Tülay Arslan: Sakın kendinden küçüklere çorabını yıkatma - BasketFaul.com

Tülay Arslan: Sakın kendinden küçüklere çorabını yıkatma

07-05-21 10:46

Bu Pazar Anneler Günü. Biz de basketbol camiasındaki başarılı isimleri, annelerinden dinlemeye devam ediyoruz. Bugünkü konuğumuz bu sezon Bursaspor'da jübilesini yapan, herkesin sevdiği ve saygı duyduğu, milli formayla ve oynadığı takımlarda bize pek çok başarı yaşatmış, tecrübeli oyuncu Ender Arslan'ın annesi Tülay Arslan. Tamamen tesadüfen Efes'in yaz okuluna giderek başlayan basketboll hikayesini annesinden dinledik.. Ender camiada herkesin çok sevdiği, çok pozitif bir insan. Tülay hanımla konuştukça bu özelliğinin de kaynağını öğrenmiş oldu.

Tülay Arslan'ın ağzından oğlu Ender Arslan...

 -Ender 4,5 kg doğdu. 8 aylıkken bağırsak sendromu geçirdi, o yüzden zayıflamıştı. Küçüklüğünde o kadar zayıftı ki, iki çıtayı çakın yan yana,  Ender olmuş derdik.

-Aslında 25 Aralık'ta doğacaktı. 13 Ocak'ta  doktoru 'Artık ben beklemeyeceğim, bıraksak 1 sene daha duracak' demişti. Yaklaşık 9 ay 20 günlük doğdu.
 
-Ender'in bebekliği çok usluydu ama 3-4 yaşlarından itibaren  çok yaramaz olmaya başladı. Ablası da en az onun kadar yaramazdı. Kapıların üstünde yakalardım onları. 
 
-Eşim, ben ve kızım Milli Folklorcüyüz. 35 sene Folklor oynadım, geri kalan yıllarda da hocalık yaptım. Yurtdışında pek çok festivale katıldık. Ender 7-8 yaşına geldiğinde 'gel sen de ablan gibi Folklorcu ol' dedim. Ender de 'gelirim ama bayrak taşımaya gelirim, oynamam' demişti, öyle de yaptı. Arada sırada davul çalardı biz folklör oynarken, iyi de çalardı küçük yaşına rağmen. 4-5 yaşlarında davulla Artvin Atabarı'nın temposunu tutardı.
 
-Evimizin karşısındaki okulun bahçesinde ortaokul çocukları Ender daha ilkokula başlamamışken futbol maçlarına onu çağırıyorlardı. Ben de şaşırıyordum koca çocuklar küçücük çocuğu neden çağırıyor diye. Çok güzel koştuğunu söylüyorlardı bana.
 
-Çok haşarı bir çocuktu. 1. sınıf bittiğinde hocası hangi spor ne olursa olsun onu birine yazdırın, enerjisini orada atıp sınıfa öyle gelsin demişti.
 
-Ben de bir gün bir arkadaşıma kahve içmeye gitmiştim. O sırada o da çocuğunu hazırlıyordu. Çocuğunun nereye gittiğini sorunca Efes'in yaz okuluna yolladığını söyledi. O an ben de acaba Ender'i de alırlar mı demiştim. Ertesi gün cevap gelince Ender'i öyle Efes'in yaz okuluna yollamaya başladık. 
 
-Bir gün tatil hazırlığımızı yaparken Ender çok ısrar ettiği için onu arkadaşlarıyla futbol oynamaya gönderdim. Sonra eve kolunu tutarak geldi, kolu kırılmıştı.
 
-Hastaneye hemen apar topar gittik. Eve geldiğimizde ise bizi Efes'ten aradılar. Ender'i getirmemizi istediler. Nasıl gelsin kolu kırıldı demiştim ben de. Ona rağmen ısrarla Ender'i çağırmışlardı. Biz de götürdük. Meğer orada elemeler varmış, Ender öncesinde kaç tane eleme geçmiş, basketbolu iyi oynuyormuş ama bizim haberimiz yokmuş. 
 
-Aradan 1-2 sene geçti, bana bir telefon gelmişti. Ender Arslan'ın velisi siz misiniz. Evet demiştim. Siz nerelerdesiniz, bu çocuk buralarda harikalar yaratıyor bir kere gelip görmediniz dedi. Biz ne oluyor ne bitiyor hiçbir şeyden haberimiz yok. Meğer oralara girmek için ne kadar uğraşılıyormuş. Sonra Fikret Doğan'la tanıştık, kendisi ilerde bu çocuğu milli takımda göreceksiniz demişti. O zaman yalan olmasın, gülüp geçmiştik.
 
-Genç takıma kadar Ender'in bütün maçlarına gitmiştik. Nereye giderse gitsin onu her gittiği yerde takip edip yanında oluyordum. 
 
-Bir gün Ender'in bir maçında diğer takımdaki coachun oyuncusuna bağırdığını, vurduğunu görünce ben de tribünden "vurma" bağırmıştım. Ondan sonra da Ender'i de basketboldan almaya kalkmıştım. Başka coachlar böyle yapıyorsa Ender'in coachları da belki yapıyorlardır diye endişelenmiştim. Menderes Gümüşdal, "bizde öyle şeyler olur mu hiç, ne yapıyorsun sen Tülay abla" dedi. Kaderinde varmış, orada kaldı, almamıştım.
 
-Ender'den duyuyordum genç takımdan çıkanlar anlatıyormuş. Büyük oyuncular gençlere eşyalarını taşıtıyorlarmış, çoraplarını yıkatıyorlarmış. A takım antrenmanın sonrasında küçüklerin antrenmanı olurdu. Biz de hep bütün veliler orada bekliyorduk ve hiçbir A takım oyuncusu yüzümüze bile bakmadan çıkar giderdi. Bunlar hep ilgimi çekmişti. O yüzden ben de Ender'e, "bak oğlum A takıma çıktığında sakın kimseye eşyanı taşıtma, kimseye çorabını yıkatma, bir de antrenman çıkışı aileler orada bekliyorsa onlara gülümse, bir merhaba de" demiştim. O kadar içime işlemiş.
 
-Ben Ender'e "sakın arkadaşlarına vurma ama ilk tokat da karşıdan gelirse Allahına kadar yürü" derdim.
 
-Ender'in maçlarını hiç kaçırmadan izledim, izlerken bir yandan da bütün dualar ediyordum. Milli Takımda Litvanya karşısında attığı son saniye üçlüğü sonrasında sevinçten koltukların üstüne çıkmıştım. 
 
-Bir Euroleague maçında Ender'e çelme takılmıştı, o faulu de hakem vermemişti. Hiç unutamam bunu da. 
 
-Ender basketbola başladığı ilk günden bu zamana kadar hiç doğru düzgün tatil yapmadı. Bu sene jübilesi sonrasında ilk kez tatilini yapacak.
 
-Bırakma kararına saygı duydum. Kariyerinde iyi yerdeyken bırakmanın doğru olduğunu düşünüyorum ben de. Oyunundan düşerek bırakma zorunda kalmasını istemezdim.
 
-Çok eğlenceli bir aileyizdir, ama Ender hepimizi geçti. Aklınıza gelebilecek herkesin taklidini yapabilir, sesi de çok güzeldir ama şarkı söylemez.
 
-9-10 yaşındayken Ender ilk kez Milli Takıma seçilmişti. O an en çok gururlandığım an olabilir. 
 
-Ender bir gün bir maçta sakatlanmıştı, hastaneye götürdüler. Ben meraktan delireceğim. Kime arayayim ne yapayim bilemedim. Sonra hakem Emin Moğulkoç'u bulup aradım ondan İbrahim Kutluay'ın telefonunu aldım. İbrahim'i aradığımda yemekteydi, gidip Ender'i bulup beni onunla konuşturmuştu. Onu hiç unutmuyorum. 
 
-Ender maça çıkmadan  ben hep şöyle dua ederdim, "Allahım hem karşıma takıma ve hem oğlumun oynadığı takıma sakatlık verme." Çünkü korkuyordum, sakatlanır diye. 
 
-Yunanistan'da oynarken ben de maçına gitmiştim. Buket de beni sıkı sıkı uyarmıştı, bunlar çok fanatik anne diye. Ben de yapmam kızım dedi. Maçta Ender bir üçlük attı, ben direkt kendimi tutamayıp sevinmiştim. O an bütün salondaki bütün kafalar bana çevrilmişti.
 
-Ben eminim antrenörlük kariyerinde de çok sevilen bir antrenör olacaktır. 
 
-Ender'in bu kadar sevilmesi, saygı görmesi beni çok mutlu ediyor.

 

Yorumlar Okunma: 2514