Papatya Falı (Hayri Pekergin) - BasketFaul.com

Papatya Falı (Hayri Pekergin)

21-08-22 21:09
Papatya Falı. Eskilerde herkesin bildiği bir fal türü.

Hani önce niyet tutup sırası ile “seviyor”/”sevmiyor” denilerek (zavallı) papatyaların yapraklarının teker teker yolunduğu fal.

Özellikle eskilerde diyorum.

Zira yeni jenerasyonların yaşadığı semtler/mahallelerin yakınında artık yeterli yeşil alan olmadığı için papatya günümüzde doğal hali ile pek erişilebilir bir nesne değil.

Bugün konumuz basketbolda ve eleştiri.

Daha doğrusu basketbol dünyasında eleştiri karşısındaki alınan tutumlar.

Seviyor.. sevmiyor… seviyor… sevmiyor diye bakılan “Papatya Falından” buraya geleceğiz.

Ama öncesinde dilerseniz yazıdaki diğer kilit kelime olan eleştirinin de ne olduğunu bir hatırlayalım;

Eleştiri eleştirmek fiilinden türeyen bir kelime.

Eleştirmek ise bir konuyu, bir performansı (icraatı), bir yapıtı ve bunlar ile ilgili kişi ve kurumları doğru (olumlu) ya da yanlış (olumsuz) yönlerini bulup göstermek ereği ile incelemek.

Ben basketbol alanında diğer ülke ve organizasyonlardaki durumu bilemediğim konuyu Türkiye özelinde değerlendirmek istiyorum.

Profesyonel çalışma hayatına üniversite çağında, 19 gibi çok genç yaşta basketbol antrenörlüğü ile başlayıp bu iş kolunda (askerlik görevi dahil) “aralıksız” geçen 12 yıl ardından Türkiye ve Avrupa’nın büyük holding ve bankalarına bağlı şirketlerde, yarı zamanlı olarak üniversite ve sektörel eğitim kuruluşlarında 22 yıl süren çalışma hayatım oldu.

Buralarda edindiğim deneyimler ışığında basketbol ve kurumsal yapıların “eleştiri” karşısında aldığı farklı pozisyonlar beni her zaman şaşırttı.

Kurumsal hayat eleştiriyi bir geri bildirim olarak alır.

Elbette burada sözde değil özde kurumsallık niteliği taşıyan şirket, kurum ve kuruluşlardan söz ediyorum.

Kural bazlı çalışma esasları olan, risk (fırsat) yönetimi merkezli organizasyona sahip bu tür yapılarda eleştiri kıymetli bir geri bildirim olarak alınır.

Risk zarar verme potansiyeli olan (herhangi)bir belirsizlikken, fırsat kazanç potansiyeli olan farklı bir belirsizliktir.

Kurumsal hayat risk/fırsat yönetme odaklı bir süreçtir.

Riskler/Fırsatlar tanımlanır, (zarar/kazanç) potansiyelleri değerlendirilir, değerlendirme sonucuna göre bir yönetim metodu seçilir, seçilen metodun uygulaması yapılır ve döngünün son evresinde uygulamanın (iyileştirici / düzeltici aksiyonlar alınması adına) performansı takip edilir.

Bu yönetim döngüsünün her adımında tanımlı görev, rol, yetki ve sorumluluk seviyelerinde dikey ve yatay planlarda kararlar ve aksiyonlar kolektif olarak alınır.

Bu süreçler sırasında meydana gelen çıktıların değerlendirilmesi aslında yukarıda sözlük tanımını okuduğunuz eleştirinin ta kendisidir.

Kurumsal hayat, (küresel olarak) kendi yönetim döngülerinde eleştiriyi kucaklamayı öğrenmiş hatta bunu büyük bir özgüven ile kurumsallık kültürünün bir parçası haline getirmiştir.

Bugün tüm dünyada belirli bir seviyenin üzerindeki yapılarda, oluşturulan kültürün dışında, bir tür eleştiri işlevi gören denetim departmanları döngünün çok değerli parçalarından biridir.

Bunlar yetmemiş, kurumsal yapılar kendilerini daha çok geliştirmek adına kurum dışından (aslında işi bir nevi eleştirmek olan) yönetim danışmanlığı hizmetleri almıştır.

Bugün Türkiye ve dünyada hemen her kurumsal şirketin yönetim kurulunda sayısı bir ya da birden çok bağımsız yönetim kurulu üyesi vardır.

Bunların görevi “daha” da dışarıdan bir “akıl” olarak daha bünyenin ürettiğinden daha farklı geri bildirimler sağlamaktır.

İş hayatında yapılan eleştiri ortaya konan “çıktı”ya yapılır.

Bu çıktıyı üreten kişiler ya da departmanlar yapılan eleştirinin kendi bireysel varlıklarını değil ortaya konan sonucu incelediğini özümsemiştir.

Adı ister eleştiri, denetim çıktısı ya da geri bildirim olsun bu tür bir sonucu kişisel olarak algılayan, savunma mekanizmaları işleten, sonuç değil birey odaklı düşünen kişiler ve gruplar ile yollar ayrılır.

Gelelim bizim basketbola.

Kurumsal hayatın ayrılmaz bir parçası olan bir geri bildirim kabul edilen eleştiri basketbol dünyamızda söz konusu olduğu zaman genelde ilk alınan tutum güçlü savunma mekanizmaları çalıştırmak oluyor.

Eleştirinin içeriğinden çok eleştiriyi üreten ve gündeme getirenlerin niyeti ile bağlantıları sorgulanıyor.

Bizim papatya falında olduğu gibi eleştiri getiren kişi ya da kişilerin eleştiri konusu kişi ya da kişileri sevip sevmediği ile eleştirinin içeriğinden daha çok ilgileniliyor.

Ülkemizde de giderek bir kültür haline gelen kutuplaşma refleksleri devreye giriyor.

Eleştiri yapan düşman ve karşı taraf olarak görülürken eleştiri getirmeyenler “yakın” olarak algılanıyor.

Bu yazıyı öncesinde haftalık olağan içerik konuşmamız sırasında çok sevgili Necip Kapanlı basketbolda bugün “bitaraf” olan yarın “bertaraf” oluyor diyerek eleştiriyi değersiz kılma amaçlı kutuplaştırıcı savunma mekanizmasının 4 kelime ile özetleyince aklıma zamanında kendisinin yaptığı eleştiriler sonucu Türkiye’nin (sözde) en kurumsal kulüplerinden birinden gördüğü reklam/sponsorluk yaptırımları geldi.

Basketfaul’ün bugün basketboldaki yerini oluşturan değerlerden biri eleştiriyi gerektiği yerde özen ile ortaya koyarken bu tür kutuplaştırma ve itibarsızlaştırma hamlelerine taviz vermemesinden kaynaklanıyor.

******

Burada şunu da belirtmeden geçmek olmaz.

Bugün ülke basketbolunda eleştiri kültürü neredeyse yok ise bunun sorumlularından biri de eleştiri kavramını mevki ve maddi hedeflerine ulaşmak yolunda bir aygıt adeta bir silah olarak gören, bu aygıtları insafsızca kullanan kişi ve gruplar.

Basketbolda nesnellikten uzak, sübjektif, çıktılarla desteklenmeyen ya da doğrulanamayan eleştirilerin güç, pozisyon ve maddi kazanımlar için amansızca kullanıldığı da burada mutlaka dile getirilmesi gereken üzücü bir gerçek.

Kurumsal bakış açısından baktığımda basketbolun üzerine çökmüş olan nepotizm kültürünün (adil olmayan şekilde tanıdıklar ve yakınlar lehine yapılan ayrımcılık) bu gerçeğin ardındaki en büyük sorumlu olduğunu ve eleştiriyi öldürürken bireyleri ve kurumları nepotik yapının bir parçası haline getirdiğini görüyorum.

2005 Yılından bu yana yazdığım yazıların hepsi (olumlu ve olumsuz) eleştiriler içeriyor.

Bunlardan yararlananlar olduğu gibi belirttiğim nedenlerden dolayı yararlanamayanlar da var.

Basketbol ile 1996 Yılından bu yana akçeli (maddiyata dayanan) bir ilişkim ve böyle bir ihtiyaç ve beklentimin olmaması bu yazıların ardındaki en büyük güç.

Umarım basketbolun üzerine çok uzun süreden bu yana çöken bu nepotizm kültürü kaybolur ve yerine daha kurumsal, daha performans odaklı yapılar görmeye başlarız.

Niyet tuttum şimdi (dijital bir) papatya falına bakabilirim;

Görürüz, görmeyiz, görürüz, görmeyiz, görürüz...

Twitter : @hayripekergin 

Domain - Hosting - Cloud

Yorumlar Okunma: 4123