Laz inadı (Necip Kapanlı) - BasketFaul.com

Laz inadı (Necip Kapanlı)

13-07-22 20:43
Bir antrenör sıfırdan başlayıp bir takım yaratmış, oyuncularını daha iyi oyuncu haline getirmiş, hatta milli takıma göndermişse, takımını en üst lige kadar taşımış ve hepsinden önemlisi oyuncularının iyi insanlar olmasını sağlamışsa... "Başarılı" dersek hakkını yemiş oluruz, "Çok başarılı" dememiz gerekir...
Mehmet Kaputoğlu'nun ismini 2014'te Rize Belediyesi ile U16 Kızlar'da Türkiye dördüncüsü olduğunda duymuştuk. Yıllardır büyük zorluklarla mücadele etti ve sonunda takımını Basketbol Süper Ligi'ne yükseltti. Karadeniz insanı yılmaz, vazgeçmez, kaybetmeyi kabul etmez. Olağanüstü hırsı onun enerjisini ve motivasyonunu yükseklerde tutar. Bu özellikleri taşımayan başka bir antrenör bu başarıları elde edebilir miydi, hatta antrenörlüğe devam eder miydi? Zor...
Sizlere basketbolun Mehmetçiği'ni anlatmaya çalışacağız... Durumunu ümitsiz gibi görenlere umut olsun diye... 
Okulda ve Çaykur Rize'nin altyapısında futbol oynarken maça gelmeyen bir arkadaşının yerine ilk kez sınıflar turnuvasında basketbol oynamış. Ortaokul takımına alınmış, final maçı için salona girdiğinde dolu tribünleri ve ışıl ışıl salonu görünce, "Ben bu sporu yapmalıyım." demiş.
Lise sona kadar basketbol oynarken, EBBL'de de Rize Belediyesi forması giymiş, bu arada idolü, hocası İrfan Köksal Eyüpoğlu'nun yönlendirmesiyle D Antrenör lisansını almış.
Üniversiteyi kazanınca Antalya'ya gitmiş. Fakültelerarası turnuvada takımı 1 sayı gerideyken mola alan antrenörünün çizdiği 2 sayılık oyun yerine 3 sayılıkla maçı kazandırmış ancak antrenörü, "Madem beni dinlemeyip farklı şeyler yapıyorsun, ben de seni takımdan atıyorum." demiş. 
Antrenörlük lisansı olduğunu öğrenen dekanın isteği üzerine kız takımını çalıştırırken, Kepez Belediyesi'ni de KBBL'den TKBL'ye çıkarmış.
Üniversiteyi bitirdikten sonra 3 yıl Isparta Belediyesi'nde kız altyapı takımlarını çalıştırmış, ardından memleketi Rize'ye dönüp mezun olduğu Endüstri Meslek Lisesi'nde matematik öğretmenliğine başlamış.
Doğum yeri olan Güneysu ilçesi kızlarından oluşan bir altyapı kurmak için kolları sıvamış. Ailelere basketbolu anlatmakta oldukça zorlanmış, halktan tepki almış, bir gün otobüste "Sen ne yapmak istiyorsun" diye üzerine yürüyenler olmuş... Yılmamış... Kızanları, "Kötü bir şey yapmıyoruz, kızlara güzel bir spor yaptırıyoruz." diye ikna etmiş. Güneysu'da salon yapılana kadar kızlar antrenman için dolmuşla Rize merkezine gidip gelmiş, bazen de kendisi aracı ile servis yapmış.
Ardından Güneysu ilçesinin kızları ile U16 ve U18 Türkiye Şampiyonalarında bir üçüncülük ve üç dördüncülük. Önce Rize Belediyesi, sonra belediye destek vermeyince kendi kurduğu İKE kulübü ile... O tarihte TÜBAD da takıma ayakkabı ve top yardımı yapmıştı. İKE'yi kurarken salon kirası, malzeme, forma, top, ulaşım giderleri için bankadan kredi çekiyor. (Ortak bir tanıdığa da, Necip Abi'ye söyleme, bana kızar, diyor) Ailesinin rızkından kesip bir şekilde krediyi ödüyor. 
Altyapı milli takımlarında görevli iken 9 yıl öğretmenliğini yaptığı okulun müdürü, takımı salondan atınca Rize'deki organizasyon dağılıyor ve O da oyuncularını alıp EBBL'ye katılan Ordu Açı Koleji'ne geçiyor. Yarısı Rizeli kendi oyuncuları ile TKBL'ye yükseliyorlar... Aynı sezon Ordu'da düzenlenen Gençler Türkiye Şampiyonası çeyrek finalinde Fenerbahçe'ye 20 sayı öndeyken kaybedince maç sonunda kulübün başkanı soyunma odasına gelip dışarıdan yani Rize'den gelen oyunculara "Pılınızı pırtınızı toplayıp gidin." diyor. O da 6 oyuncusunu alıp Rize'ye dönüyor. Kendi adına basketbol okulu açarken 2020'de 4-5'i eski oyuncuları ve basketbolu bırakmış, marketlerde, konfeksiyonda çalışmaya başlamış eski basketbolcuları bir araya getirip Rize Belediyesi ile EBBL'ye takım kuruyor. O sene şampiyon olup TKBL'ye çıkıyorlar. İmkanları oldukça kısıtlı... Herkes gibi o da "2-3 sene burada oynayıp sonrasına bakalım." diyor ama etrafına da bulaştırdığı o Karadenizli hırsı yok mu? Hesaplar şaşıyor ve play off şampiyonu olup Kadınlar Basketbol Süper Ligi'ne yükseliyorlar.
Rize süper ligin yükünü nasıl kaldıracak, soru işareti ama Karadenizli vaz geçer mi? Üstelik futbolla yoğrulmuş o küçük kentte herkes kadın basketbol takımını da konuşmaya, aileler oyuncuları evlerine davet etmeye, sokaklarda basketbol konuşulmaya başlanmışken...
Bütün bu işleri başaran, bir kente basketbolu sevdirip takımı en üst lige çıkarırken lisansının (c) yetersizliği trajikomik bir hadise... O istediği kadar, "Ben hala antrenör değilim." desin... Bunları yapan antrenör değilse, biz kime antrenör demeli veya O'na hangi sıfatı vermeliyiz? Herkes O'nun kadar antrenr olsa basketbolda sınıf atlamaz mıydık?
Spor Genel Müdürlüğü'nün güreş, futbol, cimnastik, basketbol, aklınıza gelen bütün branşlar için yaptığı standart derslerden geçebilirse bir sonraki aşamada B Lisansı için çalışmaya başlayacak. Oysa Süper Lig, A Kategorisi lisans gerektiriyor. Demek ki kağıt üzerinde bir başkası başantrenör gözükecek... Güneysu ilçesinden yarattığı takımla Süper Lige çıkan Mehmet Kaputoğlu antrenör olana kadar!!!!!

Kaputoğlu hiçbir şey yapmadıysa bile, doğru çalışarak büyük kentler dışında, her yerden oyuncu çıkabileceğini, takımların üst liglere yükselebileceğini kanıtlayıp Tunceli'de, Kars'ta, Yozgat'taki, bütün kentlerdeki antrenörler için ilham kaynağı oldu. Onun kadar inatçı, savaşçı, mücadeleci olmaları şartıyla... 

Domain - Hosting - Cloud

Yorumlar Okunma: 2940