Tek ayaklı kahraman (İnan Şefkatli) - BasketFaul.com

Tek ayaklı kahraman (İnan Şefkatli)

03-06-22 10:50
Haftaya yarı finallerin bir ayağı olan Fenerbahçe-Daçka dördüncü maçıyla başladık. Fenerbahçe özellikle ikinci ve üçüncü maçta yaptığı hataların hiçbirini yapmadan kolay başlayan, zor devam eden seriyi kolay bir şekilde bitirdi ve sezonun en iyi maçlarından birini oynadı. Maçın başından itibaren bu defa Djorjdeviç çok motive bir şekilde takımı yönetti, maç boyunca Daçka'yı hiç maçın içine sokmadı. 
İsmet için birkaç cümle yazmak lazım. NBA de 80'li yılların sonunda Detroit takımında Vinnie Johnson (microwave) diye bir oyuncu vardı. Oyuna girdiği andan itibaren fark yaratırdı. O kadar hazır girerdi ki oyuna hiç ısınma gibi bir ihtiyaç duymazdı. İsmet bana onu hatırlatıyor. Bir kaç yıldır ligde ve bazen de Euroleague'de ihtiyaç duyduğu 'Türk' guarda Fenerbahçe en sonunda kavuştu. Bir de her ne kadar eleştirsem de Türk Basketbolunun önemli eksiklerinden '3' no'lu pozisyonu doldurabilecek bir oyuncu olan  Metecan'ı da başarılı gruba eklemek lazım. 

Darüşşafaka , transfer ettiği veya yetiştirdiği oyuncuları fiyat-yarar eğrisine göre en pozitif kullanan takım hiç kuşkusuz. Bir kez daha başta  başkan ve Selçuk coach olmak üzere tüm takımı bu sezon lige kattıkları büyük değerden dolayı  tebrik ediyorum.

Gelelim son senelerde gördüğüm, finaller dahil en iyi play-off serisinin takımlarına. Seri Galatasaray'ın galibiyetiyle 2-2'ye geldi. Salonda onbin kişilik müthiş bir organize taraftar vardı. Sahada da koçundan oyuncusuna kadar devamlı gelişim gösteren bir takım... Yani Galatasaray... Pistiolis-Alimpievic gibi coachlar sezon oynanırken de kendilerini geliştirdiler. Pitsiolis kaybettikleri son iki karşılamadaki tüm hatalarını belli ki o kadar iyi çalışmış ki, bu macın son altı dakikasını müthiş oynattı. Blackshear ve Sadık'la içeride hep teke tek yakaladığı Efes'i mat etti. 25 yaşında Kerry Blackshear 40 senedir içinde olduğum ve gözlerimle seyrettiğim en enteresan oyuncu. Tek ayağının tabanını yere basamadan oynayan bu özel karakter son maçı, özellikle sonunu müthiş oynadı.  Galatasaray'ın kısaları uyum içinde çok başarılı bir sezon geçiriyorlar... Özellikle Dee Bost... 32 yaşındaki guard maçın her yerini öyle yüksek tempo ile oynuyor ki gerçekten hayret verici.

Efes ilk maç hariç, profili ne olursa olsun kendisine hep bir farklı motivasyon buluyor. Bu maça da Larkin ve Micic gene çok iyi başladı. Larkin'in yaşadığı o şanssız ana kadar Efes istediği basketbolu hem oynuyor hem de Galatasaray'ı düzenden çıkartabiliyordu. Yaklaşık 1.5 periyod Larkin sahada olamadı. O arayı da özellikle Mayıs başından beri büyük bir çıkış yakalayan Bryant ile kapatmaya çalıştılar. Bir maçın nasıl aktığı, kalitesi, seyir zevki için kafa karışıklığına girdiğimde genellikle hakemlere bakarım. Eğer vücut dilleri sıkıntılı, bir an önce bitirmek üzere bir aksiyondalarsa o maç çöptür. Dün akşam maçın bitmesine 3.30 varken baş hakem Karabilecen'nin gülerek ve esprilerle mola dönüşündeki görüntüsü bana 'bu maç keşke daha da uzasa'  havasını verdi. Hakem üçlüsü Mehmet Karabilecen - Hüseyin Çelik ve Serdar Ünal'ı maçın bu kadar keyifli geçmesindeki emeklerinden dolayı tebrik ediyorum. 

Adım adım önce müthiş bir yarı final beşinci maçı ve hemen arkasından kim çıkarsa çıksın bizi bekleyen mükemmel bir final serisine doğru gidiyoruz.

Son olarak bir önemli konu, Nisan ayından itibaren basketbol da  altyapılarda oynanan Türkiye Şampiyonaları esnasında ve çeşitli istihbaratlarla oluşturulan kalabalık oyuncu ve coach grupları için yapılacak milli takımlar kampları için Federasyona bir övgü gönderelim ama bir o kadar da önemli olan oyuncu ve coach seçimlerine de  dikkat edelim diyorum.

Kalın sağlıcakla... 

Domain - Hosting - Cloud

Yorumlar Okunma: 2156