Bu yaz (artık) bunları yapmayalım (Hayri Pekergin) - BasketFaul.com

Bu yaz (artık) bunları yapmayalım (Hayri Pekergin)

19-06-22 21:12

Liglerin ardından kulüpler seviyesindeki ulusal ölçekteki altyapı faaliyetleri geçtiğimiz hafta sonuçlanan BGL finalleri ile sona erdi. 

Pandemiden çıkış olarak adlandırmanın yanlış olmayacağı bir sezonu hep birlikte geride bıraktık.

Yaz dönemi ile birlikte “Milli Takımların” sezonu başladı. 

Bu hafta sonunda hazırlıklarına daha önce başlayan A Kadın Milli Takımının Japonya’da oynanan hazırlık maçlarını takip ettik. 

İlk maçta rakibi Japonya’ya 77-49 skorla mağlup olan A Milli Takım ikinci maçta da sahadan 83-57 skorla ayrıldı. 

Bu maçlarla ilgili dikkat çekici not, her iki maçın ilk yarılarında takımımızın Eylül ayında başlayacak FIBA Kadınlar Dünya Kupasına katılacak Japonya önünde yalnızca 23’er sayı bulabilmesiydi.   

Bu performans coach Ceyhun Yıldızoğlu yönetiminde son 15 yılın en kötü derecesi ile döndüğümüz 2021 FIBA Kadınlar Avrupa Şampiyonası eleme gruplarındaki en az sayı üreten takım olma “durumunun” devam ettiğini göstermesi bakımından dikkatle izlenmeli ve nedenleri “doğru şekilde” sorgulanmalı.    

Altyapı Milli Takımlarımızın durumuna baktığımızda U20 ve U16 Milli Takımlarımızın şu an itibarı ile Avrupa’da B liginde olduklarını görüyoruz. 

Umarız bu yaz her iki milli takımımız da yeniden A ligine katılma hakkı elde edebilir. 

Basketbola bu kadar kaynak harcanan, ulusal ölçekte “süper liginde” 14, 1. liginde 16 kulübün bulunduğu bu ülkeye İsviçre, İrlanda, Moldova gibi ülkelerle aynı seviyede bulunmak yakışmıyor.   

Avrupa ölçeğinde A Şampiyonasına katılabildiğimiz tek takımımız daha önce 2014 ve 2017 yıllarında iki kez B ligine düşüp daha sonra yeniden yükselen U18 Milli Takımımız. 

2019 Yılında U16 Milli Takımımız Avrupa A Şampiyonasında B Ligine düşmemek için son maçları oynarken, ilk maçlarda alınan olumsuz sonuçlar sonrası, destek olmak üzere Türkiye’den giden coach Ceyhun Yıldızoğlu ve o dönemki Kadın Milli Takımlar sorumlusu arkadaşımızın tribündeki üzüntülerini dün gibi hatırlıyorum.  

Onlar gibi hepimiz çok üzüldük. 

Tabi öncelikle daha iyiye ulaşmak için bu yaşananları unutmamak, yapılan hataları doğru tespit etmek ve bunları tekrar etmemek gerekiyor. 

Bu noktada benim özellikle coach Ceyhun Yıldızoğlu ve göreve yeni başlamış olmasına rağmen kulüplerle idari planda önceki dönemde göremediğimiz yakın ve efektif bir süreç yürüten TBF Kadın Milli Takımlar Sorumlusu Şaziye İvegin Üner’den bazı ricalarım var.  

Lütfen artık yeni bir sayfa açalım. 

Sürekli “aynı kitabın” verimli sonuçlar vermeyen düşünce yapısı ve uygulamalarını “yeniden” açmaya çalışmayalım. 

Öncelikle düşünce olarak Milli Takımlar “genelinde” “basketbolu en iyi ben bilirim”, “herkese ne yapacağını ben söylerim” kalıbından çıkalım.

Zaten teknik patronajın bildiği ve sonuç alan bir sistem varsa, bu faydaları öncelikle kendi sorumluluğu altındaki A Milli Takımda herkese örnek olacak şekilde ortaya koyması gerekiyor. 

Bunun olmadığı yerdeysek eğer,  en doğru neyse lütfen hep birlikte aranıp bulunsun. 

Oyuncularla yalnızca 7-8 hafta birlikte olunan Altyapı Milli Takımlarına “oyuncu yetiştirme” yeri olarak değil, en iyi performansın kısıtlı sürede alınacağı süreç yönetimleri olarak bakılsın. 

Elbette sistem güzel bir kelime. Ortamlara vizyoner bir hava katıyor.  

“Bu sistem olsun” “bütün milli takımlar bu sistemi yapsın” dışarıdan bakıldığında, ilk duyulduğunda kulağa çok hoş geliyor. 

“Kulüplerde bu sistemi oynasın” denildiği zaman olayın daha da farklı bir hale geldiği düşünülüyor olsa gerek bunları da duymaya başladık.  

Çok güzel de bütün bunlardan konuşurken sistemin ne olduğunu bilmek gerekmez mi?

Sistem tanım olarak birbiri ile etkileşen veya ilişkili olan, bir bütün oluşturan cisim ve varlıkların bütününe deniyor. 

Gerçek hayattan örnek vermek gerekirse bir sistem kurmak bir proje yönetmek anlamına geliyor. 

Peki Proje Yönetimi ne?

Proje yönetimi belirli kaynaklar ve hazırlıklar gerektiren girdilerin birleşerek / işlenerek hedeflenen çıktıları ürettiği bir süreç.    

Yani bir sistem kurmak için, ilk önce bu sistemin girdilerini, kullanılacak kaynakları hazırlamak gerekiyor. 

Bu girdiler tam anlamı ile hazır olduktan sonra bunlar belirlenen ara hedefler, kontrol noktaları ve performans göstergelerinden yararlanarak birleştiriliyor, işleniyor.

Dönersek bizim dertli olduğumuz ve bizi bugüne kadar getiren konuya;

Oyuncu havuzu büyüklüğü, elit adayı oyuncu sayısı, oyuncu fizik ve teknik özellikleri, ilgili seviyelerde antrenör eğitimi, kulüp antrenman içerik, tesisleşme ve rekabetçi maç sayısı gibi sistem girdilerinde standartlaşma sağlanmadıkça adına sistem dediğimiz şey tepeden inme şekilde  “ben söylerim sen yaparsın” noktasından öteye gitmez. 

Kadın basketbolumuzda bir sistem olmasın mı?

Elbette olsun. İnşallah olur. Çok isterim ben de. 

Bir sistem olacaksa, bugün karşımızdaki gibi  “ben söylerim sen yaparsın” anlayışından öteye gideceksek, önce girdilerini belirleyelim, hazırlayalım,  ara hedefleri, performans göstergelerini çalışalım. 

Konu basketbol ise bugün başlarsak, bu şekilde hareket edersek ilk sonuçları en az 3-4 sezon görmeye başlarız.  

Bunların olmadığı yerde tepeden aşağı sistem adı altında belirli setleri ve savunma dizilişlerini oynamaya çalışmak altyapıda da üst yapıda da bize zarar veriyor. 

Hani burada söylemeyeyim diyorum ama artık hakikatten canımız çok yandı. Yapmayalım artık aynı hataları, pençesine düşmeyelim benzer verimsizliklerin. 

Açın Youtube’u bakın B ligine son düşen U16 takımımızın turnuvaya hangi savunma düzeni ile başladığına.

Sonra açın bakın son maçlarda günü kurtarmak için savunmada neler yapıldığına. 

Gerçekten, artık yeni bir sayfada yeni bir düşünce yapısı ile hareket edelim. 

*****

Altyapı Milli Takımlarında işin temeli yukarıda yazılanlar olmakla birlikte günlük işleyişlerde de lütfen geçmişte yaptığımız hataları tekrarlamayalım. 

Mesela bu sezonun başında yapılan U16 Milli Takım hazırlık kampında olduğu gibi oyuncuların neredeyse yarısını sakatlanıp idmanları bırakacak konuma getirmeyelim. 

Konuyu bilmeyenler şaka yaptığımı düşünebilir; 

O kampımızda 9-10 oyuncu ciddi sakatlık yaşarken yalnızca ilk günler bir oyuncumuz ağır diz sakatlığı, 3 oyuncumuz da stres kırığı ile karşılaştı. 

Bu değerli isimlerden bazıları süreç içinde geri dönse de bazıları neredeyse bütün sezonu kaybetti.  

Elit adayı oyuncu havuzumuz büyük değil. Elimizdeki malzeme çok değerli. 

U20 Seviyesine gelmiş, artık bir anlamda neyin ne olduğunu bilen oyuncular kendilerine bir ölçüde koruyabiliyor. 

Pandemi nedeni ile ilk kez Milli Forma ile buluşacak U16 ve U18 oyuncularımız ise bu anlamda daha korumasız.  

Lütfen bilinçli ve sorumlu planlamalar yapalım. 

Lütfen artık altyapı milli takımlarında görevlendirilen head coachlara sürekli müdahalede bulunmayalım.

Başkaları tarafından belirtilen setleri ve savunma düzenlerini oynamaları gerektiğini dikte etme çabasına girmeyelim. Kısacası yazının ilk bölümünde belirtilen geçmiş hataları tekrarlamayalım. 

Head coachlara hedef turnuvalarına az süre kala “hocam sen bu oyuncuyu oynatmayı düşünüyor musun” “onun yerine şu oyuncuyu al” gibi müdahalelerde bulunmayalım. 

Bu konuyu bir “ego” mücadelesi olarak görmeyelim. 

Davul kimin boynunda ise tokmağın onun elinde olmasına özen gösterelim. 

Basketbolda oyun kurucu pozisyonu çok önemli. 2019 Yılında B Ligine düşen U16 Milli Takımında olduğu gibi hedef turnuvaya yalnızca iki oyun kurucu ile gitmeyelim. 

Bu oyunculardan biri sakatlanır ya da hastalanır ise 2019’da olduğu gibi tek oyun kurucu ile zor durumda kalabileceğimizi unutmayalım. 

Sezon boyunca skorer guard ya da forvet oynamış olan oyunculardan 7 haftada oyun kurucu üretmeye çalışmayalım.   

Son olarak “en yukarıdan” en alt segmente kadar Milli Takımlarda görev yapan bütün antrenör arkadaşlarımıza şu uyarıyı da yapmak isterim. 

Kamplar sürecinde oyuncular ile yaptığınız tüm konuşmaların yapıcı olduğundan, pedagoji süzgecinden geçtiğinden, yarar ve verim odaklı olarak gerçekleştiği ve karşı tarafça olumlu bir geri bildirim olarak algılandığından lütfen emin olun. 

Kadroda yer almayacak, elenecek oyuncular olduğunda, kararın gerekçesi olarak kendilerini değersiz hissettirecek, kulüplerinde iyi eğitim alamadıklarını “ima edecek” ya da o şekilde algılanabilecek söylemlerden uzak durun. 

Bütün bu uyarı ve öneriler yakın ve orta vadede yaşanılan olumsuzlukların yeniden yaşanmaması amacı ile dikkatlerinize sunuluyor. 

Bu yolda yaz aylarını önemli fedakarlıklar yaparak milli takımlarda geçiren tüm antrenör, kondisyon ve sağlık ekipleri, destek ekipler, idari personel ve oyuncularımıza yürekten başarılar diliyorum.   

twitter: @hayripekergin
Domain - Hosting - Cloud

Yorumlar Okunma: 5902