Bu ligi izleyin (Haydar Kemal Ateş) - BasketFaul.com

Bu ligi izleyin (Haydar Kemal Ateş)

19-05-21 01:03
Bu defa TBL ile ilgili yazayım istedim. TBL bazı hedefler amaçlanarak kurulan ancak hedeflerine tamamen ulaşamamış bir ligdir. Zaman zaman bazı bütçeleri elverişli ve öz kaynaklarından faydalanmak isteyen kulüpler (Örnek Banvit, Efes, Ülker) esas kadrolarına alamadıkları ama camialarından kaybetmek istemedikleri yetenekli oyuncuları için pilot takımlar kurarak TBL mücadelesine katılmalarını sağlamıştır. Ne var  ki ekonomik nedenlerden dolayı bu faaliyetler çok uzun sürmemiştir. Tabii “Banvit spor kulübü”nün pilot takımı olan “Bandırma Kırmızı”yı ayrı tutuyorum. Basketbol adına “yazık oldu” diyorum. Herşeye rağmen, senelerce yapılan uğraşların karşılığı onlarca kaliteli ve başarılı oyuncu yetişti. Beşiktaş'taki oyuncuları görüyoruz. 

“TBL”yi bir yerde, ABD'deki G-Ligi'ne benzetseler de birkaç benzerlik dışında öyle değildir. (Eski adı ile NBADL yeni adıyla G Lig, NBA takımları tarafından seçilen, ancak ilk yılda fazla şans bulamayacağı düşünülen, ya da daha önceki yıllarda NBA ligini zorlayan ancak başaramayan, şansını tekrar denemek isteyen, yine diğer ülkelerden transfer edilen ancak NBA için henüz yeterli seviyeye gelmediği düşünülen ya da ülke dışında istedikleri gibi bir iş bulamayan, oyuncuların sahne aldığı ama işleyiş sistemi bizim liglere benzemeyen bir ligdir. G-Lig düşme ve bir üst lige çıkma hedefleri olmadığı için fazlaca motivasyonun olmadığı bir lig...
 
Tersine bizim ligimiz (TBL), bir alt lige düşme gibi bir başarısızlık veya bir üst lige çıkma şeklinde ödüllendirme olması nedeni ile hem kulüpleri hem de oyuncuları çok motive eden, bulundukları şehirlerde büyük bir sosyal ilgi yaratan ve büyük bir ciddiyetle oynanan bir ligdir.

TBL senelerce, gerek mücadelesi, gerek sertliği, gerekse yarı amatör ruhu ile gençlerin gelişmelerine yardımcı olmakta idi. Ancak son senelerde  yaşlı birçok oyuncunun hala bu ligde oynayabilmesi, bize Türkiye’de yeterli sayıda ligler seviyesinde sporcu yetişmediğini gösteriyor. Ayrıca birçok diğer nedenlerle birlikte ligin kalitesi de yavaş yavaş düşüyor. Ortada bir hedef olduğu zaman hem yöneticiler, hem de antrenörler gençlere güvenip onlara yatırım yapmak yerine kulüplerinin hedefi doğrultusunda tecrübeli oyunculara yöneliyorlar diye düşünüyorum. Bu dengeleri hem kendi inisiyatifimizle hem de belki Federasyonumuzun koyacağı yeni yönergeler veya yepyeni bir sistemle ayarlarsak o zaman TBL Türk basketbolu için gerçek bir itici bir güç olabilir. 

Misal olarak TBL ve bir alt ligi birleştirip gruplara ayırıp düşmenin olmadığı fakat BSL'ye yükselmenin devam ettiği bir lig yaratılabilir. Düşme olmayacağı için BSL iddiası olmayan birçok takım gençlere çok fazla şans verebilir. Şimdi bu dediğime hemen 50 tane eleştiri gelebilir, ancak bu bir fikirdir. Herkes saçma da olsa kafa yorarsa arada belki doğru bir neticeye ulaşılabilir.

Her ne olursa olsun TBL, hem tecrübe kazanmak isteyen ve bir şekilde BSL'ye dahil olabilmek için bu ligi bir basamak olarak düşünen antrenörlerin, hem de bu işi meslek edinen oyuncuların uzun süre kendilerinin ve ailelerinin geçimlerini sağlayabildikleri, ayrıca birçok hakem arkadaşın tecrübelerini arttırabildikleri bir ligdir. 

Böyle uzunca bir girişten sonra, bu seneki TBL sezonunun en son bölümü olan çeyrek final maçlarından bahsedelim. Pazartesi ve Salı günü oynanan maçlardan sonra görünen manzara şu... Sekiz takım da birbirine yakın güçte ve kalitede, bu nedenle oynanan maçların hepsinin neticesi son bİr dakikada belli oldu.
Salı günü seyrettiğim maçlardan (Yalova – Kocaeli) ve (Konya – Balıkesir) maçları, hem zevkli hem de son ana kadar neticesi kestirilemediği için heyecanlı idi. Her iki takımda da takip edilmesi gereken enteresan oyuncular var. İlk maç neticeleri, ikinci maçların da aynı heyecanda olacağını gösteriyor.

Ben herkesin “TBL play off”larını sonuna kadar seyretmesini tavsiye ederim.

Sağlıklı ve mutlu olmanız dileği ile... 

Yorumlar Okunma: 1987