Kadınlar Avrupa Şampiyonası Kuraları Üzerine (İlker Yıldız) - BasketFaul.com

Kadınlar Avrupa Şampiyonası Kuraları Üzerine (İlker Yıldız)

21-03-21 11:49

Ülke basketbolumuz adına her şeyden önce bütünleşmeye ve önceliklerimizi belirlemeye ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle basketbolumuzun bütün paydaşlarının her açıdan katkısına ihtiyacımız var. Bu katkıya en çok da kadın basketbolumuzun ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Kadın basketbolumuzda A Milli Takımlar düzeyinde; 2011 FIBA Avrupa Şampiyonası’nda gümüş madalya, 2012 Londra Olimpiyatları’nda çeyrek final, 2013 FIBA Avrupa Şampiyonası’nda bronz madalya, 2014 Dünya Şampiyonası’nda dördüncülük, 2015 FIBA Avrupa Şampiyonası’nda beşincilik, 2016 Rio Olimpiyat Oyunları’nda çeyrek final ve 2017 FIBA Avrupa Şampiyonası’nda beşincilik gibi çok önemli başarılar elde edildi. A Kadın Basketbol Milli Takımımızın son üç-dört yıllık süreçte aldığı sonuçların ise pek parlak olduğundan söz edemeyiz ve sancılı bir geçiş süreci yaşıyoruz. Yaklaşık 10-12 yıllık bir süreçte (2005-2017) uluslararası düzeyde başarıdan başarıya koşan kadın millilerimiz, yaşanan ivme kaybına rağmen 2005 yılından itibaren aralıksız olarak bütün resmi turnuvalara katılma başarısı gösterme alışkanlığını da devam ettirdiğini görüyoruz. Gerek Altyapı Milli Takımlarımızın Avrupa Şampiyonalarındaki durumu gerekse de kadın basketbolumuzdaki oyuncu havuzunun dar olması sorunlarıyla karşı karşıya olsak da yine de yakın gelecekte tekrardan bizleri başarıdan başarıya taşıyacağına inandığım çok yetenekli genç oyuncularımızın olduğunu da memnuniyetle görüyoruz. Bu nedenle A Kadın Basketbol Milli Takımımızın tekrardan yakın geçmişteki başarıları yakalaması adına önemli bir potansiyele sahip olduğunun da umudunu taşıyoruz.

 Kadın basketbolumuz adına bu geçiş dönemini başarıyla yönetebilmek için en çok ihtiyaç duyulan şeylerin başında hiç kuşkusuz basketbol paydaşlarının birlikteliği, ilgisi ve desteği belirleyici olacaktır. Unutmayalım ki erkek basketbolumuza gösterilen ilgiye nispeten çok daha az bir ilgiyle kadın millilerimizin ne kadar büyük başarılar elde ettiğini hep birlikte gördük. Bu ilgi ve destek; kadın basketbolumuzu olumlu anlamda gündeme taşıma ve gündemde tutmayı da beraberinde getirecektir. Olumsuzluklardan sıklıkla bahsetmek ve onları büyütmek yerine; güzel olan işleri takdir etme, nitelikli antrenör ve nitelikli oyuncu yetiştirme ve kadın basketbolunu ülke geneline yayma adına ne gibi ortak çalışmalar yaparız düşüncesiyle hareket etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bunun için basketbolumuzdaki bütün paydaşlardan bu süreçte her zamankinden daha çok gerek düşünce katkısına gerek namuslu eleştirilere gerekse de değer katacak her türlü yardıma ihtiyaç vardır. 
 
Ülke basketbolumuzdaki sorunların çözümünde en önemli noktanın zihniyet değişiminde yattığını düşünüyorum. Ülke basketbolumuzun kurucu ve yaşatıcı zihniyetini anlayabilir ve onların düşüncelerini güncel ile olan ilişkisiyle birlikte bir devamlılık sağlayabilirsek; yönetici sorunumuz da öz kaynakları verimli bir şekilde kullanamama sorunumuz da büyük oyuncular yetiştirememe sorunumuz da nitelikli antrenör sorunumuz da istikrarlı başarılar elde etme sorunumuz da yabancı oyuncu kuralı sorunumuz da kısacası bütün sorunlarımız da hallolacaktır. Kısacası basketbolumuzun nitelik yönünden büyümesi adına, hepimizin hep birlikte elimizi taşın altına koymamız gerekiyor. 
 
Bu yazıda katkıda bulunan bütün isimleri, bu ortak çabanın temsilcileri olarak görüyorum. Hepimizin katkısıyla hem kadın hem de erkek basketbolumuz dünya çapında layık olduğu yere gelecektir. “Küçük olsun, benim olsun” anlayışı yerine, büyük olsun hepimizin olsun anlayışını hâkim kılmamız temennisiyle…
 
A Kadın Basketbol Milli Takımımızın, 17-27 Haziran 2021 tarihleri arasında İspanya ile Fransa’nın ortaklaşa düzenleyeceği FIBA 2021 Kadınlar Avrupa Şampiyonası’ndaki grup kuraları geçtiğimiz günlerde çekildi. Milli Takımımızın yer aldığı C grubunu (Belçika, Slovenya, Türkiye, Bosna Hersek) ve şampiyona ile ilgili birbirinden değerli isimlerin görüşlerini aldık. Bu yazıda ülke basketbolumuz adına birbirinden değerli şahsiyetlerin, farklı bakış açıları ile yazılmış sekiz değerlendirme yazısını okuyacaksınız. Değerli düşünceleri ve yazılarıyla katkıda bulunan; Sayın Zeynep Gül Ene’ye, Sayın Ayhan Kalyoncu’ya, Sayın Gülseren Işıldak Yarga’ya, Sayın Mehmet Küntüşlü’ye, Sayın Mehmet Kaputoğlu’na, Sayın İrem Çalışkan’a, Sayın Caner Arda Aydın’a ve Sayın Efe Özenç’e şükranlarımı sunuyorum. 
 
Basketbolumuz adına bu tür ortak çalışmaların çok ufuk açıcı olacağını düşünüyor ve sizleri bu değerli yazılarla baş başa bırakıyorum.
 
* Zeynep Gül Ene (Altyapı Kadın Milli Takımlar Koordinatörü):
2021 Kadınlar Avrupa Şampiyonası için derece ya da sonuç tahmininde bulunmak yerine, grup aşamasında elendiğimiz 2019’daki turnuvayı unutturacak mücadeleci, oynadığı basket basketbol ile izleyenlere heyecan ve keyif veren bir takım kimliğinde olacağımıza inanıyorum. Jenerasyon değişimi yaşadığımız bu zor süreçte oynadığımız pencere maçlarında hiç kolay lokma olmadığımızı gösterdik. Gruptaki Slovenya ve Belçika maçlarımız çok sert geçecektir. Eğer ilk maçta Slovenya’yı yenersek grupta en kötü olasılıkla 2. veya 3. sıradan çeyrek final oynamak için çapraz eşleşmeye gitme hakkı elde edebiliriz. Çapraz grubumuzda güçlü rakipler bizi bekliyor olacak. Umarım grubu ilk iki sırada tamamlayarak turnuvada yukarıya doğru ilerleme şansımızı artırırız. Ben iyi başlangıç yapmanın ve kendi takım performansımızın turnuvada alacağımız sonuca etki edeceğini düşünüyorum. Dış şut isabeti ve sert savunma silahımızı kullanabilirsek beklediğimizin de üzerinde bir sonuçla turnuvadan dönebiliriz.
 
* Ayhan Kalyoncu: “Köprüden Önce Son Çıkış” 
2021 Avrupa Kadınlar Basketbol Şampiyonası'nda mücadele edecek olan Kadın Basketbol Milli Takımımız belki de tarihinin en önemli Avrupa Şampiyonalarından birine katılacak.
 
Özellikle son yıllarda hem erkek hem kadınlar basketbolunda herkesçe bilinen fakat bir türlü gerekli yapısal değişiklerin ve projelerin hayata geçirilememesinden dolayı halledilemeyen problemlerin detaylarına girmeyeceğim.
 
Kadın Basketbol Milli Takımımızın bu şampiyonada alacağı iyi bir derece bizim yapısal problemlerimize çare olmayacağını biliyoruz. O zaman neden bu kadar önemli diyebilirsiniz.
 
Bugün Türkiye'de kız çocuklarımızın basketbola ilgisinin voleybola göre daha az olmasının sebeplerinden bir tanesi Birsel Vardarlı, Nevriye Yılmaz, Işıl Alben, Esmeral Tunçluer ayarında yıldız oyuncunun yetişmemesi. Bu dört isim son 20 yıldır kadın basketbolunu belli seviyede tutmuşlardır. Birçok küçük kızımız bu oyuncuları seyrederek basketbola başlamıştır. Zamanında bizlerin Efe Aydanları, Erman Kunterleri, Doğan Hakyemezleri, Necati Gülerleri seyrederek başlamamız gibi. Daha sonra Orhun Eneler, Harun Erdenaylar, İbrahim Kutluaylar sonrada Hidayetler, Mehmet Okurlar, Ömer Onanlar... Bu isimler birçok gencin basketbola başlamasını sağlamıştır. Ancak kadın basketbolunda bu dört değerli ismi sayarken maalesef "- ler, - lar" eklerini kullanamıyoruz çünkü bu isimler seviyesinde başka yıldız oyuncu yetiştiremedik. İşte bu yüzden haziran ayında yapılacak olan bu şampiyona kadın basketbolumuzun geleceği için çok önemli bir hale gelmiştir. Belçika, Slovenya, Bosna Hersek'ten oluşan grubumuz diğerlerine göre belki de en kolay görünen grup. Hazır böyle şanslı bir kura da çekmişken bu fırsatı çok iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Bütün kadın basketbol camiası bu turnuvaya her yönden çok ama çok iyi hazırlanmalı. Müthiş bir tanıtım ve piyar çalışması yapılmalı. Değişik bir tanıtım ve reklam organizasyonu yaparak elde edilmesi gereken başarıyı çok iyi pazarlayarak internet çağına teslim olan Z kuşağını bir şekilde etkileyip basketbola çekmeyi başarmalıyız. Bütün camia tek yumruk olmalı ve herkesin milli takımın başarısı için elinden gelenin daha fazlasını yapmalı. Kısır çekişmeleri bırakıp kenetlenilmelidir. Yoksa bu turnuvadan sonra yapısal reformları gerçekleştirmek için kararlar alsak bile uygulayacak sporcuyu zor buluruz! İşte bu yüzden bu turnuva köprüden önceki son çıkışımız.
 
* Efe Özenç (Basketbol Yazarı/Yayıncı): 
Evvela belirtmek gerekir ki, Avrupa kadın basketbolu bir geçiş dönemini yaşıyor ve pek çok ülke, bir önceki jenerasyonda kendisini bir yerlere getiren bayrak oyuncularını, sembol isimlerini kaybettiği için ekolünden yoksun kalmanın sancısını yaşadı. Bu da, başta Letonya olmak üzere nice ekibin gruplarda beklediği neticelerden uzak kalmasına sebep oldu ve Belçika ile İspanya dışında tüm ülkeleri başarı adına arayışlara itti.
 
Yine bu yüzden, eskiye nazaran artık ismi bir çırpıda zikredilebilen, millî formayla özdeşleşmiş oyuncu sayısı da azaldı ve 2021’deki şampiyona nice deneysel performansa da sahne olmaya aday görünüyor. Elbette ki İspanya ve Fransa (ve de Meesseman’lı bir Belçika) her zamanki gibi birer madalya adayı konumunda, fakat diğer takımlar arasındaki farkın çoğunu, devşirilen ABD’li oyuncuların kalitesi belirleyecek.
 
A Grubu: Belarus, kendisini devleştiren ‘titan’dan, yani Leuchanka’dan yoksunken, tüm yükü yine veteranlara (Verameyenka, Snytsina, Ziuzkova, Likhtarovich) bindirip, top dağıtımını da gerçekten vasat bir ABD’liye (Bentley) emanet ettiği için işini zora sokuyor. Hasper hiçbir şekilde as pivot ışığı saçan bir oyuncu olmadığı için, boyalı alandaki tek güçleri tecrübe. Ama onların böylesi kısır bir düzenle nereye kadar gideceğini, bu ihtiyar kadro içerisindeki yegâne yıldız adayı uzunun, yani Papova’nın ışığı belirleyecek. Gençleşememek, onlara pahalıya patlayabilir. İsveç ise, Eldebrink kardeşlere (özellikle de Frida’ya) sahip olduğu sürece, hiç değilse Slovakya’yı alaşağı etmek için ümitlenebilir. Elin Eldebrink kendini epeyce olgunlaştırdı ve Halvarsson – Fontaine ikilisi de üstüne düşeni fazlasıyla yapıyor. Zahui ve devşirme Loyd haricinde bu ekibin jokeri zaten yok sayılır; Loyd da kendisini sadece büyük maçlara saklıyor. Slovakya, Zirkova ve Ruzickova da ayrıldıktan sonra yıldızsız kaldığı ve devşirme barındırmadığı için tam bir “total basketbol” kıvamını benimsedi. Zaten bu sayede zor da olsa Macaristan ve Hollanda’yı geçip turnuvaya katılabildiler. Uzun ve dayanıklı isimleri barındırmayı sürdürüyorlar, fakat maç sonlarında iş dönüp dolaşıp Oroszova – Balintova ikilisinin iç-dış dengesini kurmasına ve Jurcenkova gibi bir veteranın pota altındaki direncine kalıyor. Eğer Jakubcova’yı da rotasyona monte edebilirlerse, pota altını cehenneme çevirip, kötü dış şut atan her rakibin kâbusu olurlar. Ama grubun favorisi açık ara (ev sahiplerinden) İspanya. Tek sorun, bu kadar uzun ve fizikli rakipler arasında (Lyttle da emekli olmuşken) sadece Lo, Gil ve/veya Ndour ile ribauntlarda ve boyalı alanda sürklase edilebilme ihtimallerinin artabilecek olması. Torrens – Xargay – Dominguez – Nicholls (ki İspanya kadın basketbolunun Felipe Reyes’i sayılır) çekirdeği korundukça, 2-3 turnuva daha başa güreşirler. Ama yeni oyuncu (özellikle de Palau’nun yerine oyun kurucu) yetiştirmekte sıkıntı çektikleri için, bu grupta yaşayacakları yorgunluk onları üst turlarda zorlayabilir. Yine de kalite ve tecrübe yönünden halen rakiplerinden birer gömlek üstünler. 
 
Tahmini sıralamam: 1) İspanya 2) Belarus 3) Slovakya 4) İsveç. Fakat 2-4 arası sıralama kolayca değişebilir.
 
B Grubu: Karadağ, Skerovic’in yokluğunda (Mujovic vasatı aşamadığı için) direksiyonu emanet edecek birini bulamadı ama Dubljevic oynadığı maçlarda o kadar dominant performanslar sergiledi ki, gruptan çıkmakta zorlanmadılar. Onun yanında dev devşirme pivot Gatling ve veteran Jovanovic varken, özellikle tempoyu yakaladıkları vakit çok etkili olabiliyorlar ve ilginç serilere imza atıyorlar. Fakat eğer savunma konsantrasyonunu bu kadar kolay kaybetmeyi sürdürürlerse veya Dubljevic turnuvaya gelemezse bu gruptan sadece Yunanistan’ı gözlerine kestirebilirler. Tek büyük ismi Maltsi’yi emekliye ayıran Yunanistan da, son şampiyonalarda oluşturduğu rotasyonu büyük ölçüde koruyarak, tam bir takım basketbolu oynayıp buraya geldi. Fasoula, Spanou, Sotiriu, Christinaki, Spyridopoulou ve Stamolamprou gibi isimler sayesinde, sistemlerini kurmuş durumdalar. Gafil avlanacak her rakibi bu nizam ve intizamla (özellikle ribauntlarda ve savunmada) alaşağı edebilirler, ama Fasoula yıldızlaşmadığı sürece, kaliteli starlara sahip takımlara karşı hücumda işleri çok zor olacaktır. Her zamanki gibi çok sert ve kalıplı oyunculara sahip olan Sırbistan, Sonja Petrovic’in turnuvaya gelmemesi halinde hücumda tüm yükü Ana Dabovic’in istikrarsız dış şutlarına bindirecektir. Radocaj gittikten sonra hakiki bir oyun kurucu bulamadıkları için Yvonne Anderson’ı devşirdiler ve bence doğru bir iş başardılar; ama kadronun gediklilerinden ne Krnjic, ne Cado ne de Jovanovic hücumda kendi oyununu yaratabilecek kalitede değiller ve set hücumlarından aradıklarını bulamazlarsa işleri epeyce zorlaşır – hele de bu kadar kötü dış şut atarlarken. Eğer basketbola geri dönen 39 yaşındaki Milica Dabovic kulübündeki iyi performansının ardından yine millî takıma alınırsa, bir şeyler değişebilir. İtalya ise Sottana gelmezse dış atışlarda en az Sırbistan kadar zorlanacaktır; ama Zandalasini alıştığımız formuna dönerse, onun hücumda yarattığı durdurulamaz etki sayesinde Dotto, Crippa, Penna, Cinili ve Bestagno da bolca boş alan ve kolay sayı imkânı bulacaktır. Keys’in yerine başka bir devşirme bulup Pan’dan da Sottana kadar verim alabilirlerse, turnuvada ilk 7 sıra için şansları artar.
 
Tahmini sıralamam: 1) İtalya 2) Sırbistan 3) Yunanistan 4) Karadağ
 
C Grubu: Gelelim bizim grubumuza. Burada Belçika normal şartlarda birinciliğin net favorisi; fakat onların da (elemelerdeki son Portekiz maçında olduğu gibi) kimi münferit gecelerde hücumda büyük sorun yaşamalarına sebep olan bir dertleri var: dış şut istikrarı. Nitekim belki de tüm Avrupa’nın en dominant ismi olan Meesseman’a sahip olmalarına karşın Carpreaux ve Mestdagh kardeşler (bilhassa Hanne) çoğu maçta kendine güvenmeden şut kullanıyor ve bu yüzden nice fırsatı heba edip kendilerini ateşe atıyorlar. Meesseman’ın boyalı alandaki ekürisi, yılların eskitemediği 40 yaşındaki Wauters’ın etkisi ve dakikaları haliyle gün geçtikçe azalıyor ve pota altında ikiz kuleler birlikte oynayamadığı vakit Meesseman’ın blok tehdidi azalıp faul problemi artıyor. Genç Massey henüz ona yeterli yardımı iletecek düzeyde değil. Bu yüzden Vanloo ve Allemand gibi rol oyuncularının da verimi düşüyor. Ama ritim bulduklarında hakikaten durdurulmaları çok zorlaşıyor. Bu yüzden bizim mümkün mertebe Belçika’ya değil, Bosna ve bilhassa Slovenya’ya konsantre olmamız lazım. Nitekim son yıllarda sahneye çıkan Sloven basketbolu, devşirme pivot Evans sahadayken çok tehlikeli bir hal alıyor. Daha ilk turnuvalarında neredeyse Fransa’yı bile yenebilecek kadar iyi oynayan Slovenler’de Oblak’ın savurgan ve istikrarsız, Baric’in ise birkaç yıl evvelki formundan uzak olması yüzünden, genç dev Lisec, Prezelj, Friskovec, Debeljak gibi isimlere daha çok bel bağlanıyor. Evans’ın ikili sıkıştırma gelmeden durdurulamaz bir oyuncu olması sebebiyle, bolca rahat dış atış fırsatı yakalayan Slovenler hem ribauntlarda hem de hücumda gayet etkililer. Onları zorlayabilecek en büyük etken, genç isimlerin ağırlıkta olduğu bu kadronun tecrübe sıkıntısı yaşama ihtimali. Bosna-Hersek ise her ne kadar bu düzeydeki bir turnuvanın gediklisi olmasa bile, Brcaninovic gibi dehşetengiz bir boyalı alan silahına, Deura gibi ortalama üstü bir oyun kurucuya ve hangisi gelirse gelsin rakiplere her iki pota altında da kan kusturan iki devşirme pivota, yani Jones ve Hurt’e sahip olduğu için, bizim gibi diğer ekiplere nazaran boy ortalaması, hız ve cüsse yönünden daha eksik kalan takımlara karşı. Özellikle Jones turnuvaya gelmesi halinde çok büyük işlere imza atacaktır. Kadronun genel anlamda bu seviye basketbolda deneyimli olmaması, onları frenleyebilecek ana etken olacak.
 
Biz ise, sakatlıklardan çok çekmeyi sürdürüyoruz. Işıl, Tilbe, Bahar gibi nice kıymetli veteranın ve yükselen yıldız adayı Kübra’nın en verimli çağlarında sırayla hazin sakatlıklar yaşaması, (Nevriye, Şaziye, Birsel, Esmeral gibi isimler de artık mazideki yerini almışken) bu kadar dar bir oyuncu havuzu içerisinde elimizi gerçekten zorluyor. Sevindirici olansa, mevcut rotasyonun yıllardır yaşadığımız ritim, tempo, dış şut, serbest atış ve içeriden dışarıya pas trafiği konusunda ileriye doğru adım atmış olması. Quanitra’nın yıllar içerisinde olgunlaşan basketbolu sayesinde Sanders’ı aratmaması ama müzmin bir sakata dönüşmesi ise, hücumda yükü fazlasıyla sırtlandığı dakikalarda yaşadığı yıpranmayı göz önüne alırsak, bu turnuvada bize handikap yaratabilir. Bu yüzden, devşirme oyuncu konusunu uzun uzadıya, derinlemesine düşünmek gerekiyor – hele de yedek pivot bakımından Esra’dan başka kayda değer alternatifimiz yokken. 
 
Esra’nın hantallığına karşın nihayet özgüvene kavuşmuş olması, nice zor atışı sayıya çevirebilmesi gibi, Cansu’nun ve Olcay’ın gelişen performansları da gayet umut verici; fakat çok iş görmesine muhtaç olduğumuz Pelin’den o beklenen dış şut katkısı yüksek yüzdeyle gelemezse, çok kıymetli topları nafile harcarız. Tuğçe, Asena, Ayşe, Sevgi ve yedek oyun kurucumuz Gizem mutlaka kuvvetli yanları ön plana çıkartılması, genç Gökşen ise üzerinde durulup yatırım yapılması gereken bir isim. Melis’in de fiziği ve kararlılığı ile, kanat yokluğunda bize merhem olması mümkün. Ayrıca genç Meltem’in turnuvaya gelebilmesi, boyalı alanda bu kadar kuvvetli olan takımlara karşı hiç değilse savunma ve ribauntlar yönünden bize nefes aldıracaktır. 
 
Ama sakatlar iyileşmezse ve bize sınıf atlatması muhtemel iki ismin, yani Manolya ile (stilini Serkan Erdoğan’a benzettiğim) Alperi’nin skorerliğinden yoksun kalırsak, gerçekten koç Ceyhun Yıldızoğlu ve Yasemin Horasan’ın mikro hamlelerde adeta bir Rick Carlisle gibi ustalaşarak bu ekibi nakış gibi işlemesi lazım. Aksi halde, bireylerin toplamından daha üstün bir takıma kavuşamayız ve bireysel yetenek kapasitemiz de hayli kısıtlıyken hüsran yaşarız. Böylelikle de madalya şansımız hakikaten hayal olur. Ama her ne kadar özgüvenli olsalar da Alperi’nin de Manolya’nın da böylesi üst düzey turnuvalar için henüz yeterli tecrübeye sahip olmadıklarını da göz önünde bulundurmakta fayda var. Ayrıca turnuvanın tüm ciddi favorilerinin pota altında, ribauntlarda, atletizmde, dış şutlarda, dayanıklılıkta, fiziksel sertlikte, süratte, hızlı hücumlarda, geçiş oyunlarında ve oyunun temposunu dikte etmekte kâğıt üzerinde bize kıyasla çok daha avantajlı olduğunu da unutmamalıyız. Neyse ki ekolümüzün kimliğini teşkil eden oyun bilgimiz ve savunma kültürümüz halen herkese taş çıkartacak düzeyde. Ayrıca hiç pes etmediğimizi de her defasında herkese gösteriyoruz. Takım oyunumuz ve set hücumlarında asist üzerinden bulduğumuz sayılar da göğsümüzü kabartıyor.
 
Tabi sakatlıklar, form durumu ve strateji tercihleri yüzünden, bu turnuvanın aday kadrosunu bile seçebilmek son derece güç olacaktır. Fakat bu kadronun böylesi bir kimya ile bu turnuvaya kalabilmiş olmasına da ayrıca saygı duyuyor ve başarıyı alkışlıyorum. Ve ilk 8 takım arasına girebilmeyi gerçekçi bir hedef olarak görüyorum.
 
Tahmini sıralamam: 1) Belçika 2) Slovenya 3) Türkiye 4) Bosna-Hersek
 
D Grubu: Eğer bir ölüm grubu arıyorsak, bu turnuva için bu gruba o sıfatı layık görmemiz lazım. Dumerc bıraktıktan sonra, Epoupa’nın oyun kuruculuğu altında ev sahiplerinden Fransa gerçekten bir adım geriye gitti ve tecrübeli koç Garnier’nin de bundan memnun olduğu söylenemez. Ayrıca Yacoubou gibi bir devin de turnuvada olup olmayacağı bilinmiyor. Yine de, kadın basketbolunun Tim Duncan’ı diyebileceğimiz yıllanmış şarap Gruda varken, etrafında da Miyem, Tchatchouang gibi veteranlar bulunurken, Fransa daima favoridir. Ayrıca Johannes ve Ciak gibi isimlerden de eskiye nazaran daha iyi katkı alabilmeleri, yüzlerini güldürüyor. Özellikle Michel, ligimizden de tanıdığımız Hartley ve Johannes şut formunu bulduğu vakit rakip potalara sağanak olup yağıyorlar. Onlar halen bu grubun favorisi. Rusya ise gençleşme operasyonunu en başarılı şekilde gerçekleştiren Avrupa takımlarından biri olmayı başararak buraya geliyor, zira ellerinde Vadeeva gibi eşsiz ve genç yaşına karşın şimdiden çok tecrübeli bir pivot var. Boy yönünden her ne kadar o alıştığımız eski Rus devleri kadar korkutucu olmasa bile, Vadeeva her iki pota altında da gerçekten çok etkili ve özel bir oyuncu – hele de cüssesi, fiziksel oyuna yatkınlığı, bitiriciliği ve blok tehdidiyle. Bu elemelerde onları farklı bir seviyeye taşıyan isimse, uzun fiziğine rağmen hayli hareketli bir genç olan Musina oldu. Musina’nın skorerliğinin yanı sıra, Levchenko ve Goldyreva’nın top dağıtmadaki mahareti, Komarova ve Shilova’nın rollerini harfiyen yerine getirmeleri sayesinde, bir vakitler devşirmelere pasaport dağıtarak önünü tıkadıkları gençlerin gelişimini geç de olsa sağlamış görünüyorlar. Yaş ortalaması, cüsse ve kadro genişliği bakımından çok avantajlılar ve nispeten yetenekliler. Shabanova da dikkate değer bir cevher. 
 
Çekya, o efsanevi jenerasyonuna veda ettikten sonra içine düştüğü buhranı atlattı ve Kulichova gibi isimlerin yerini genç Reisingerova’nın yeteneği ile doldurdu. Veteran isimlerden Hanusova ve Elhotova takımın hücumunda halen demirbaş konumunda ve etraflarında işlerini kolaylaştıran Vorackova, Bartakova, Hejdova gibi basketbol bilgisi yüksek oyuncular varken eskiye kıyasla çok daha etkililer. Bu güzide sistemi, koç Svitek’e borçlular. Bu turnuvada çeyrek final görmeleri işten bile değil. Hırvatistan ise, bir süredir uzak kaldığı bu sahneye iki süper skoreri Dojkic ve Slonjsak’ın (ve oynayabildiği vakit, Rezan’ın) performansları sayesinde döndü. Misura-Sandric olmasa bile, Begic, Tikvic ve Brkic gibi mükemmel tamamlayıcıları var. Dış şutları az ama öz kullanıp, yüksek tempoda bireysel yetenekler ve hızlı hücumlar üzerinden karşı konulması güç bir takım hüviyetine bürünüyorlar. Ayrıca ribauntlarda da çok etkililer. Her şeyden önemlisi gençleşmeyi çok iyi becerdiler, hırslı ve aç oyunculardan kurulu bir malzemeye sahipler ve bu stilde oynamaktan çok keyif alıyorlar. Bu hususlarda hiç onların seviyesine erişemeyen Letonya gibi bir turnuva takımını elemelerde saf dışı bırakmalarına şaşmamak lazım – neticede yıllardır NCAA’lerdeki genç ve iri yeteneklerine millî forma altında hemen hiç tecrübe aldırmayan, varsa yoksa Basko, Jekabsone gibi veteranlara ve Stratumane – Steinberga ikilisine yatırım yapan Letonya’nın nefesi, onlara hiç yetemedi. Hırvatların yegâne sorunu, tecrübe eksikliği yüzünden, işler zora girdiği vakit clutch anlarında heyecana kapılma ve konsantrasyonu koruyamama ihtimalleri. Tabi hücum üzerinden savunma yaptıkları için, karşı potada aradıklarını bulamazsa, kendi potalarında kolayca faul problemine girerler ve ritimlerini de enerjilerini de kaybederler.
 
Bu grupta elenen takıma yazık olacak, çünkü hepsi birer çeyrek final, hatta yarı final adayı. Ama tahmini sıralamam: 1) Fransa 2) Çekya 3) Hırvatistan 4) Rusya; daha doğrusu, Fransa hariç kimsenin yeri garanti değil ve dengeler pamuk ipliğine bağlı.
 
Perilerimize şimdiden başarılar dilerim.
 
* Gülseren Işıldak Yarga (Çankaya Üniversitesi Antrenörü): 
17-27 Haziran tarihleri arasında İspanya ve Fransa’nın ortaklaşa düzenleyeceği FIBA 2021 Kadınlar Avrupa Şampiyonası 16 takımın katılımıyla gerçekleşecek. Yapılan kura çekimi sonrasında C grubunda yer alan kadın basketbol takımımızın rakipleri ise Slovenya, Belçika ve Bosna Hersek.
 
G grubunu 6 galibiyetle 1.sırada tamamlayan Belçika, yine A grubunu 6 galibiyet ile 1.sırada tamamlayan Slovenya ve son olarak C grubunu 5 galibiyet ile 2. sırada tamamlayan Bosna Hersek maçları oldukça keyifli ve seyir zevki yüksek maçlar olacaktır.
 
Tecrübeli baş antrenörümüz Ceyhun Yıldızoğlu ve ekibinin, turnuva öncesi yapılacak hazırlık sürecinde millilerimizi hem fiziksel hem de mental anlamda en yüksek seviyeye getireceğine inanıyorum. Oyuncularımızın ise sezon içerisinde kendi takımlarında aldıkları süreler göz önünde bulundurulduğunda, tecrübeleriyle başarılı performanslarını sahaya yansıtacaklarını düşünüyorum. İyi konsantre olup az hata ile oynadığımız takdirde başarılı bir şekilde gruptaki hedeflerimize ulaşabiliriz.
 
Sonuç ne olursa olsun turnuvada ülkemizi en iyi şekilde temsil edecek olan A Kadın Milli Takımımıza başarılar diliyorum kalbim sizinle kızlar…
 
* Mehmet Küntüşlü (Canik Belediyesi Altyapı Antrenörü): 
Kısaca toparlamaya çalışayım bence kâğıt üzerinde iyi bir kura ve favori gibi görünüyoruz. Ama bence öyle değil. Diğer gruptaki üç takım da çok tehlikeli; son sıradaki Bosna-Hersek bile Rusya’nın peşinden ikinci olmuş, İsviçre ve Estonya karşısında çok önemli galibiyetler elde etmiş. Altıda beş yaparak finallere gelme başarısı göstermiş kadrosunda Jones ve Gajic gibi son derece formda olan iyi oyuncular var. Belçika ve Slovenya gruplarında altıda altı yapmış; Ukrayna, Portekiz, Finlandiya gibi takımları tabiri caizse eze eze yenmiş... Yani Slovenya’ya bile Avrupa Şampiyonası’nda yenilmiştik hatırlarsın. Yani bayan basketbol müsabakaları her zaman sürprizlere açıktır. İyi başlar, iyi bir grafik çizersek sonuç madalya bile olur ama tam tersi bile olabilir. Anlayacağınız grup çantada keklik değil.
 
* Mehmet Kaputoğlu (Rize Belediyespor Başantrenörü): 
Öncelikle benim yorumumu istediğiniz için teşekkür ederim. Şunu söylemek isterim: Milli takımımızda daha taşların yerine oturmadığını düşünüyorum. Yeni bir oluşumun oturması da zaman alır. Yaklaşık 10 yıldır aynı oyuncular vardı. Düzen ve oyun kalitesi belli bir çıtanın altına düşmüyordu. Ama şimdi maç maç değişiyor performanslar. Aşağıdan da oyuncu yetişmiyor. Ligimizde yabancı oyuncu fazlalığı bunun en büyük sebebi. Kritik maçları ve önemli dakikaları hep yabancı oyuncular oynuyor. Fazla uzatmak istemiyorum. Çok derin konular bunlar. Bu grupta başarılı olabileceğimizi düşünüyorum.
 
* İrem Çalışkan (Basketball Wolf Blog Yazarı): 
Öncelikle Kadın Basketbol A Milli Takımımızı ve teknik kadroyu FIBA 2021 Kadınlar Avrupa Şampiyonası’na katılım hakkı elde ettikleri için bir kez daha kutluyorum. Milli takımlarda jenerasyon değişimi hem sistem hem takım içi iletişim açısından sancılı bir süreç olabilir fakat organizasyon bir kez sağlam temele oturtulduğunda başarılar da arkasından gelecektir. Ve bu sağlam temelin ülkenin basketbol altyapı kalitesi ve kendine ait basketbol felsefesi ile ayrılmaz bağları var. 
 
2019’da bir basketbol dergisinde Tilbe Şenyürek’in röportajını okurken şu cümleye denk gelmiştim: ‘Önceliğimiz her zaman kürsüde yer almaktır.’ Evet, basketbolun temelinde rekabet ve maç kazanma yatmakta fakat bu öncelik sıralamasının direk kürsüye dönük olmasından dolayı hata yapıldığını düşünmekteyim. Ülke olarak basketbolumuzu orta ve uzun vadeli planlamalarla önce güçlü ve üretken bir ekol haline getirme yolunda ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. Unutuyoruz ki aslında önce değerli bir basketbol ülkesi olur ve bunu sürdürülebilir hale getirirsek başarı zaten bunun bir sonucu olacaktır. 
 
Milli takımımızın elemelerdeki performansından ve C grubundaki diğer takımlardan yola çıkarak şunu söyleyebilirim ki şampiyonada yapılacak olan pick and roll dışındaki topsuz koşular ve penetre veya hızlı paslaşma sonrası adam eksiltilerek verilecek olan dış şut cezaları etkili olacaktır. İzlediğim eleme maçlarında neredeyse çok az topsuz koşu gördüm ve bu koşuları takımımızda genellikle Tuğçe Canitez yaparak takıma büyük katkı sağladı. Rotasyon içerisinde bunun sayısının artması hücum adına net bir fark ortaya koyacaktır. Kısaların bire bir hızlı oyunları, alınacak hücum ribaundları ve özellikle savunmada top çaldıktan ya da rakibin kötü atış tercihinden sonra doğacak hızlı hücumları doğru değerlendirmek bizi artıya taşıyacak diğer noktalar. 
 
Fakat sayı bulduktan sonraki savunmaya yerleşmede yapılan hatalar, yanlış pas tercihleri, iletişim eksikliği, kötü atış tercihlerinden sonra rakibe verilen hızlı hücum şansı, özellikle Hollingsworth’ün low posta yerleşirken ya da screen sırasında yaptığı sık fauller düzelmediği takdirde takımı sıkıntıya sokacaktır. Bu hataları minimuma indirdikten sonra bulunulacak sayılar çok daha değerli olacak ve takımımıza istediği başarıyı getirecektir. Ama umarım bununla kalmaz, aynı zamanda başarıyı uzun vadeye yaymak adına ülke olarak niteliği niceliğin önüne koymayı hatırlar, ülke basketbolumuzu bir sonraki seviyeye taşımak adına çok daha özverili çalışmalar gerçekleştiririz.
 
* Caner Arda Aydın (TED Ankara Kolejliler Spor Kulübü Kadın Basketbol Koordinatörü):
17-27 Haziran 2021 tarihleri arasında İspanya ile Fransa'nın ortaklaşa düzenleyeceği FIBA 2021 Kadınlar Avrupa Şampiyonasına katılma hakkı elde etmeden önce önemli oyuncularımızın sakatlığının etkilerini hep birlikte merak etmiştik ancak son maçlarda mücadele gücü olarak oldukça pozitif bir takım olduğumuzu söyleyebilirim. Milli takımımızı zorlayacak en önemli faktör karar verici oyuncu pozisyonumuz olacaktır. 
 
Karşılaştığımız dört maçta attığımız sayı ortalaması 68, yediğimiz sayı 62. Bu istatistikler ışığında Milli Takım kadromuzun en önemli silahını savunma olarak görüyorum. Maçlarda belirleyici olacak faktör savunma konsantrasyonumuz ve topun değerini bilerek oynamak olacaktır.
 
Grubumuzdaki rakiplerimiz:
Bosna Hersek maç başı 75,8 sayı ortalamasıyla oynamaktadır. Bosna Hersek elemelerde kadrosunda iki tane devşirme oyuncusundan faydalandı. Büyük olasılıkla Avrupa Şampiyonasında Janquel Jones oynayacaktır. Ummc Ekaterinburg forması giyen Jones elemelerde 4 maçta 24,5 sayı 13,3 ribaund ortalamasıyla oynadı. Bir diğer skorer oyuncuları ülkemizde de forma giymiş Marica Gajic (17,3 sayı- 15,3 ribaund) bu ikili bizim pota altımızı en çok zorlayacak isimler olarak göze çarpıyor. Özellikle Tilbe Şenyürek’ten sakatlığı sebebiyle forma giyemeyeceğinden Bosna Hersek galibiyeti için en önemli faktörün pota altı savunması ve ribaundlar olduğunu düşünüyorum.
 
Bir diğer rakibimiz Slovenya (80 sayı ortalamayla oynuyorlar); yüksek tempoda basketbol oynayan, topu paylaşan, skor yükünü genelde tüm takım üzerinden yürüten bir takım. Devşirme oyuncuları Shante Evans (21,5 sayı- 8ribaund) elemelerde iki maçta forma giydi. Aynı zamanda ülkemizde forma giyen Nica Baric (Birevim Elazığ İl Özel İdare) 4 maçta 30 dakikanın üzerinde süre aldı. USK Prag forması giyen Teja Oblak ve Kursk forması giyen Eva Lisec önemli oyuncuları. Elemelerde mağlubiyet görmediler. İzlanda maçları dışında kazandıkları Bulgaristan ve Yunanistan maçlarının skorları oldukça yakın bitti. Galibiyet alacağımız bir rakip olarak görüyorum.
 
Grubumuzun en zorlu rakibi Belçika (77,5sayı ortalamayla oynuyorlar) olacaktır. Kadrosunda birçok üst düzey oyuncunun olduğu Belçika takımı en önemli oyuncusu UMMC Ekaterinburg forması giyen Emma Meesseman, pota altında oldukça etkili aynı zamanda şut tehdidi olan önemli bir isim. Bu oyuncu dışında ülkemizde forma giymiş, takımın en tecrübeli isimlerinden Kim Mestdagh ve Julie Vanloo kadroda bulunmakta.
 
Her ne kadar kâğıt üstünde önemli isimler gözükse de Meesseman ve Kim Mestdagh dışında elemeleri çift haneli ortalamayla bitiren bir oyuncuları olmadı. Hatta elemelerde bir galibiyeti bulunan Portekiz karşısında iki maçta da çok zorlandılar. Koşan mücadele eden takımlara karşı oyun ritimleri çok çabuk bozulan bir takım. Belçika karşısında Milli Takımımızı şanslı görüyorum.
 
Yazımın başında belirttiğim gibi savunma en önemli silahımız olacaktır. Kısa bir takımız ancak hızımızla ve tempomuzla tüm rakiplerimizi zor duruma sokabiliriz. Bu turnuvada eksiklerimize rağmen mevcut sporcularımız arasında sorumluluk alan yeni yıldızlarımızı kendi içimizden çıkartabiliriz. Grupta ilk iki sırada olacağımızı düşünüyorum.

Yorumlar Okunma: 1519