Benli: Çocukların oynayarak gelmeleri gerekiyor (İlker Yıldız) - BasketFaul.com

Benli: Çocukların oynayarak gelmeleri gerekiyor (İlker Yıldız)

09-06-21 11:19
2020-2021 sezonu Türkiye Erkekler Basketbol Liglerinin tamamında sezonu şampiyon olarak tamamlayan takımlar belli oldu. ING Basketbol Süper Ligi’nde (BSL) ve THY Euroleague’de çifte şampiyonluk elde eden ve mükemmel bir sezon geçiren Anadolu Efes, Türkiye Basketbol Ligi (TBL)’nde son 15 maçını kazanarak sezonu şampiyon tamamlayan Merkezefendi Belediyesi Denizli Basket ve Türkiye Basketbol 2. Ligi (TB2L)’nde gerek kendi altyapısından yetiştirdiği gerekse gelişimlerine önemli katkılarda bulunduğu tamamına yakını genç oyunculardan kurulu kadrosuyla oynadıkları 19 maçın 17’sini kazanarak şampiyonluğa ulaşan TED Ankara Kolejliler, bu sezona damga vuran kulüpler oldular.
 
Bu sezonun şampiyonları olan bu üç kulübümüz arasında, şahsım adına en çok dikkatimi çeken ve basketbol camiamızın da dikkatini çektiğini düşündüğüm takımımız; çok genç oyuncu kadrosuyla elde ettiği TB2L şampiyonluğuyla TED Ankara Kolejliler’di. TED Ankara Kolejliler hem TB2L'de yer alan 26 takım arasında Kayserigaz GSK'dan sonra yaş ortalaması en düşük olan hem de çoğu otoritenin sezon başında şampiyonluk adayları arasında görmediği bir takımdı. Bu sezon lig maçlarında süre alan oyuncularına baktığımızda; 1992 doğumlu tecrübeli oyun kurucuları Kevin Kaspar ve 1996 doğumlu Atakan Akçam dışındaki oyuncularının tamamının ya kendi altyapılarından yetişen ya da transfer edilen, doğum tarihleri 1999 ve 2003 arasında değişen ve çoğu da BGL tecrübesi yaşamış olan gencecik oyuncular olduğunu görüyoruz.
 
Ülke basketbolumuz adına çok değerli bir örnek teşkil edecek olan bu önemli başarıda hiç kuşkusuz en önemli pay sahiplerinden biri TED Ankara Kolejliler başantrenörü Sayın Emrah Benli’ydi. Sayın Emrah Benli ile gerçekleştirdiğimiz bu röportajda merak edilen çoğu sorunun cevabını bulacaksınız. Sözü daha fazla uzatmadan röportaj metni ile sizleri baş başa bırakıyorum.
 
Saygıdeğer Hocam, basketbolseverlerin sizi daha yakından tanıması adına öncelikle eğitim sürecinizi ve basketbol antrenörlüğü kariyerinizi bize kısaca anlatabilir misiniz?
 
TED Ankara Koleji mezunuyum. Sonrasında üniversite eğitimimi Ankara Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi’nde tamamladım. Profesyonel olarak 6 sezon şimdiki adıyla Süper Lig’de, 4 sezon da TBL’de olmak üzere toplam 10 sezon profesyonel basketbol oynadım. Bu sürecin yaklaşık 1,5 senesi sakatlıklarla geçti. Sonuç olarak 26 yaşında basketbolu bıraktım. Son iki senesinde zaten TED Ankara Koleji’nde Beden Eğitimi Öğretmenliği yapmaya başlamıştım. Basketbolu bıraktıktan sonra antrenörlük süreci başladı. Yıldız ve genç takım seviyesinde 3 sene yardımcı antrenörlük yaptıktan sonra, 2001 jenerasyonundan bir takım kurup minik takımdan BGL’ye kadar uzanan yaklaşık 8 senelik bir zaman aynı takımla çalıştım. Altyapı milli takımlarında U-15 ile U-20 arasında farklı jenerasyonlarda yardımcı antrenör olarak görev aldım. Sonrasında A takım ve BGL antrenörü olarak bir sezon geçirdim. Son iki senedir de A takım antrenörü olarak TED Ankara Kolejliler Spor Kulübü’nde görev yapıyorum.
 
2017-2018 sezonu Basketbol Gençler Ligi (BGL) “Cavit Altunay En Çok Oyuncu Gelişimi Sağlayan Antrenör” ödülünü kazandınız. O gün yaşadığınız duyguları bizimle paylaşabilir misiniz? Bir de ‘FECC (Fiba Europe Coaching Certificate)’ süreci var ve halen devam ediyor sanırım. Ondan da biraz bahsedebilir misiniz?
 
Bu ödülün tabii ki anlamı benim için çok büyük. Koyduğum hedefin tam olarak karşılığı diyebiliriz. Ne kadar doğru bir iş başardığını anlıyor insan. O jenerasyonla baş antrenörlüğe başlarken çocukları ne kadar geliştirebilirim ne kadar ileriye gidebilirler diye sorular sorarken, onlar artık altyapılardan mezun olurken böyle bir ödül almak o sorduğum soruların bir cevabı gibi oldu diyebiliriz. Tabii ki ödüle isminin verildiği Cavit Altunay gibi Türk basketbol tarihinde çok önemli yeri olan bir insanın ve ödülü elinden aldığım çok değerli ağabeyimiz efsane Aydın Örs’ün o karede olması ayrı bir gurur veriyor insana.
 
FECC çok değerli bir organizasyon. Organizasyonun başında ve eğitmen ekibinde çok değerli antrenörler ve konusunun önde gelen isimleri var. Pandemi sebebiyle geçtiğimiz yaz yapılamadı ve bu yaz da yapılıp yapılmayacağı halen belirsizliğini koruyor. U-16 Avrupa şampiyonasıyla başlayarak, U-18 ve U20 Avrupa Şampiyonalarını kapsayan üç yıllık bir antrenör eğitim programı. Çok yoğun bir programı olan, 8 ile 10 gün arası değişen, sabah 9:00’da başlayıp 23:00’a kadar sürebilen, içerisinde konferansların, sunumların, sözel ve yazılı sınavların bulunduğu, anında maçların canlı olarak salonlarda izlenip analizlerinin hemen arkasından yapıldığı, son sene bir tez yazılmasının istendiği, yanlış olmasın ama 54 farklı ülkeden toplam 68 katılımcının bulunduğu, çok yoğun ama bir o kadar da keyifli; Pablo Laso, Svetislav Pesic, Nenad Trunic, Aysim Altay gibi isimlerin geç saatlere kadar, işini inanılmaz derecede ciddiye alarak sizlerle iletişim kurup, sohbet edip, eğitimler verdiği bir organizasyon. İlk senesini geçirdik fakat ikinci senesinin ne zaman devam edeceği şu an için belli değil.
 
Bildiğim kadarıyla çok küçük yaşlardan itibaren gerek öğrenci olarak gerek öğretmen olarak ve gerekse de antrenör olarak TED Ankara Koleji kültürü içerisindesiniz. Şimdi de bir antrenör olarak, TED Ankara Koleji kültürünü basketbolda devam ettiriyorsunuz. Bize, TED Ankara Koleji kültüründen ve sizin üzerinizdeki etkilerinden bahsedebilir misiniz?
 
Tabii ki Kolej’de çok ciddi bir akademik eğitim alıyorsunuz. Bunun yanında spor ve sanat alanlarında kendinize ciddi anlamda bir şeyler katma fırsatınız oluyor. Yabancı dil konusunda özellikle şu anda çok güzel programlar var. Kolej’in mezunlarına kattığı en önemli değerin sosyal anlamda olduğunu düşünüyorum. Hayatın birçok döneminde burada kazandığın donanımın ve çevrenin faydasını görebiliyorsun. Ben en önemli faydayı işimde, oyuncularımla ve çalışma arkadaşlarımla iletişim konusunda görüyorum diyebilirim.
 
TB2L’deki bundan önceki iki sezon kadroyu ağırlıklı olarak tecrübeli oyunculardan kurmuştunuz. Ancak gerek geçen sezon salgın sürecinden kaynaklı olarak ligin tamamlanamaması gerekse de ondan önceki sezon istenilen sonucun elde edilememesine karşılık; bu sezon çok genç bir takımla yola çıktınız. Önceki iki sezona göre, bu sezonki kadro tercihindeki değişimin ana nedenleri nelerdi? Bu genç kadroyla yola çıkmaya nasıl karar verildi?
 
Biz son üç sezondur, hedefi bir üst lige çıkmak olan rakiplerimize göre çok mütevazi bütçelerle yola çıkıyoruz. Hiçbir sezonun başında da hedefimiz lige çıkmak diye bir açıklamada bulunmadık. Bu açıklamayı yapsam çok gerçekçi olmayacaktı çünkü. Evet tecrübeli oyuncularımız vardı fakat az sayıda, gerisi yine BGL oyuncularıydı. Bunun defektlerini sezon boyunca çok yaşadık. Antrenman tempolarımızın istediğimiz seviyelere ulaşamaması, kritik zamanlarda yaşadığımız hastalık ve sakatlıklar, BGL ve A takımı birlikte oynayan oyuncu sayısının fazlalığından dolayı antrenmandaki oyuncu sayısının zaman zaman 8-9’a düşmesi bizi olumsuz anlamda çok etkiledi. Açıkçası ilk sezon bütçemizin yaklaşık 3-4-5 katı bütçeli takımlarla mücadele ettik, çok iyi başladığımız ve beklentinin çok yükseldiği bir sezonun sonunu çeyrek finalde elenerek getirdik. Geçen sezon ise yarıda kaldı. Yine bizden yüksek bütçeli takımların üzerimizde olduğu bir sıralamada averajla ve maç eksiğiyle 3. sıradayken beyaz sezon ilan edildi. Bu sezon pandeminin de etkisiyle ekonomik olarak küçülme durumu söz konusuydu. Antrenörlerimizden Mert Kaya ile beraber hep hayalimiz olan ve kulüp müdürümüz Sinan Çağrı ile uzun zamandır düşündüğümüz bu projeyi yapabilmenin önemini hep konuşuyorduk. BGL sonrası gençlere yatırım yaparak birtakım hedefler koyma isteğimiz, başkanımız tarafından da desteklendi. Ekibe deneyimlerinden çok fazla faydalanacağımızı bildiğimiz ve kariyerine antrenörlükle devam etmeye karar veren eski kaptanımız Murat Kaya’yı da ekleyerek bu yola girdik. Sonrasında idari menajerimiz Buğra Sarı aramıza katıldı ve süreç artık eksiksiz başlamaya hazırdı. Önceki senelerde bu projeyi TBL seviyesinde yapmak hep hayalimizdi. Umarım o da gerçekleşecek.
 
TB2L'de bu sezon yer alan 26 takım arasında Kayserigaz GSK'dan sonra en genç yaş ortalamasına sahip takımıydınız. Takım kadronuzda Kevin Kaspar (1992) ve Atakan Akçam (1996) dışında; 1999 doğumlu 3, 2000 doğumlu 3, 2001 doğumlu 6, 2002 doğumlu 2 ve 2003 doğumlu 1 oyuncunun olduğunu görüyoruz. Bu genç kadro ile yola çıkarken, nasıl bir planlama yapmıştınız ve TB2L şampiyonluğunu bekliyor muydunuz?
 
Kevin, bu sene başında aramızda ilk tutmak istediğimiz oyuncumuzdu. Çünkü öncelikle karakteri sonrasında oyun tarzı, çalışma azmi, disiplini, profesyonelliği ile bu yapılanmada olmasını istediğimiz abi modeliydi. Atakan ise geçen sene aramıza katılırken çok çalışkan, çok istekli, çok iyi karakter, NCAA geçmişi olan fakat basketbol kilometresi düşük, çıkış yapmak isteyen bir profildi. Bir önceki sezon yarım sezonda basketbol adına inanılmaz bir sıçrama yaparak 7-8 maç ilk beşte kendisine yer buldu. Bu sezon başında da daha imza bile atmadan yazın iki ay boyunca tüm özel antrenmanlara katılarak kendisini geliştirmeye devam etti. Biz de ikinci kaptan olarak ve aynı zamanda liderlik anlamında kendisini geliştirebilmesi için onu takımda tutmaya karar verdik. Onun dışındaki tüm transferlerimiz karakter, çalışkanlık, takım oyuncusu olma ve bunun gibi birkaç tane daha kriterin değerlendirilmesi sonucu yapıldı.
 
Açıkçası ilk toplanmadan itibaren kendi içimizde koyduğumuz hedef o kupayı almaktı. Çünkü biz takımın potansiyelinin farkındaydık. Her oyuncunun gözünde de bu hedefin ne kadar çok istendiğini gördüğümü söylemeliyim. Çoğu kişiye sezon başında Kolej’in şampiyonluğu çok gerçekçi gelmemiştir, fakat biz birtakım şeyleri görüyorduk ve çok istedik.
 
Bu sezon, kendi altyapınız dışındaki başka takımların BGL oyuncularını da kadronuza kattığınızı görüyoruz. Kendi altyapınız dışındaki genç oyuncuları belirleme ve bu oyuncuları takıma dahil etme süreci nasıl gerçekleşti?
 
Transfer ettiğimiz oyuncuların tamamı altyapılarda ve BGL’de karşılıklı oynadığımız ya da altyapı milli takımlarından bildiğim, çalıştığım oyunculardı. Yukarıda söylediğim kriterlere uyacağını düşündüğümüz oyuncuları bünyemize kattık.
 
Takımınızdaki oyuncuların sezon performanslarını kısaca değerlendirebilir misiniz? Bu genç oyuncular arasından ilerleyen yıllarda gerek BSL gerekse de A Milli Takım düzeyinde oyuncular izleyebilecek miyiz?
 
Oyuncularımızın tamamının bireysel hedefleri en yukarısı, buna Kevin da dahil. Sezonun ilk antrenmanında “Burayı bir akademi olarak düşünün. Buradan mezun olduğunuzda hepiniz basketbolunuza maksimumda değer katmış olmalısınız” cümlesini kurduğumu çok net hatırlıyorum. Umuyorum çoğunluğu bu hedeflerine ulaşacak. Burada bir parantez açarak tüm staff’a da çok teşekkür etmek istiyorum. Verdikleri emeği, özveriyi burada anlatmaya kalksam satırlar yetmez.
 
TB2L’de oynanan maçların genel kalitesinden ve oyuncu potansiyelinden kısaca bahsedebilir misiniz? TB2L’nin ülke basketbolumuz adına yeni yeteneklerin ortaya çıkmasında ve üst liglere oyuncu kazandırma açısından daha iyi planlanması adına neler yapılabilir?
 
Genel kalite anlamında çok olumlu yorum yapamayacağım maalesef. Bu üç sezon sonunda kafaca çok yorulduğumuzu söyleyebilirim. Keşke bu yorgunluk “basketbol adına neler yapabiliriz” konusunu çok düşündüğümüz için olsaydı. Basketbol dışı o kadar çok işle uğraşmak zorunda kalıyorsunuz ki inanamazsınız. Bir şeyleri düzeltmek adına bu lige birtakım kriterler getirilip, bölgesel liglerin yeniden kurulması bir çözüm olabilir. Ya da üst sınırın 22 yaş olacağı başka bir ligin kurulması oyuncuların gelişimine daha fazla katkı sağlayacaktır diye düşünüyorum.
 
Son yıllarda ülkemizde alt yaş kategorilerinde kazanılan kupa ve madalyalar önemli bir reklam aracı haline geldiğini ve buna karşın da geçmişe nispeten daha az üst düzey oyuncunun yetiştiğini görüyoruz. Oyuncu yetiştirmek adına altyapılarda nasıl bir anlayışın hâkim olması gerekir ki, ülke basketbolumuzda dünya çapında büyük basketbolcularımızın sayısı artsın?
 
Ben bir antrenörün oyuncularına altyapılarda kupa ve şampiyonluk hedefi koymasına kesinlikle karşı değilim. Olay bu hedef doğrultusunda nasıl bir yol izlediğinle alakalı. Örnek verecek olursak biz ilkokullarda Türkiye ikincisi olurken hedefimiz şampiyonluktu. Fakat o şampiyonada tek pick&roll oynamayan ve tek post up oynamayan takım bizdik. Bu şekilde şampiyon olabiliyorsan asıl başarı budur diye düşünüyorum. Herkes buradan birtakım fikirler çıkartabilir diyerek çok uzatmıyorum. Çünkü en net cevap şu; önce işine saygı duyan, çalışkan antrenör sayısının artması gerekiyor ki üst seviyelerde oyuncu sayımız artsın. Tabii ki kulüplerin de bu antrenörlere her anlamda hakkettikleri değeri vermesi gerekiyor.
 
Son üç sezondur TB2L’de TED Ankara Kolejliler basketbol takımının başantrenörlüğü görevini sürdürüyorsunuz. Öncesinde de BGL takımının iki sezon başantrenörlüğünü yaptınız. Altyapı Milli Takımlarında da birçok kez görev aldınız. Bize Altyapı Milli Takımı, BGL takımı ve TB2L takımı çalıştırmak arasındaki farklılıkları söyleyebilir misiniz?
 
BGL takımı antrenörlüğü çok keyifli, tabi 3-4 jenerasyonun birbirleriyle ve karşılıklı oynayabildikleri ve her jenerasyonun en iyileriyle beraber çalışabildiğin ve karşılıklı oynayabildiğin göz önünde bir organizasyon. Burada artık basketbolun her bölümüne değinilmesi gereken bir organizasyon kurmalısın ki çocuklar buradan çıkınca optimumda profesyonelliğe hazırlansınlar.
 
TB2L antrenörlüğünün çok keyifli olduğunu açıkçası söyleyemem. Her ne kadar biz dış etmenleri maksimumda görmemeye, duymamaya çalışıp işimize bakmaya çalışsak da maalesef kendini tam ortalarında bulabiliyorsunuz. Bu sezon en keyiflisiydi diyerek bu kısmı geçmek istiyorum.
 
Milli takımlar çok farklı tabii ki. Çok kısa sürede çok yoğun bir programı çocuklara öğrettiğiniz ve üst seviyede uygulamalarını beklediğiniz bir organizasyon. Jenerasyonunun en iyileriyle çalışmanın verdiği keyif ayrı, o şampiyonada yaşadığın gurur apayrı. Çok yorucu ama aynı zamanda çok keyifli, kendini geliştirdiğini net anladığın bir süreç diyebilirim.
 
Özellikle profesyonel liglerde çalışan A takım antrenörlerimizin, görev yaptıkları takımları ligde en iyi yerlere taşıma sorumlulukları ile birlikte, ülke basketbolumuz adına da değerler kazandırma gibi bir sorumluluğunun olması gerekir mi? Ya da yerli bir antrenör ne gibi sorumluluklar taşımalıdır?
 
Tabii ki en ideali bu, fakat Türkiye şartlarında bunu düşünmek birçok antrenör için çok kolay olmuyor. Her antrenörün dilindedir altyapının önemi veya takımındaki gençlerin ne kadar değerli olduğu. Kulüplerin işe bakış açısı daha önemli diye düşünüyorum. Her sezonun başında görebiliriz gençler hakkında çok güzel şeyler söyleyen antrenörler. İşler tamamen başarı odaklı olduğu için çoğu antrenör gençlerle oynamayı bir risk olarak görebilir ve o riski almamayı tercih edebilir.
 
Yıllardır başta altyapı organizasyonları olmak üzere, A takım antrenörlüğü ve Milli Takımlar antrenörlüğü tecrübesi yaşamış biri olarak; ülke basketbolumuz adına istenilen düzeyde “Büyük Oyuncular” yetiştiremememizdeki ve yetişen oyuncuların da gelişimlerini istenen düzeye ulaştıramamamızdaki en büyük sorunlarımızın neler olduğunu kısaca bizlere söyleyebilir misiniz?
 
En alt seviyelerde verilen eğitimin daha üst düzeye çıkması öncelik. Sonrasında bu çocukların oynayarak gelmeleri gerekiyor. Bu ortamların kulüplerimizce sağlanması gerekmekte. Federasyonumuzun da BGL sonrası bir organizasyon ile yukarıda belirttiğim gibi çözümler olabilir, bunu desteklemesiyle mevcut potansiyellerimizi çıkarmakta daha başarılı olabiliriz.
 
Bu sezonki Garanti BBVA BGL Erkekler kategorisinde oynanan maçların genel kalitesini ve oyuncu potansiyelini nasıl buldunuz?
 
Potansiyel oyuncu sayımız her jenerasyonda çok fazla bence. Maçların genel kalitesi hakkında çok yorum yapmayacağım ama Gaziantep Basketbol takımına değinmeden geçmeyeceğim. Sevgili Mahir Bayrak’ın başlattığı, bence çok önemli iş yaptı ve şu anda sevgili Ali Yıldırım’ın devam ettirdiği organizasyonun meyvelerini aldığını düşünüyorum.
 
Antrenör olarak kendinize ileriye dönük ne gibi bir kariyer planlaması yaptınız? Bir antrenör olarak gelecekte kendinizi en çok nerede görmek istersiniz?
 
Bunu şu şekilde cevaplıyorum. Karakterimden ödün vermeden gidebileceğim en yukarısı neresi ise oraya kadar gitmek hedefim. Kendi doğru bildiğim organizasyonu yapabileceğim ve peşinden gidebileceğim organizasyonlarda çalışmak hedefim.
 
Tabii ki Kolej ile BSL’de kendi yetiştirdiğimiz ve yetişmesine katkıda bulunduğumuz oyuncularımızla mücadele etmek isterim.
 
Kariyeriniz boyunca size en çok fayda sağladığını düşündüğünüz alışkanlıklarınız nelerdir?
 
Sanırım yeri gelince çok inatçı olabiliyorum bunun da faydasını gördüğümü düşünüyorum.
 
Saygıdeğer Hocam, bu güzel röportaj için çok teşekkür ederim. Ülke basketbolumuz adına göstermiş olduğunuz emeklerden dolayı size teşekkür ediyor ve çalışmalarınızda başarılar diliyorum.
 

Ben çok teşekkür ederim sizin emekleriniz ve vaktiniz için. 

Yorumlar Okunma: 1976