Umut Geçen'in annesi: Hızlı koştuğu için 'Ferrari' derlerdi - BasketFaul.com

Umut Geçen'in annesi: Hızlı koştuğu için 'Ferrari' derlerdi

09-05-21 12:44
Bugün Anneler Günü. Biz de basketbol camiasındaki başarılı isimleri, annelerinden dinlemeye devam ediyoruz. Bugünkü konuğumuz Manisa BBSK'da çok iyi bir sezon geçiren Umut Geçen'in annesi Sibel Demir..Umut'un hikayesini annesinden dinledik. Her daim hırsını ve kazanma isteğini sahaya çok iyi yansıtan bu özelliğini de annesinden aldığını öğrenmiş olduk.

Sibel Demir'in ağzından oğlu Umut Geçen....

- Umut çok uslu bir çocuktu, sözümü dinlerdi, ben izin verene kadar yerinden kıpırdamazdı. Bana o anlamda hiç eziyet eden bir çocuk olmadı. Ama yemek konusunda beni çok zorlamıştı. Yemek yemezdi, çok zor yedirirdim. 
 

- Önceden futbola çok meraklıydı, Fenerbahçe'nin Yenibosna'daki okuluna yazdırmıştık. Çok hızlı koştuğu için o zamanlar ona Ferrari diyorlardı. 

- İlkokul 5 bittikten sonra Umut'un Beden Eğitimi öğretmeni değişti,  Efes'in Beylikdüzü'ndeki Spor Okulu'nda da çalışan Kartal Koç geldi. Beden Eğitimi derslerindeki ataklığı, hızlılığı ve basketbola uygun fiziğinden dolayı basketbola yöneltmek istemiş. Umut'a ara ara basketbola çok uygun olduğunu söylemeye başlamış. Bir gün Umut eve gelince  Beden Eğitimi öğretmeninin benimle konuşmak istediğini söyledi. Kendisiyle konuştuğumda da çalıştığı spor okulunda Umut'u da minik takıma almak istediğini söyledi. Ben de buna Umut'un kendisinin karar vereceğini söyledim. Umut da gitmeyi istediğini söyledi ve böyle basketbola ilk adımımızı atmış olduk. 
 
 
- Zayıf ve kısa boylu bir çocuktu. Kartal Koç bir gün Umut'u Efes'in seçmelerine götürdü. Andaç Yapıcıer iki seçmede de Umut'un yüzüne bakmamıştı. Kartal Koç ise Andaç "Bak en azından bir maçta gör, bir dene" demişti. Sonra Kartal Koç'un ısrarı üzerine  Andaç Işıkspor'la oynayacakları maça Umut'u getirmesini söyledi. Biz de hepimiz maça gittik. Bekliyoruz Umut'u oyuna alsın diye. Ama son periyota kadar oyuna girmedi. Son çeyrekte oyuna girince hiç unutmam o anı topu rakibinden kaçırıp sayıyı kaydetmişti. O attığı sayıdan sonra Andaç kenara aldı, otururken poposuna vurmuştu. Sonra Kartal Koç bana dönüp "hayırlı olsun artık oğlun Efesli" dedi. Böylelikle Efes'e başlamış oldu.

- Efes'te Minik A takımındayken Sivas'taki şampiyonada finale kalmışlardı. Ben de işimden dolayı ilk günleri kaçırmıştım ama finale çıktıklarını öğrenir öğrenmez hemen uçak bileti aramaya başladı ve bulur bulmaz da hiç dönüşü nasıl yaparım diye düşünmeden apar topar hazırlanıp gitmiştim. Ona da geleceğimi söylememiştim. Beni finale çıkmadan önce görünce tabii çok sevindi. Şampiyon olmuşlardı,çok sevinmiştik. Sonra dönüş biletim olmayınca takım otobüsüyle hep beraber eğlenerek dönmüştük. Bu da benim için özel anlardan biriydi. 

- Ülkemizde maalesef belli bir zaman sonra oyuncular basketbol mu üniversite mi bir karar vermeleri gerekiyor. Üniversite mezunu olmasını isterdim ama burada ikisi bir arada sağlıklı bir şekilde de olamıyor biliyorum. 
Benim MEB bağlı bir okulum var. Bizim okulda müdürlük şartı olarak üniversite mezunu olma şartı var. Ben de ona bununla ilgili çok takılırım, üniversite mezunu olsaydın seni müdür olarak atardım filan diye 

-İlkokul ve ortaokulda dersleri iyiydi.Geçenlerde ev taşırken eşyaları topladığımızda Umut'un bütün karnelerini bulmuştuk. Takdirle başlayıp lisede teşekkürlere düşmüşüz. 
Evde ders çalışmazdı ama dersi sınıfta anlayan çocuklardandı. Sınavları hep bir şekilde geçerdi. Üniversite sınavına da hiç çalışmamıştı. Ama grafikerliği tutturarak beni çok şaşırtmıştı, ben onu bile beklememiştim. 
 

 
-Yaz kamplarındayken onu çok özlüyordum ama benim için onun kariyeri onun istekleri hep önce gelir. O nerede nasıl mutluysa ben de mutlu oluyorum. Herkesin bir 'of' dediği zamanlar olur. Ben o zamanlarda bile "Umut sen neyi nasıl istersen onu yapabilirsin" derim. 

- Ben genç yaşta anne olduğum için oğlumla anne-oğul gibi değiliz de aslında kardeş gibiyiz, beraber büyüdük diyebilirim. Birbirimizi çok iyi anlıyoruz. Benim için onun gibi düşünmek zor değil. Çoğu aktiviteyi bile birlikte yapmaktan keyif alıyoruz. 

- İşiyle ilgili kararlar almadan önce bana olsun anneannesine olsun hep danışır, birlikte konuşuruz. Birlikte karar veriyoruz çoğunlukla. Zaten sadece işiyle ilgili de değil, biz çok iyi arkadaş olduğumuz için her şeyini anlatır, paylaşır benimle. Aramızda mesafeler olsa da her gün iletişimdeyiz diyebilirim. Görüntülü konuşuyoruz, whatsapp'dan çok sık mesajlaşırız. Bu iletişimimiz sanki o hep yanımdaymış gibi hissettiriyor bana.

-Çoğu çocuklar belli bir yaştan sonra pek yanında anneleri olsun istemezler. Ama Umut olsun, arkadaşları olsun hepsi benimle birlikte zaman geçirmeyi çok seviyorlar. Bir yere gidecekleri zaman bana sen de gel diyorlar. Ben de kendime demek ki hala onlarla aynı frekansta buluşabiliyorum diyorum.

- Temizlikle aslında pek arası yok, ama ben dediğimde de kalkar yapar. Genel olarak kendisi dağınıktır. Odasına girmemizi istemez. Odasını katlayıp yerleştirdiğimde de "benim düzenime karışmayın ben öyle aradığımı bulamıyorum" diyor. Küçüklüğünde aşırı titiz olduğu için önce ıslak mendille elini yüzü silerdi sonra sehpaları silerdi. Ama okul çağından sonra durum tam tersi şeklinde ilerlemeye başladı. 

- Bu sezon Manisa'da çok güzel bir sezon geçiriyor. Elimden geldiğince maçlarını da takip ediyorum. İzlerken onu gurur duyuyorum. Sosyal medyada onunla ilgili olan paylaşımlar beni daha da mutlu ediyor, ben de hemen hepsini paylaşıyorum. İş arkadaşlarımda bana hep "annesine çekmiş, annesi gibi oğlu da başarılı" diyorlar. İkimiz de ayrı bir sanat dalında uğraşıyoruz. Bu yüzden de başarısı ve hırsını kendime benzetiyorum ve çok hoşuma gidiyor.
 
 

Yorumlar Okunma: 1694