İki kat beklenti, iki kat üzüntü (Hayri Pekergin) - BasketFaul.com

İki kat beklenti, iki kat üzüntü (Hayri Pekergin)

17-04-22 22:36
Son on günlük süredeki gelişmeler, kaybedilen final ve yarı finaller ülkemizin gerileme döneminde bulunan kadın basketbolu için işlerin olumlu yöne evirilebileceği bir dönüm noktası olabilirdi.

Şöyle düşünelim;

EuroCup Women yarı finallerinde İtalyan ve Fransız takımlarıyla eşleşen Çukurova Basket Yenişehir Belediye (Çukurova Basket) ve Galatasaray maçlarını kazanarak finale yükselmiş olsa, ülkemizin bir takımının Avrupa’nın “iki” numaralı kupasında şampiyonluğu kesinleşmiş olacaktı.

Bu tablonun yanına Fenerbahçe Safiport’un Macar Sopron takımı karşısında Euroleague Women finalini kazanarak Avrupa’nın “bir” numaralı kupasını da ülkemize getirdiğini düşünelim.

Türkiye’nin spor gündemi en az bir hafta kadın basketbolunun başarılarına odaklanmış, klasik ve dijital tüm medya platformları kadın basketbolu konuşuluyor olacaktı.

Olmadı. Çok büyük hayal kırıklıkları ve üzüntüler yaşandı.

Geçen hafta okuduğunuz Euroleague Women finalinin sıcağı sıcağına değerlendirildiği yazı ardından gelen okur yorumları ve sosyal medya üzerinden ulaşan mesajlar EuroCup Women yarı finallerini kapsayan bir yazı beklentisi olduğuna işaret ediyordu.

Bu hafta EuroCup Women yarı finalleri ve bu cephede yaşanan hayal kırıklıklarının nedenleri üzerinde duracağız.

EuroCup Women’da ilk yarı final Çukurova Basket ve İtalyan temsilcisi, geçen yılın finalisti Umana Reyer arasında oynandı.

Yarı finalin 12. dakikasında temsilcimiz Çukurova Basket 26-10 önde olan taraftı. İlk yarının kalan sekiz dakikasında Umana Reyer 32-17 üstünlük kurarak skora denge getirdi ve ilk yarı 43-42 Çukurova Basket lehine sonuçlandı.

Çukurova Basket bu bölümde oluşan farkın bu kadar hızlı erimesine izin vermemiş olsaydı Umana Reyer’in kilit oyuncuları maçın sonuna çok daha yorgun gelecekti.

Maçın ikinci yarısı dengeli gitti. İki takım için de fırsatlar vardı. Bitime sekiz dakika kala Çukurova Basket 6 sayı öndeydi.

Tam bu bölümde Mersin ekibinde, erken denebilecek şekilde kullanılan “toplar” İtalyan ekibine bir kez daha geri gelme fırsatı verdi.

İki defa geri gelen Umana Reyer’in güveni giderek artarken savunma odaklanmasının bir türlü olması gereken seviyeye çıkaramayan Çukurova Basket cephesinde bireysel çözüm arayışları ön plana çıkmaya başlamıştı.

Final çeyreğinin ortalarında Umana Reyer 6-0 seri ile uzun süreden sonra ilk kez 68-67 ile öne geçti.

Karşılıklı basketlerle son dakikaya 77-77 eşitlikle girilirken Astou Ndour’un tepeden 3 sayılık isabeti ile kontrolü ele alan Umana Reyer, Thomas’ın inanılmaz üçlüğü olsa da çizgiden bulduğu sayılar ile 85-80 kazanarak finale ulaşan taraf oldu.

Maçı Çukurova Basket adına değerlendirdiğimiz zaman temsilcimizin skorda yaklaşık 34 dakika önde olduğunu, ribauntlarda 34-29 üstünlük sağladığını, boyalı alan sayılarında 42-22 gibi bir farka sahip olduğunu görüyoruz.

İşin Çukurova Basket adına daha düşündürücü kısmı şu;

2 Sayılık bölgedeki şut yüzdesinde rakip yalnızca %46 ile oynarken Mersin ekibi % 62 gibi yüksek bir isabet oranı ile oynadı. Üç sayılarda da temsilcimizin %43’e % 39 gibi bir üstünlüğü vardı.

İki takım arasında asist ve top çalma sayıları dengeliyken Çukurova Basket tam 5 blok ile avantaj sağlamıştı.

Peki öyleyse bu önemli maç oyunun bir çok kompartımanındaki pozitif verilere rağmen nasıl kaybedildi?

Hangi istatistikler Çukurova Basket’in yukarıda listelenen avantajlarını gölgeleyerek İtalyan takımına avantaj sağladı?

İtalyan takımının önde olduğu “alanlara” baktığımızda, Umana Reyer’in belirgin üstünlük kurduğu iki kompartıman olduğunu görüyoruz. Bunların bana göre önemli olanı top kayıpları.

İtalyanlar 10 top kaybı yaparken Çukurova Basket’in top kaybı sayısının 18 olduğunu görüyoruz. İtalyanların belirgin üstünlük sağladıkları diğer bir alan da 18-9 ile “bench sayıları” oldu.

İtalyanlara avantaj sağlayan üçüncü alanı ise aşağıda göreceksiniz.

Şimdi işin muhasebe noktasında şu soruyu sormak gerekiyor.

Eğer Çukurova Basket “daha yarı final maçında” Fagbenle’yi 39, Hayes ve Bonner’ı 40 dakika oynatacak ise 7 WNBA oyuncusu ve Nika Baric’in yanı sıra Asena Yalçın, Sinem Ataş ve Esra Ural Topuz gibi bu seviye için gerekli deneyime sahip yerli isimlerden bu kadar geniş bir kadro kurmaya ne gerek vardı?

Yalnız bu seviyede değil U14 U16 gibi kategorilerde bile Coach’un maç içindeki sorumluluklarının başında kilit oyuncuları son çeyreğe faul sorunsuz ve fiziksel olarak diri getirmek olduğunu herkes biliyor.

Turner, Zellous ve yalnızca bir şut denemesi ile maçı tamamlayan Baric’in top paylaşımında Bonner, Hayes ve Fagbenle’nin gölgesinde kalması, Anigwe’nin uzun süredir yalnız adının olup sahada görünmemesi Çukurova Basket’in kırılganlıkları oldu.

Mersin ekibinde tüm maç boyunca yalnızca dört oyuncu birer kez faul çizgisine gidecek şekilde temas üretebilirken Umana Reyer çizgiden 23 deneme ile Çukurova Basket’in üç katı fazla atış kullandı.

Bu vahim istatistik karşılaştırma Çukurova Basket’in savunmada senkronizasyon ve odaklanma problemlerini, hücumda ise Coach’un oyuncuların şut tercihleri üzerindeki etkisinin sınırlı olduğuna işaret ediyor.

Şimdi bu maçtan yaklaşık iki hafta geriye gidelim.

Çukurova Basket Fenerbahçe Safiport önünde 71-58 kazanmıştı.

Rakibi 60 sayı altında tutan savunma performansı maçın kilit noktası olmuştu. Savunma başarısı ve top paylaşımına olumu etkisi ile Asena Yalçın ve oyunun her iki yönünde sorumluluk alan Sinem Ataş sonuca etki etmişti. Bu isimler zor bir rakip önünde başarıları ile moral kazanmıştı.

Bu maçtan gelen olumlu havanın EuroCup Women yarı finaline taşınamaması yukarıda belirtilen nicelik ve nitelik faktörlerinin Mersin ekibi aleyhine oluşmasını kolaylaştırdı.

Fenerbahçe Safiport önünde alınan galibiyet ve kazanılan Kupa ardından deneyimli coach Aziz Akkaya için küllerinden doğdu ifadesi kullanmıştım.

Gerçekten de Coach Aziz Akkaya o finalde Lapena’nın hatalarını takımı lehine çevirecek ince ayarları yapmış, Hayes’i savunmada bir silah haline getirmiş, takımının topu dengeli paylaşmasını sağlamıştı.

Kaybedilen yarı final Aziz Akkaya için de kazanılan Türkiye Kupası ardından kaybedilen bir fırsat oldu.

Bu noktada “en tepesinden” piramidin alt katlarına kadar bütün basketbol camiasının Çukurova Basket yarı finali ardından tüm faturayı Coach’a kestiğini görüyoruz.

Ben tam olarak aynı fikirde değilim. Bu noktada Çukurova Basket yönetimini de değerlendirmek gerekiyor.

Turuncu lacivertliler kuruldukları tarihten itibaren önce “YARIŞMACI” sıfatı ile süper ligde rekabet kalitesini yükseltecek bir ekip, ardından yalnızca GENÇLERİ ÖN PLANA ÇIKARTACAK BİR PROJE TAKIMI, sonrasında yeniden YARIŞMACI bir yapı ile EuroCup Women’a “YÜRÜYEN” bir ekip oldu.

Sürekli bir önceki dönem ile çelişecek şekilde değişen misyon ve vizyon seti, bunlar kapsamında her yıl yeniden şekillenen farklı hedefler istikrarlı gelişim ve performans için olumlu bir iklim yaratmaz.

Bir kulübün misyonu, vizyonu, hedefi her yıl değişmez. Değişirse de verim elde etmek mümkün olmaz.

Yönetsel açıdan şunu da görmek gerekiyor.

Umana Reyer yenilgisi ardından göreve gelen şu anki coach Zafer Kalaycıoğlu, Çukurova Basket’in son 3 sezonda değişen 4. coachu.

Bir basketbol takımında head coach bu kadar sık değişirse, her yeni gelen Coach’un oyuncular üzerinde hakimiyet kurması, takımda başarı sağlayacak dengeler ve kimya oluşturması o kadar zor olur.

Sonuç olarak Çukurova Basket için yukarıda belirtilen tüm çıktıları, kırılganlıkları ve coach performansını bu pencereden değerlendirmek doğru, adaletli ve “öğretici” olur düşüncesindeyim.

********

EuroCup Women’da diğer yarı final olan Galatasaray Tango Bourges eşleşmesine baktığımızda yine kaçırılan fırsatın çok büyük olduğunu görüyoruz.

Normal şartlarda Euroleague Women’da ilk altı takım arasında olmayan Galatasaray Rus kulüplerinin ihraç edilmesi ardından EuroCup Women’a devam etme olanağı bulmuştu.

Yarı finalde bitime sekiz dakika kala sarı kırmızılılar 62-49 önde olan taraftı.

Son sekiz dakika skoru 20-5 oldu.

Bu skoru yalnız taktik parametreler ile açıklamak mümkün değil. Burada büyük bir enerji düşüşü olduğunu görmek gerekiyor.

Bir EuroCup Women finalinde bu ölçüde bir enerji düşüşünü Yakın Doğu Üniversitesi ve AGÜ arasında 2017 yılında oynanan EuroCup Women finalinde görmüştük.

İki maç üzerinden oynanan o finalde ilk maçta Kayseri’de 73-69 kazanan YDÜ olmuştu.

İstanbul’daki finalin 2. maçında AGÜ bir ara farkı 13 sayıya çıkardı. 3. Çeyreğin son dakikalarına 10 sayı önde girdikten sonra enerji seviyesi bir anda düşünce 4 dakika içinde rakibine yakalanmıştı.

Galatasaray açısından son beş dakika Krajisnik’in fiziksel olarak çökmesi, Plum’ın son topta somutlaşan şut seçim hataları olayın görünen tarafıydı.

Galatasaray’ın son transfer fırsatını, Krajisnik’in yanına ısrarla bir destek ve içeriyi toparlayacak oyuncu monte etmek yerine boyalı alan potansiyeli sınırlı ve odaklanması 3 sayılık şutlarda olan Evans’ı tercih etmesi bu yarı finalde kendini hissettiren bir faktör oldu.

Sarı kırmızılılar açısından bu yarı finalin kaybedilmesinde önemli etkenlerden biri de Kaela Davis’in performansı oldu. Davis takımı adına sezonun en önemli maçında 15 dakika sahada kalarak yalnızca iki şut kullandı.

Coach Efe Güven bitime 15 dakika kala bu oyuncuyu rakibin 3 sayılık bir atışına faul yaptıktan sonra kenara çekti ve bir daha oynatmayı tercih etti.

Burada ne olduğunu bilmiyoruz.

Bununla birlikte iki gün sonra aynı Davis’in 37 dakika sahada kalırken 14 top kullanarak ulaştığı 17 sayı ile takımının en skorer oyuncusu olması o maçta “anlık bir sorun oluştuğunu” gösteriyor.

Davis’in çok sınırlı kalan katkısı, iki sayı ile biten, sonda kilit isimlerin yorgunluktan çok etkilendiği yarı final yenilgisinin önemli etkenlerinden biriydi.

Galatasaray’ın yerli rotasyonuna baktığımızda sakatlıklar nedeni ile ligin ikinci yarısında sürekli ara vererek oynayan Merve Aydın, Melis Gülcan ve Pelin Bilgiç’in performans kayıplarının Tango Bourges’un son çeyrekteki geri dönüşünü kolaylaştıran etkenler olduğunu görüyoruz.

Bu noktada mutlaka altı çizilmesi gereken bir başka konu da Kelsey Plum’ın takımdaki diğer isimlerin elini soğutacak şekilde oynama tercihiydi.

Bu inisiyatif savunması bir önceki yazıda detaylandırılan etkenler nedeni ile kırılganlaşan Fenerbahçe karşısında bir kere işe yarasa da bu reçetenin takım oyununa zarar verdiği, Plum için de maç sonlarında yorgunluğa bağlı düşük yüzde getirdiği Coach Efe Güven tarafından teşhis edilmeliydi.

Sonuç olarak kaybedilen yarı final Galatasaray Kadın Basketbol Takımının bu sezonki hikâyesinin 40 dakikaya yansıyan bir özeti gibi oldu.

Sarı kırmızılılar Herbalife Nutrition KBSL ve Euroleague Women’da efektif rotasyonun ve kilit pozisyonlardaki derinliğin yetersizliğine aldırmayıp çok enerji sarf eden bir basketbol sistemi ile oynamış ve yeni yıl ile birlikte yarıştıkları her kulvarda yaşanan fiziksel çöküş, bununla birlikte gelen sakatlıklar nedeni ile irtifa kaybetmişti.

twitter: @hayripekergin

 

Domain - Hosting - Cloud

Yorumlar Okunma: 3923