimizde yabancı oyuncu sayısını (devşirme oyuncuları da katarsak) ve yabancı oyuncularla yapılan yüksek meblağlı kontratları sorun etmemeye devam edelim, jenerasyon takıntısıyla on-yirmi yılda bir tesadüflerle bir araya gelen oyuncu kadrolarıyla övünmeye devam edelim, yabancı antrenör kriterleri ile yerli antrenörlerimizin ülke basketboluna yabancı kalmaya devam etmesini izlemeye devam edelim (geçtiğimiz sezon ligimizdeki yabancı antrenörlerin, Türk antrenörlere göre yerli oyuncularımızın gelişimine daha çok katkıda bulunduğunu görüyoruz), alt yapı antrenörlerinin özlük haklarına ilişkin düzenlemenin yapılmamasına devam edelim, A Milli Takımlarımızın geleceğini kulüplerimizin insafına bırakmaya devam edelim, basketbolumuzda büyük antrenörler ve büyük oyuncular yetiştirmeyi merkeze alan düşünce yerine günü kurtarma düşüncesine devam edelim, değerler yetiştiren anlayışın hakim olması yerine tüketici anlayışın hakim olmasına devam edelim, takım sporlarında yüzümüzün akı ve gururumuz olan voleybol milli takımlarımızı imrenerek izlemeye devam edelim, kulüplerimiz finansal fair-play’e uygun hareket etmemeye devam etsinler… Sonra da neden ülke basketbolumuz bunca imkana rağmen istenilen yerde değil ve neden üst düzey oyuncular yetiştiremiyoruz diye düşünüp, duralım!
 
Demek ki basketbol camiası olarak bizler, gençlerimize basketbol kariyerleri adına en iyi şekilde gelişim sağlayacakları gelecek, değer ve güven ortamı sağlayamıyoruz ki, bu gençlerimiz basketbol kariyerleri adına geleceklerini yurt dışına gitmekte görüyorlar… Avrupa’nın önemli liglerine ve Euroleague bir tek Türk oyuncu ihraç edemezken; gelecek adına önemli potansiyele sahip olarak gördüğümüz genç oyuncularımızın Avrupa’ya akın etmesi bir tezat değil mi? Bu gençlerimiz, haklı olarak basketbol kariyerlerini ve potansiyellerini en iyi şekilde gerçekleştirecekleri imkanları kovalıyorlar. Ülke basketbolu olarak en büyük eksikliğimiz; gençlerimize aradıkları o imkanları, o ilgiyi, o güveni ve o değeri verememek olsa gerek!
 

Herkese mutlu, huzurlu, sağlıklı ve basketbol dolu günler diliyorum. Saygılarımla. 

Yorumlar Okunma: 4863