Bakış Açımızı Değiştirirsek… (İlker Yıldız) - BasketFaul.com

Bakış Açımızı Değiştirirsek… (İlker Yıldız)

22-05-21 17:26
ING Basketbol Süper Ligi Play-off yarı final ikinci maçında Pınar Karşıyaka, deplasmanda Fenerbahçe Beko’yu 80-71 yenerek seride durumu 1-1’e getirdi. Bu maçta Pınar Karşıyaka oyuncusu James Metecan Birsen (1996); 19 sayı, 7 ribaunt, 4 asist ve 25 verimlilik puanı ile maça adeta damgasını vurdu. James Metecan Birsen, bu sezon şu ana kadar BSL’de maç başına yaklaşık 23 dakikada; 8,93 sayı, 5,37 ribaunt, 1,40 asist ve 10,17 verimlilik puanı ortalaması ile takımına çok değerli katkılar sağladı. Pınar Karşıyaka’nın bu yıl Basketbol Şampiyonlar Ligi'nde (BCL) final oynamasında da takımının önemli parçalarından biriydi. A Milli Takımımızın, 2019 Dünya Kupası ve 2022 Avrupa Şampiyonası Elemeleri’nde oynadığı maçlarda da en çok süre alan ve en çok katkı yapan oyuncularımızın başında yer aldı.

James Metecan Birsen, Fenerbahçe Beko kadrosunda yer almış olsaydı, eminim ki hem BSL’de hem de Euroleague’de yerli rotasyonunda Fenerbahçe Beko’da fark yaratan en önemli oyuncu olurdu. James Metecan Birsen, ilk kez 2011-2012 sezonunda Fenerbahçe A takımında resmi maça çıkmış ve üç sezon Fenerbahçe’de oynadıktan sonra Zeljko Obradovic yönetimindeki Fenerbahçe’den, 2014-2015 sezonunda NSK Eskisehir Basket’e kiralanmıştı. Kiralık ilk sezonunda 14 dakika ve 3,13 sayı ortalamaları yakalamıştı ama BSL’de ve Euroleague’de büyük hedeflere koşan Zeljko Obradovic yönetimindeki Fenerbahçe’nin gelecek planlarında yer almamıştı. 2015-2016 ve 2016-2017 sezonlarında Ertuğrul Erdoğan yönetimindeki İstanbul BSB’de basketbolu adına önemli gelişim gösterdikten sonra, 2017-2018 sezonunda Selçuk Ernak yönetimindeki Sakarya BSB’de kariyerinin en önemli gelişimini göstermişti (25:30 dakika- 8,3 sayı- 6,1 ribaunt- 2,0 asist). Ertuğrul Erdoğan ve Selçuk Ernak’ın bir A takım başantrenörü olarak Metecan’ın potansiyelini görmeleri, ona inanmaları ve sorumluluk vermeleri sonrasında Metecan da şimdi ülke basketbolumuzun en önemli oyuncularından biri haline geldi. Metecan, belki de kariyeri adına doğru kulüplere transfer olmamış, Ertuğrul Erdoğan ve Selçuk Ernak gibi yerli oyuncularımıza değer katan doğru koçlarla çalışmış olmasaydı, bugün onlarca yetenekli oyuncumuz gibi onu da potansiyelini gerçekleştiremeyen oyunculardan biri olarak görecektik. 2018-2019 sezonunda Anadolu Efes’te sadece lig maçlarında o da 13 dakika gibi düşük bir ortalama ile süre aldıktan sonra, Pınar Karşıyaka’ya transfer oldu. Pınar Karşıyaka’da başantrenör Ufuk Sarıca ile Sakarya BSB’deki gelişim ivmesini tekrardan yakaladı ve bugün de izlediğimiz gibi BSL’nin en önemli yerli oyuncularından biri durumuna geldi. Metecan’ın, A Milli Basketbol Takımımızın son iki yılda oynadığı resmi maçlara bakacak olursak, en çok maça çıkan ve en çok süre alan oyuncularımızın başında geldiğini görüyoruz. Ayrıca, 29 Haziran - 4 Temmuz 2021 tarihleri arasında FIBA Erkekler Olimpiyat Elemeleri’nde mücadele edecek A Erkek Milli Takımımızda en çok güvendiğimiz oyuncuların başında
geliyor. Altyapısından yetiştiği Fenerbahçe'den 2015 yılında ayrılmış ve Pınar Karşıyaka’dan önce sırasıyla; Eskişehir Basket, İstanbul BŞB, Sakarya BŞB ve Anadolu
Efes formalarını giymişti. Eğer o dönemde Fenerbahçe, Metecan'a kadrosunda alan açıp hem sabır hem de yatırım yapmış olsaydı, şimdi Pınar Karşıyaka'da olduğu gibi Fenerbahçe Beko'nun da çok önemli bir oyuncusu olurdu diye düşünüyorum. Özellikle Fenerbahçe altyapısından yetişip de takımdan ayrılan James Metecan Birsen (1996) ve Berk İbrahim Uğurlu (1996, Tofaş) gibi oyunculara baktığımızda hem şimdiki takımlarının hem de A Milli Takımımızın çok önemli parçaları olduklarını görüyoruz. Bu oyuncularımızın Türk basketboluna kazandırılmasında hiç kuşkusuz en büyük katkı, Fenerbahçe Kulübü ve o dönemki Fenerbahçe altyapı antrenörlerinindir. Ancak bu oyuncularımızın basketbol gelişimleri için aynı şeyi söyleyemeyiz. Fenerbahçe’nin başta Euroleague olmak üzere BSL’de büyük hedeflere giderken, bu oyuncularımıza da takımda alan açılabilirdi diye düşünüyorum. Fenerbahçe Beko, 2020-2021 Euroleague normal sezonunda yerli oyuncularına en az süre veren ikinci takım ve A Milli Takımımızın aday kadrosuna takım kaptanları Melih Mahmuoğlu (1990) dışında oyuncu veremez duruma gelmişse, bunda James Metecan Birsen ve İbrahim Berk Uğurlu gibi altyapısından yetişen oyunculara takım kadrosunda alan açmamasının olduğunu da  görmemiz gerekiyor. Bu durum diğer Euroleague takımımız Anadolu Efes için de geçerli. Anadolu Efes gibi bir dönem ülke basketbolumuzun lokomotifliğini yapmış, ağırlıklı olarak altyapısından yetiştirdiği oyuncularla Aydın Örs’ün önderliğinde 1996 yılında Koraç Kupası şampiyonluğu büyük bir sevinç ve ülke basketbolumuzda önemli bir dönüşüm yaşatmış olan kulübümüzün, 2020-2021 Euroeluague normal sezonunda yerli oyuncularına en az süre veren üçüncü takım olması da bir o kadar üzücü olsa gerek. 2020-2021 Euroleague normal sezonunda İspanya (4 takım), Rusya (3), Almanya (2), Yunanistan (2), İsrail (1), Litvanya (1), Sırbistan (1) gibi 10 farklı ülke arasında yerli oyuncularına takım içerisinde en az süre veren ülke maalesef biz olduk. Gerek Fenerbahçe Beko gerekse de Anadolu Efes, Euroleague’de büyük başarılar elde ediyorlar ama benzer başarıları daha evvel yakalayan Yunanistan ve İspanya gibi ülke
takımlarında hem başarı hem de yerli oyuncu kazanımının birlikte sağlanabildiğine sıkça tanık olduk. Yeter ki büyük hedefler belirlerken, kendi değerlerimizi de
bu hedeflerin içine dahil edelim. Geçmişte olduğu gibi kulüpsel anlamda büyük hedeflere doğru emin adımlarla giderken, yetenekli genç oyuncularımızın da
gelişimini ve ülke basketbolumuzun da büyümesini hedeflerimizin içinde yer vermemiz gerekiyor. Bu sayede hem ülke basketbolumuz gelişecek hem de ülke çapında gençlerimizin basketbola olan ilgileri artacaktır. James Metecan Birsen, Berk İbrahim Uğurlu, Sertaç Şanlı gibi nice değerimiz, başta BSL’de yabancı oyuncu sayısının azalmasından sonra yani olması gerekenden çok daha sonra ülke basketbolumuzda önemli bir seviyeye geliyorsa, demek ki bizim basketbola bakışımızda bir yerlerde hata var demektir. Bu hatalar da büyük ölçüde basketbola bakış açımızı değiştirmekle ve öncelikler hiyerarşisini doğru belirlemekle  düzelecektir.

Tekrar tekrar belirtmek isterim ki; benim basketbola bakış açım kulüp takımı merkezli değil, Milli Takımlar merkezlidir. Bu bakış açısıyla baktığım için de yazılarımın merkezinde insan yani sporcu yer alıyor. Çünkü, “nitelikli antrenörler” ve “büyük oyuncular” yetiştiremediğimiz müddetçe, ülke basketbolumuz da milli takımlarımız da istenilen seviyeye gelemeyecektir. “Nitelikli antrenörler” ve “büyük oyuncular” yetiştirmek için ise kısa vadeli değil, uzun vadeli ve insan merkezli yaklaşımlar belirlememiz gerekiyor. Netice itibariyle değerler yetiştirmek bir eğitim meselesidir; uzun vadeli bir süreci kapsar ama kalıcı ve istikrarlı başarıları da beraberinde getirir. Kulüplerimizin kuruluş amaçlarının başında ülke gençliğinin nitelikli spor yapma ve sosyalleşme meselesi merkezi yer teşkil etmektedir. Gençliğe fayda sağlama ve onlara değer katma birinci öncelikli meselemiz olmalıdır. Sportif faaliyetlerdeki asıl amacımızın ve ülke sporumuzun gelişmesinin, gerçek anlamda yerli oyuncularımıza alan açmakla ve onlara göstereceğimiz değerle yakından ilişkili olduğunu unutmamalıyız. Asıl amacı gözden kaçırır ve kulüp taraftarlığını her şeyin önüne koyarsanız, bu da bizleri kulüp fanatizmine doğru götürür. Kulüp takımlarımızın başarısını her şeyin üstüne koymaya başlarsak; sporun birleştiriciliğinden çok, ayrıştırıcılığına maruz kalırız. Kulüp takımları arasındaki rekabet sizi fanatizme ve değer üretimi yerine sadece kazanma putuna sürüklüyorsa; kısa vadede kazandıklarınızın yanında uzun vadede kaybettikleriniz çok daha fazla olacaktır. Oysa kulüplerimiz diğer kulüplerle olan rekabetini ülke sporumuza da katkı noktasında değer üreterek de gösterebilir. Bu değer üretimi sayesinde diğer kulüplerimiz de değer üreterek rekabete iştirak edeceklerdir.
 
Bu da ülke sporumuzda hem birleştirici bir rol oynayacak hem de gerçek anlamda dünya çapında büyük değerler yetiştirerek, A Milli Takımlar seviyesinde istikrarlı başarılar elde etmenin yolu açılmış olacaktır. Dünya çapında sportif başarı da en önemli kıstas hemen her alanda olduğu gibi ürettiğiniz değerler ve A Milli Takımlarınızın başarılarıdır, bunu unutmayalım.

Basketbola (sporun her branşına) olan bakış açımızı hep birlikte Milli Takımlar merkezli olarak değiştirirsek, basketbolumuzdaki sorunların da büyük ölçüde ortadan kalktığını göreceğiz. Sonuçta da uzun vadede kazanan hep birlikte bizler ve basketbolumuz olacaktır…

Herkese mutlu, huzurlu, sağlıklı ve basketbol dolu günler diliyorum. Saygılarımla. 

Yorumlar Okunma: 3601