Fenerbahçe Safiport... En büyük fırsat kaçtı... (Hayri Pekergin) - BasketFaul.com

Fenerbahçe Safiport... En büyük fırsat kaçtı... (Hayri Pekergin)

10-04-22 20:49
Üzerinden uzun zaman geçmedi.

Yaklaşık dört hafta önce tamamlanan play-off serileri ardından F.Bahçe Safiport’un tarihinde ilk kez Euroleague Women Final Four’a bir numaralı aday olarak gideceği resmen belli olmuştu.

Rusya takımlarının ihraç edilmesi ardından oluşan yapılanmada Fenerbahçe Safiport hem kadro yapısı, hem de aldığı sonuçlar itibarı ile Euroleague Women’daki diğer tüm rakiplerinin bir kademe üzerinde konumlanıyordu.

Sarı lacivertliler son yenilgisini 2 Kasım 2021’de İtalya’da aldıktan sonra Euroleague Women arenasında arka arkaya 12 sınavda sahadan galibiyet ile ayrılmıştı.

Sarı lacivertliler kadın basketbol takımına uzun yıllar boyunca hiç vazgeçmeden yaptıkları üst düzey yatırım ile Avrupa’nın bir numaralı kupasında şampiyonluğu hak ediyordu.

“Hak etmek” ile “hakkını almak” çok farklı şeyler.

Bugün sarı lacivertli kulübün kadın basketbol organizasyonu tarihinin en büyük fırsatını kaçırdı.

Bir ay önce Fenerbahçe yönetiminin “what ever it takes” diyerek organizasyonu İstanbul’a getirmesi gereğini belirtmiştim.

Fenerbahçe yönetimi bu açıdan üzerine düşeni yaptı.

Organizasyon İstanbul’a alındı Takım maçların oynanacağı büyük salona alışmak için yeterli fırsata sahip oldu. Sarı lacivertli taraftarın denkleme dahil olması sağlandı.

Seyirci etkisi, USK Prag önünde 28. dakikaya 11 sayı geride giren Fenerbahçe Safiport’un geri dönüşünü kolaylaştıran unsurlar arasındaydı.

Daha önce yazmıştım.

Fenerbahçe Safiport’un “bir numaralı favori” olarak çıktığı Final Four’da “en büyük rakibinin kendisi olmaması” gerekiyordu.

Gündeme getirdiğim bu kavramın içindeki derinliği ilk anda fark edemeyenler oldu.

Belirtilen Sarı lacivertliler için “rakip yok” demek değildi.

Fenerbahçe Safiport’un mevcut rakipler içinde en zorlu olanının, sezon başından itibaren çok defa işaret ettiğim “kendi iç kırılganlıkları” olduğunun altı çizilmişti.

Nitekim Türkiye Kupası finalinde Çukurova Basket Yenişehir Bld. önünde ortaya konan oyun ve alınan yenilgi bunları “herkesin” görebileceği boyuta getirdi.

Bu kırılganlıklardan bana göre en büyüğü Fenerbahçe Safiport coachu Lapena’nın işler planlandığı gibi gitmediği zamanlarda, oyunda momentum değiştirecek hamle yapma konusundaki eksikleriydi.

Sopron finalinde ne yazık ki bu senaryo yeniden yaşandı.

USK Prag Yarı final maçının üçüncü çeyreğinde de özellikle kontrolün kaybedilme tehlikesi iki kez ciddi olarak hissedilen ilk ve son bölümlerde, Lapena’nın yardımcıları Ömer Buharalı ve Nacho Garcia devreye girmişti.

Ömer Buharalı Lapena’yı toparlarken Nacho Garcia sahadaki oyuncuların odaklı kalması için çaba gösteren isim oldu.

Yarı final maçında, sezon içinde takımın birçok farklı alandaki yükünü omuzlamanın getirdiği düşüşü yaşayan Elizabeth Williams’ın koşarken bile zorlanması, istenilen ritimde oynayamaması final için de büyük bir risk faktörüydü.

Satou Sabally’nin bu kritik maçta potaya her yaklaştığında sayı bulmasına rağmen, 3 sayı atma sevdasıyla ribauntlardan uzak kalarak kısa forvet oynama fantezisini sürdürmeye çalışması, Olcay Çakır Turgut’un savunmada ritim bulamaması, Iagupova’nın maça iyi başladıktan sonra top kayıplarını arttırması USK Prag’ın ilk 28 dakika kontrolü elinde tutmasını kolaylaştıran kırılganlıklardı.

Bu maçta kenarda Ömer Buharalı ve Jose Garcia Lapena’ya “desteği” arttırırken sahada işleri toparlayan isimler çok kritik üç sayı isabetleri ile Zahui ve sezonun en iyi performansını sergileyen Bria Hartley oldu.

Üçüncü çeyreğin sonundaki hızlı geri dönüşün pivot noktalarından biri, oldukça kritik üç sayı isabeti ile moral kazanan Olcay Çakır Turgut’un Oblak’ı bezdiren savunma sertliğini ortaya koymasıydı.

Bu kompozisyonda Iagupova’nın 3 sayılık şutlar yerine potaya giderek “garanti” araması gerekiyordu. Ukraynalı yıldız finale çıkmak için gerekeni yaptı.

Kritik geri dönüş sürecinde potaya üst üste iki kez giderek mesaj veren sayılar kaydetti.

Sıra bir süredir suskun olan McBride’a gelmişti. O da el üzerinden bulduğu 3 sayı isabeti ile hedefe kilitlendiğini ortaya koyunca durmamak üzere ivmelenip finale yükselen Fenerbahçe Safiport oldu.

Bu maçta şunu da görmek gerekiyordu;

USK Prag açısından maçın ikinci yarısında Brionna Jones ve Alyssa Thomas yaşadığı fiziksel düşüş Fenerbahçe Safiport açısından işleri kolaylaştıran önemli bir faktördü.

Maçın ikinci yarısında sakatlık yaşayan forvet Conde sahada olsaydı bile Oblak’ın Olcay Çakır Turgut tarafından nötralize edildiği “resimde” onun varlığı belirleyici bir faktör olamazdı.

Sopron ile oynanan Euroleague Women final maçı Fenerbahçe Safiport’un sahip olduğu saha ve seyirdi avantajlıyla önde göründüğü bir finaldi.

Fenerbahçe Safiport kadın basketboluna uzun yıllardır yaptığı yatırımların karşılığını almak için sahaya çıkmıştı.

Final 12-0 Sopron üstünlüğünde başladı. Fenerbahçe Safiport yarı final maçında olduğu gibi bir kez daha ritim bulmakta zorlanıyordu.

İlk yarıyı çok iyi savunma ve Fenerbahçe Safiport’un kendi yanlışlarını sayıya dönüştürme becerisi ile Macar takımı 29-19 önde kapattı. Sabally’nin top kayıpları kimyayı değil hücumları başlamadan bitiriyordu.

Sarı lacivertliler ilk yarıda yalnız 19 sayı buldu.

İkinci çeyrekte sarı lacivertlilerde Hartley’in yarı finali aratan performansı, McBride’ın ritmini bulamaması savunmadaki çabanın ofansif verime dönüşmesini engelleyen başlıca faktördü.

Sopron’un yarı finalde sezon ortalamasının çok altında bir performans ile oynayan Parfumerias Avenida önünde ikinci yarıda adeta durarak 16 sayı farktan yakalanması finalin devre arasında sarı lacivertliler açısından beklentiyi canlı tutan unsurdu.

Üçüncü çeyrekte bir şeylerin değişmesi, salonu ateşleyecek performansların gelmesi gerekiyordu. Olcay Çakır Turgut’un potaya başarılı üç atağı, Hartley’in üçlüğü beklenen momentumu getirdi.

24. Dakikada skor 33-32 oldu.

Oyunun çok sertleştiği dakikalarda Hatar ile sayı bulan Sopron 39-33 ile yeniden farkı 2 topa çıkardı. Sarı lacivertlerde McBride ve Iagupova’nın skor gücü aranırken Zahui’nin arka arkaya 5 sayısı farkın açılmasını engelledi.

Son çeyreğe 45-38 Sopron üstünlüğünde girildi.

Ritme girmek için skor bulmaya ihtiyaç duyan McBride kenarda otururken onun pozisyonunda oynayan Sabally Milovanovic-Brooks’u tutmakta zorlanması Sopron’a avantaj sağladı.

Brooks karşısında Tuğçe Canıtez’in göreve çağrılmaması i-na-nı-lır gibi değildi.

McBride kenarda kalip Iagupova pozisyona girmekte zorlanırken Zahui’den gelen ikinci bir beş sayılık “katkı paketi” hayat öpücüğü niteliğindeydi.

Iagupova’nın Gabby Williams’ı savunmada yaşadığı zorlukları Lapena da seyredince Sopron 33. dakikayı 51-44 önde geçti.

Macar Coach’un kenara alıp 2-3 dakika dinlendirdiği isimlerden kimi yeniden sahaya atsa o ismin sayı atması sarı lacivertli takım açısından iyi işaret değildi.

Iagupova’nın bireysel çabası ile bulduğu iki basket sonucu 36. dakika skor 55-50 oldu.

Olcay Çakır Turgut’un basketi olsa da Sopron’un çizgide sorun yaşadığı bilinen Williams’ı faul ile durdurması, Hatar’ın sayılarıyla 37. Dakika 58-52 geçildi.

Sabally’nin sonda gelen üç sayı isabeti, Olcay Çakır Turgut’un kaptığı çok değerli top, son çeyreğin büyük bölümünde kenarda oturtulan McBride’ın elinden oldukça çabuk şekilde kullanılınca sarı lacivertlilerin oyuna ortak olma şansı kalmadı.

Bir dakika kala kullanılan o kritik topta Fenerbahçe Safiport’a dengeli, organize bir hücum gerekiyordu.

Sopron çizgide bir isabet ile saniyeler kala skoru 59-54’e getirdi. Son hücumda çizgideki tek isabet Sopron’un üçüncü finalinde 60-55 skorlu ilk şampiyonluğunu ilan etti.

Sonuç olarak yalnızca Fenerbahçe değil Türkiye’nin kadın basketbolu çok büyük bir fırsat kaçırdı.

Fenerbahçe Safiport cephesinde kaçırılan tarihi fırsatın en büyük sorumlusu olarak coach Lapena’yı görmek gerekiyor.

Ben sezon başından bu yana uyarı görevlerimi hakkı ile yerine getirdiğimi, finalin kaybedilmesinde faktör olan bütün unsurları aylar önce tek tek listelediğimi düşünüyorum.

Final maçının “olmak ya da olmamak” anlamındaki dakikalarında, perdelerde oyuncu değişen takıma savunmada çabukluk gerekirken, ritim bulsa işleri değiştirebilecek McBride’ı oturtup Zahui ve Sabally gibi dış pozisyondaki rakipler önünde duramayan iki uzun ile aynı anda oynamak affedilir gibi değildi.

Bunun sonucunda Brooks Sabally, Gabby Williams Zahui üzerinden çok kritik sayılar buldu. Sopron da son çeyrekte önde kalmayı sürdürdü.

Bu pozisyonda Fenerbahçe Safiport’un Tuğçe Canıtez’in savunmadaki sertliğine, hücum ribauntlarındaki gücüne, az risk alarak topun doğru isme ulaşmasındaki katkısına ihtiyacı vardı.

Türkiye Kupası finali basın toplantısında sorulan bir soru üzerine A Milli Takım Kaptanı olarak yabancı oyuncu sayısı konusunda fikrini söylemesi Final Four da “de-facto” olarak rotasyon dışında kalmasına neden olmamalıydı.

Ben Tuğçe Canıtez’in oynamaması kararının kimin tarafından alındığını bilmiyorum.

Bununla birlikte, Olcay Çakır Turgut’un final maçının ikinci yarısında takımını, kulübünü sahiplenen oyununu gördükten sonra şunu rahatlıkla söyleyebilirim;

Bu final maçında varlığına ihtiyaç duyulan Tuğçe Canıtez’in oynamaması kararını kim almışsa Fenerbahçe’ye ve ülke basketboluna çok büyük bir darbe vurmuştur.

Yeniden Lapena’ya dönersek sadece USK Prag ile oynanan yarı final maçında değil, Çukurova Basket önünde kaybedilen Kupa finalinde de bu sezon başından itibaren üzerine yüklenen ağır yükün fiziksel çöküşünü yaşayan Williams’ın 36 dakika sahada kalması da inanılır gibi değildi.

Oysa Sopron Coachu Gaspar Hatar’ı 20, Dolson’u 19 sakika oynatarak Williams’ın karşısındaki pivot oyuncularını sürekli diri tuttu.

Lapena açısından fiziksel olarak hiçbir eksiği olmayan Sabally’yi pota altına 5-10 dakika kaydırıp Williams’ı dinlendirmek neden bu kadar imkansızdı? İnanın anlayamıyorum.

Fenerbahçe Safiport ikinci yarıda sürekli organize hücumlar yerine bireysel insiyatif alan oyuncular ile sonuca gitti.

Kritik hücumlardan organize olamadan dönülürken Lapena yardımcılarından destek alma konusunda USK Prag maçında olduğu gibi açık değildi.

Daha Fenerbahçe’deki ilk sezonunda Lapena’nın basketbolunu vurdulu kırdılı savunma yapıp, hızlı hücum ve ters eşleşme arayışlarıyla başarı arayan İspanyol altyapı milli takımlarının basketboluna benzetmiştim.

Geçen zaman içinde ne yazık ki gerek kadro mühendisliği, gerek saha içi organizasyon başarısı olarak beni haksız çıkartacak bir performans Lapena tarafından sürdürülebilir şekilde ortaya konmadı.

Bu büyük hayal kırıklığı ardından Fenerbahçe Kadın Basketbolu üst yapısının büyük ölçekli bir yeniden yapılanmaya gitmesi beklenen bir gelişme olur.

Bu sonuç ardından, Fenerbahçe yönetiminin de “kendi içinde” kontrol ve denge mekanizmaları oluşturarak daha performans ve verim odaklı bir bakış açısı ile hareket etmesi doğru olur inancındayım.

twitter: @hayripekergin 

Domain - Hosting - Cloud

Yorumlar Okunma: 6888