Güzel ve Çirkin (İnan Şefkatli) - BasketFaul.com

Güzel ve Çirkin (İnan Şefkatli)

27-05-22 23:12
Birkaç gündür kendi kendimi yiyorum. Ben nasıl atladım! Anadolu Efes'in büyük başarısını yazdım ama benim için o büyük başarının içinde yazmayı atladığım bir de Doğuş diye bir oyuncu - lider karakter var.  Doğuş başarılı kariyerine, 2005 yılında Levent Topsakal'ın antrenörlüğündeki Yıldız  Milli takım kaptanı olarak  Avrupa Yıldızlar Şampiyonluğu ile başladı. Amerika'da başarılı bir üniversite / basketbol macerası ile devam etti. Türkiye dönüşü  Anadolu Efes kariyeri onu şimdiki o müthiş kariyerine dönüştürdü. Her Euroleague takım kaptanı için herhalde en büyük hayaldir, o kupayı sezon sonunda ellerinde kaldırmak ve tabii ki o fotoğrafı verebilmek. Doğuş ne yaptı, uzun süre sakat olmasının kendisinde yarattığı o üzüntü ve mahcubiyetle kupa kaldırma işini Dunston'a devretti. Devrederken de dedi ki 'bunu sen hakettin'. Müthiş bir yürek. Umarım basketbolda oyunculuğunda vermiş olduğu değerin kat be kat üstünü 'emekli' olduktan sonra ki yöneticilik kariyerinde de versin (benim hiç şüphem yok)

Dün Fenerbahçe - Darüşşafaka maçına giderken ilk karşılaşmadaki o Fenerbahçe'nin dominant basketbolu ve ara ara oynanan sıkıcı oyunu referans aldım. Bunu sadece ben değil Fenerbahçe taraftarı da aynı şekilde düşündü ki tribünler bayağı boştu. Maçın ikinci periyodunun son 4 dakikasına kadar ilk maçın aynısı şeklinde giden maç Darüşafaka'nın özellikle Doğuş ve Sinan liderliklerindeki oyun aklıyla kafa kafaya geldi. İşte tam da o an maçın akışı değişti.  Ne zaman bu kadar tahammülsüz olduk ve bu hale geldik  dedirtecek olayı yaşadık. Darüşşafaka camiası ve takımlarının bir karakteri var. Her dönem Darüşşafaka (Doğuş Holding  sponsorluğu hariç) mütevazı takımlar oluşturup hem saha içinde oynadığı basketbolun saygı duyulmasını sağlamış, hem de yöneticileri başta olmak üzere tüm taraftar ve destekçileri ile birlikte  bir kalite  olmuştur. Rakipleri için sadece saha içine konsantre olmasını gerektiren bir takımdır. O takımın dün akşam Fenerbahçe salonuna takımını desteklemek üzere locaya gelen 20-25 kadın-erkek, çocuk ve yaşlı  taraftarının sadece bir basketten sonra 'Daçka - Daçka' diye bağırdığı anda maruz kaldığı o 'çirkin' davranışı ve bunu  sağlayan maalesef zihniyeti  anlamanın imkanı yok. Tezahürattan sadece bir kaç dakika sonrasında polis ve özel güvenlik locayı bastı. Ben de o andan itibaren maçı bırakıp locaları seyrettim. Uzun süre konuştular. Önce birkaç kadın çocukları alıp locayı terketti. Daha sonra ilk oyun durduğunda hepsi locayı terketti. Zafer kazanıldı! Gene öfke ve tahammülsüzlük kazandı ve spor kaybetti. Maçın sonuna kadar o an yaşamış olduğum üzüntü 'ete - kemiğe' bürünüp sanki omuzuma oturdu kaldı. Ha, bu arada bu ayıbın sahipleri  umarım süreci meşru hale getirmek için  'o masum tezahüratın'  içine başka şeyler eklemezler .

Saha içi için de birkaç bir şey yazmak lazım. Djordevic'in kadrodaki yabancı tercihlerini anlamak gerçekten zor. Booker ve Guduric inadının hatası ilk maçtaki yumuşak Darüşşafaka karşısında gözükmedi ama alınan sinyaller ikinci maçta büyük bir bedele mal oldu. Bu maçta özellikle sakatlıktan dönmesi için dua ettiği Pierre'nin sorun çözen, sahanın her yerindeki pozitif katkısını çok aradı Fenerbahçe. Keza Polonara'nin da önemli katkı verebileceğini düşünenlerdenim. 
Darüşşafaka ilk maçtan sonraki kolay geçeceği düşünülen seriyi ayrı bir düzeye çekti. Doğuş bu takımın hem en önemli oyuncusu aynı zamanda  gerçek bir saha içi lideri. Ona Sinan - Boothe da çok önemli destek verdi. Selçuk Ernak özellikle ilk maçtan sonra dersini müthiş çalışmış maçın içinde hiç konsantrasyonunu kaybetmedi. 

Üçüncü maç Darüşşafaka'nın salonunda yarın (Cumartesi) oynanacak. Fenerbahçe farklı bir motivasyonla çıkacak, Darüşşafaka da bu çok iyi geçirdiği sezonu taçlandırmak için sahada olacak. Bizler de arkamıza yaslanıp, oynanacak basketbolun keyfini  sadece 'saha içindeki mücadelesiyle'  yaşamak üzere keyfini çıkaracağız.
 
Kalın sağlıcakla... 
Domain - Hosting - Cloud

Yorumlar Okunma: 2555