EYVAH OYUNCU YOK (Hayri Pekergin) - BasketFaul.com

EYVAH OYUNCU YOK (Hayri Pekergin)

20-11-22 22:35

Aslında bu hafta ele alacağımız konu daha farklı planlanmıştı.


Bir önceki sezona kadar geçen 5-6 yıllık dönemde erkek basketbolunun iki numaralı ligi TBL’yi kanser gibi yayılarak etkisi altına alan, basketbolu çirkinleştiren, lige yeni gelen genç oyuncuların gelişiminin önünü uzun süre tıkayan vura kıra oynama hastalığının, son zamanlarda TKBL’ye yayılması, bu durumun boyutu ve etkileri ele alınacaktı. 

Arnavutluk ve Slovenya maçları için kampa giren A Kadın Milli Takımı kadrosunun açıklanması, ING KBSL ve TKBL liglerinde bu hafta oynanan bazı maçların insanı hayrete düşürecek ölçüde sürpriz sonuçlara sahne olması ile birleşince yazının rotası değişmiş oldu.     


A Kadın Milli Basketbol Takımında haber değeri taşıyan çok büyük sürprizler yok. 
16 Kişilik kadroya yeni giriş yapan oyuncular, TC pasaportu alacağı geçen sezon konuşulmaya başlanan ve işlemler tamamlanan Teaira Mccovan ve Fenerbahçe Alagöz Holding’in 2005 doğumlu forveti Elif İstanbulluoğlu. 

 Açıklanan kadroda devşirme olmayan oyuncularımızın yaş gruplarına dağılımı şöyle;
1988-1990: Bahar Çağlar, Tuğçe Canıtez
1993 - 1995: Olcay Çakır Turgut, Pelin Derya Bilgiç, Merve Aydın, Tilbe Şenyürek
1996 - 1997: Melis Gülcan, Alperi Onar, Sevgi Uzun 
1999 – 2001: İlayda Güner, Meltem Yıldızhan, Şevval Akalan, Gökşen Fitik. 
2005:   Elif İstanbulluoğlu

A Kadın Milli Takımının kadro yapısını pozisyon ve bu yaş grubu kırılımları ile incelediğimiz zaman, kadronun omurgasını oluşturan (ortadaki) 1996-1997 jenerasyonu sonrasında gelen oyun kurucu olmaması, 2001 -2005 arasındaki boşluk en fazla dikkat çeken noktalar.

Her iki durum da dikkatle ele alınması gereken önemli noktalar. 

2001 – 2005 arasındaki boşluğu “elimizde Elif Bayram ve Avrupa’da U16 kategorisinde bronz madalyayı talihsizce kaçıran 2002-2003 doğumlu oyuncularımız var” ezberi ile önemsizleştirmemiz lazım. 
Bu grubun U20 Milli Takım performansını bu yaz izledik.

Şu anda bu grupta sakatlık ya da süre alamama gibi nedenlerle ritim sahibi oyuncu sayımız oldukça az ve basketbolda askeriye gibi her üç senede bir otomatik terfi gelmiyor.  

Ülke basketbolu açısından oyun kurucu pozisyonun önemini herkes biliyor. 

2011 – 2014 Arasındaki dönemde A Milli Takım ve kulüpler seviyesinde alınan madalya ve kupalarda oyun kurucu pozisyonundaki dominant isimler Nevriye Yılmaz ile birlikte belirleyici konumdaydı.   

Şunu belirteyim; 

Elif İstanbulluoğlu’nun yer aldığı yeni açıklanan A Milli Takım kadrosunda son haftalarda TKBL’de harikalar yaratan Emlak Konut Gelişim takımının 2004 doğumlu oyun kurucusu Berfin Sertoğlu’nun da benzer bir bakış açısı ile yer almasını beklerdim. 

Yarın ya da öbür gün bu oyuncumuzla alakalı bir haber gelirse de açıkçası şaşırmam.  

Bununla birlikte, 2010 sonrasındaki dönemde bir oyuncuyu 17 yaşında A Milli yapmanın ondan bir yıldız yaratmak anlamına gelmediğini de akıldan çıkarmamız gerekiyor.  

Biz bunu “yakın” geçmişte neredeyse 16 yaşında A Milli olan İlayda Güner ve bir anlamda İnci Güçlü ile yaşadık.  

Bu oyuncuların gelişim motivasyonlarını takip etmek, gerektiği yerde mentör desteği vermek, profesyonelliğin maddiyat değil mesleki gelişim patikası olduğunu öğretmek konularında o dönemlerinde çevrelerinde yer alan tüm ilgililerin büyük kusurları oldu. 

Bunu derken elbette iyi şeylerden de söz etmek lazım;

Geçen yıl Meltem Yıldızhan’ı tekrar umut veren bir profile geri döndüren, hafta sonunda kazanılan Fenerbahçe Alagöz Holding maçında önemli rolü olan Şevval Akalan ve İlayda Güner’e gözle görülür ivme ve katma değer kazandıran Nesibe Aydın Kulübünü ve Coach Erman Okerman’ı ayrıca kutlamak gerekiyor. 


Kulüplerde olduğu gibi Milli Takımda da gerek devamlılık, gerek gelişim / performans parametrelerinin önemli bir bileşeni olan takım içi rekabet açılarından, jenerasyonlar arasında büyük zaman boşluklarının olmaması esas.  

Kadın basketbol altyapısında 2007 sonrasında başlayan ivme kaybı, havuzun küçülmesi, hedef insan kaynağının voleybolun güçlü rekabetinden etkilenmesi KBSL ve TKBL liglerinde yer alan deneyimli oyuncu kümesinin hızla yaşlanmasına neden oldu. 

Yaşlanmanın temel nedenleri Anadolu’da altyapı faaliyetlerinin farklı nedenlerle hız kesmesi, Beşiktaş, Galatasaray, İstanbul Üniversitesi, Antalya Koleji gibi lige sürekli oyuncu üreten fabrikaların yatırım azaltması ya da devreden çıkması, KBSL ve TKBL’de uzun dönem yer alan bugün sizlerin adını bile hatırlamadığı bir takım kulüplerin A takımlarında “para yakarken” altyapıya önem vermemesi olarak sıralanabilir. 

Böyle olunca altyapıdan yeni gelen oyuncuların performans ve kalite olarak önlerinde yer alan deneyimli isimlerin gerisinde kaldığı, kendi jenerasyonlarında ön planda olan bazı oyuncuların ise uzun süreli sözleşmelerin boyunduruğu altında, gerek deneyimli oyuncu yokluğu,  gerek kulüplerin kadro maliyetini düşük tutma yaklaşımları gereği idman oyuncusu olarak en verimli dönemlerinde paslandığı bir dönemdeyiz.  

KBSL ve TKBL’de yer alan deneyimli oyuncu kümesinin yaşlanması, sahada yer alan yabancı oyuncu sayısının üçe indirilmesi, yabancı oyuncu kalitesindeki düşüş, ligde deneyim ve performans gelişimi arayan genç oyuncuların doğru coach kombinasyonları ile buluştuğu noktalarda sürpriz sonuçlar oluşmasına neden oluyor.

Sürpriz konusu açılmışken, bu hafta BOTAŞ önünde değerli bir iç saha galibiyeti alan Melikgazi Kayseri Basket ve coachu Emre Özsarı’yı altyapıdan gelen 2005 doğumlu Feray Dalkılıç’tan aldığı verim,

Zeynep Kalbisağde, Sevgi Tonguç, Şuğranur Sönmez gibi isimlere kazandırdığı ivme için kutlamak gerekiyor.   

Bu isimlerden Şuğranur Sönmez atletizm ve fiziksel gelişimine yatırım yapmayı sürdürürse yaratıcı basketbolu, saha görüşü ve istikrarlı dış şut silahı ile farklı bir seviyeye yükselebilir. Açıkçası kendisi için artık bu sene “O” sene. 

Elit ya da elit seviye adayı yeni oyuncu sayısının kısıtlı olmasının, potansiyel sahibi bazı isimlerin uzun sözleşmelerle idman oyuncusu olarak piyasaya girememesinin liglerde günlük hayata etkileri nedir derseniz durum şöyle;

KBSL liglerinde sayısı azımsanmayacak ölçüde takım aslında TKBL seviyesinde yerli oyunculara eklenen 3 yabancı ile sahaya çıkıyor. 

TKBL’de ise hem KBSL’ye giden oyuncular hem de altyapıdan piyasaya elit seviyede girişlerin kısıtlı olması nedeni ile ciddi bir elit oyuncu açığı var. 

Maçların sonucuna etki edebilecek seviyede performansa sahip oyuncu grubundan bir ya da iki tanesi mobilite arayışına girdiğinde yer yerinden oynuyor. 

Bu elbette norma bir durum çünkü bu piyasada fiyatlar arz talep koşulları çerçevesinde belirleniyor. 

Bu büyük resimde altyapıda istikrarlı çalışmalar yapan kulüplerin gelişim takımları ile TKBL’ye yükselmesi  bir tesadüf değil. 

Bugün Çukurova Basketbol ya da altyapıya son dönemde büyük yatırım yapan Nesibe Aydın  “haydi” dese, kısa süre içinde TKBL’de gelişim takımı sayısı en az beş olur.   

Yani bir taraftan altyapısı olmayan TKBL kulüpleri oyuncu ararken diğer tarafta altyapı kuran kulüpler TKBL’de varlığını arttırıyor. 

NE YAPILABİLİR
Oyuncu havuzunun daha yeterli bir noktaya gelmesi, KBSL ve TKBL kulüplerin bugün yaşadığı elit adayı oyuncuya erişim sorunlarının çözümü farklı vadelere yayılan farklı çözümler gerektiriyor. 

Alınabilecek kararlardan biri geçici bir dönem için KBSL ve TKBL’de takım sayısını azaltmak. Bu şekilde hem bahis yozlaşmaları ile halen aktif olarak mücadele edilen bu dönemde kontrol daha yakından sağlanır hem de arz talep dengesizliğinin talep tarafı bir ölçüde regüle edilmiş olur. 

Alınabilecek diğer bir karar grubu kadın basketbolu ile erkek basketbolu BGL yönetmeliklerinin ayrıştırılması olabilir. 

Aslında erkek basketbolu için alınan BGL 8+3+1 kararı kadın basketbolunda TKBL ve KBBL liglerine yeni oyuncu arzının önünde inanılmaz bir engel oluşturdu. 

Bu sezon Kızlar BGL’ye baktığımız zaman TKBL’de üç gelişim takımı olduğu bir fotoğrafta, en büyük katma değeri 2003 ya da 2004 lü oyuncuların değil 2006, 2007 ve 2008’li oyuncuların elde ettiğini görüyoruz. 

Kısa vadede kadın basketbolunda altyapıdan gelen gelen arzı piyasaya vermek adına alınabilecek karar setlerinin bir diğeri kadın basketbolunda U18 sonrası azami sözleşme süresinin 5 yıldan 3 yıla indirmek olabilir. 

Uzun vadede ise TKBL kulüplerinin altyapı faaliyetlerinin desteklenmesi ve teşvik edilmesi, kulüplerin tarama ve insan kaynağına erişim çabalarına yardımcı olacak prosedür ve iş akışlarının oluşturulması, bu projelerin ekran yüzlerinden tanıtımına kadar sahip olunan kanalların (kulüpler, okullar, yerel yönetimler, spor teşkilatı vb) optimum verimde kullanılması ele alınması gereken proje alternatifleri arasında. 

Basketbolda çok kullanılan bir deyim vardır. 

“Küçük havuzda büyük balık olmak” denir.  Anlamını sektörün içindeki herkes bildiği için burada açmıyorum. 

Ortak amacın küçük havuzda “büyük” “Balık” yetiştirmek değil büyük bir denizde başarılı olabilecek çok sayıda “Büyük Balık” yetiştirmek olduğunu sürekli akılda tutmak gerekiyor.  

twitter : @hayripekergin 
Domain - Hosting - Cloud

Yorumlar Okunma: 4077