Kadın Liglerinin durumu (Hayri Pekergin) - BasketFaul.com

Kadın Liglerinin durumu (Hayri Pekergin)

16-01-23 23:55

Yeni yılın ilk yazısında Türkiye Sigorta BSL, Misli Com TBL, TB2L ve erkekler BGL liglerinde genel görünüm, ön plandaki takımlar ve alt liglere yön veren temel dinamiklere yer verilmişti. 

Bugün ve gelecek hafta sıra kadın liglerinde. 

Bu iki haftalık yazı dizisinin başında kadın basketbolunda bütünü ilgilendiren, işin içinde yer alan taraflarca bilinmesi ve doğru anlaşılması gereken hususlara değinmekte yarar var. 

Bunlardan ilki kadın basketbolunda yaşanan oyuncu sıkıntısı. 

Kadın liglerinde bugün hala izlediğiniz, ön plandaki hemen hemen tüm oyuncuların yetiştiği “fabrika” kulüplerin önemli bölümü altyapıdan elini çekmiş durumda. 

Nevriye Yılmaz’ın, Işıl Alben’in yetiştiği İstanbul Üniversitesi bugün küllerinden yeniden doğmaya çalışıyor, liglerde yer alan Özge Özışık, Sinem Ataş, Ferda Yıldız, Gizem Kazali, Büşra Akgün, Meltem Avcı gibi isimleri elit adayı oyuncu haline getiren Antalya Koleji yok. 

Güneyde Mersin BŞB ve Tarsus Belediye Spor arasında basketbola Merve Aydın’dan İlknur Yıldızhan’a kadar birçok oyuncunun yetişmesini sağlayan altyapı rekabeti geçmişte kaldı. 

İzmir’de bugün gerçekten iyi çalışan, bilgili oyuncu yetiştiren genç antrenörlerimiz kulüplerimiz var. Arkalarında destekleri olmadığı için biraz sivrilen oyuncuları bile ellerinde tutmakta zorlanıyorlar.  

Duygu Fırat, Tuğçe Murat, Elif Emirtekin gibi isimleri basketbola kazandıran “Coşkun Hoca”  gibi idealist antrenörler ya küserek çalışmayı bıraktı ya da ekonomik getirinin daha yüksek olduğu spor okulu segmentine yöneldi.  

Bu resme Kızlar BGL ligine bile katılmayan Beşiktaş ve bu lige bin bir rica üzerine katılan Galatasaray’ı eklersek gördüğümüz resim şu;

Bugün kadın liglerinde yer alan oyuncuların büyük bölümünün yetiştiği kulüpler artık ya yok ya da üretim fiilen durmuş durumda. 

Oyuncu havuzu daralıyor ve önümüzdeki yıllarda daha da daralacak. 

Çankaya Üniversitesi, BOTAŞ, Fenerbahçe, Emlak Konut gibi altyapı çalışmaları devam eden ya da  faaliyetleri son dönemde ivme kazanan Çukurova Basket, Nesibe Aydın, Kayseri Basket, İstanbul Basketbol Feneri, TED Ankara Klj., Düzce Atletik, Ecogreen Merkezefendi Bld. kulüplerinin üretimlerinin liglerde dolaşıma girmesinde de seneler var. 

Tekrar etmek gerekirse bugün altyapıda üretim yapan az sayıda kulübün elindeki oyuncuların liglerde dolaşıma girmesine SENELER VAR. 

Bu nedenle bugün KBSL’de birçok takımın “doğan görünümlü şahin” deyimini çağrıştıracak şekilde sahaya 3 yabancı ve çok sayıda TKBL oyuncusu ile sahaya çıktığını görüyoruz. 

TKBL’de durum daha iç acıtıcı. 

Fenerbahçe, BOTAŞ, Emlak Konut’un gelişim takımlarını kenarda bırakırsak birçok takımın 5-6 oyunculu rotasyonlara sıkıştığını görüyoruz. 

Bu durumu TBF kadar “Süper Ligde” yer alan antrenörlerin de anlamasında yarar var. 

Bakıyorsunuz; 

Coach’un takımında altyapı milli takımlarında süre alan oyuncu var fakat coach oynatmıyor. 

Bakın coach arkadaşlar!

“Genç oyuncuyu oynatmam, yaşı gelince oynatırım” modeli kadın basketbolunda oyuncu sıkıntısı yaşanmadığı eski dönemde kaldı. 

Hala o ezberde yaşayan, elinde geleceğin KBSL oyuncusu varken 6,5 kişilik yaş ortalaması 28-30 olan dar rotasyonla oynamakta ısrar eden “Coach” varsa, sezon sonuna doğru takımı sakatlık ve fiziksel yüklenme nedeni ile çöktüğünde enkaz altında önce kendisi kalır. Başka sorumlu aramaya da hiç gerek yok.  

Zaten KBSL’deki bazı takımlarda bu tür çatırdamaların sesleri duyulmaya başlandı bile. 

Böyle bir ortamda oyuncu yokluğundan inim inim inleyen, parası olduğu halde oyuncu alamayan bazı KBSL, TKBL kulüp yetkililerinin, “Gelişim Takımları kapatılsın” gibi geleceği daha da karartacak düşüncelere saplandığını görüyoruz. 

TBF ise bu durumu anlamış görünmüyor.

Eğer TBF kadın basketbolundaki elit seviye adayı oyuncu havuzunun daralmasını görebilseydi, erkek basketbolu için dizayn edilen BGL’de 1+3+ 8 formatını kadın basketbolunda uygulamaz, daha fazla 2004’lü oyuncunun havuza girmesini sağlamış olurdu. 

En basit örnek;

Geçtiğimiz günlerde sahaya sürekli 7-8 oyuncu ile çıkan bir TKBL takımı Galatasaray BGL takımında lisanslı iki 2004 oyuncuyu kadrosuna dahil ederek ceza ödemekten kurtulma yoluna gitti.
 


Diğer tarafta kadın liglerinde yer alan kulüplere baktığımızda azalan oyuncu sayısı faktöründen daha önemli bir başka yapısal sorun olduğunu görüyoruz. 

KBSL 14, TKBL 16 kulübü kaldıracak finansal güce sahip değil. 

TKBL liginde gelişim takımlarının sayısı ve ligdeki konumları bunun bir göstergesi. 

KBSL’de lige daha katıldığı ilk hafta havlu atan kulüp var. Diğer bazı kulüpler ya son anda takım çıkarabildi ya da son anda o takıma bir sahip bulunabildi. 

Kulüp sahipliği de ayrı bir sorun; 

Her iki ligde de personeline ve oyuncularına en basit ödemeleri yapamayan, kulübün sahibi ya da yetkilisi konumundaki kişilerin ne iş yaptığının belli olmadığı kulüpler var. 

Başka yerlerde sorun farklı. Bu kulüp kimin diyorsunuz? Kulübün %90’ı “şu” antrenörün %10’u “bu” antrenörün diyorlar. 

Bir coach niye kulüp sahibi olsun? Bunda amaç ne? Bu soruların TBF tarafından da sorulması gerekiyor. 

Bir başka kulübe bakıyorsunuz. Kulübün sözde sponsorunun faaliyeti bile yok. 

TKBL’de zaten daha başta devam edemeyeceği bilinen İzmir kulübü geçtiğimiz haftalarda dama dedi ligden çekildi. 

TBF’nin bu alanı bu kadar başı boş bırakmasını doğru değil. 

2022 Yılının son yazısında yeni yılda daha temiz ligler görmek istiyoruz diyerek aynen aşağıdaki ifadeleri kullanmıştım;

“2023 Yılı basketbolumuz açısından daha temiz bir yıl olsun. Özellikle alt liglerde sepetteki az sayıda çürük elmanın, ligin etik kodları ve kural koyucuların zekası ile alay edercesine, pervasızca, kadrolarındaki ahlaklı oyuncuları paravan olarak kullanarak yaptıkları 1’den 2 / 2’den 1 manipülasyonları son bulsun. Bu yapıların farkında olunduğunu, bunların istenmediğini herkes görsün. Çürük elmaların çürümüşlüğünün sepete yayılma riski ortadan kaldırılsın.” 

Yukarıdaki satırlardan sonra ne bana ne de Basketfaul site yönetimine “arkadaş bir dakika!” “ sen ne diyorsun?” “Ligler gayet temiz değil mi?” “Ne problem görüyorsun?” diyen tek bir yetkili bile olmadı. 

Bu yazıları da TBF’de kimse ben okumadım diyemez. 

O zaman bu ne demek?

TBF yönetimi ya yukarıda belirtilenlerden rahatsız olmuyor ya da umurunda değil demek. 

Olacak şey değil. 


Kadın basketbolunda en olumlu bakışla en az birkaç yıl daha sürecek oyuncu havuzundaki daralma hem de kulüplerin finansal sürdürülebilirliği/sahipliği ve etik değerlere bağlılık sorunları en azından TKBL’de takım sayısını belirli bir süre azaltılmasını gerektiriyor. 

Daha az kulüple daha kaliteli, değer yaratan, etik değerler/sahiplik kriterleri konusunda sorun yaşamayan bir lig esas olmalı.

O zaman kalite ile birlikte gelen güven ile bahis gelirleri de artar. Lige ismini verecek kaliteli sponsor da bulunur. 

Bunun yanında TBF’nin kadın basketbolunda altyapıdan yetişen oyuncular için transfer yaşını, azami sözleşme sürelerini ve BGL yaş formatını regüle ederek hali hazırda altyapıda yer alan elit adayı oyuncuların “talebe” yanıt verecek bir “arz” olarak liglere kazandırılmasını kolaylaştırması gerekiyor. 

Bunlar kadın basketbolu söz konusu olunca mutlaka değinilmesi, tarihe not düşülmesi gereken konulardı. 

İnşallah bunlardan sıra gelir, ileride takımlarımızın, coachların oyuncuların Lig ve Avrupa Kupası  performanslarını da konuşuruz. 

twitter: @hayripekergin 
Domain - Hosting - Cloud

Yorumlar Okunma: 4460