Faruk Beşok: Efe'yle birlikte kazandığımız kupa çok özeldi (Ebru Erdoğan) - BasketFaul.com

Faruk Beşok: Efe'yle birlikte kazandığımız kupa çok özeldi (Ebru Erdoğan)

19-06-21 19:10
20 Haziran Babalar Günü... Bu güne doğru basketbolcu babalarıyla biraz evlatlarını konuşalım dedik. Hep sahalarda gördüğümüz oyuncular, babalarının gözünden nasıllar bakalım? Bugünkü konuğumuz Efe Beşok'un babası Faruk Beşok...

Faruk Beşok'un ağzından oğlu Efe....

Efe’nin 6-7 yaşlarında olduğu zamanlarda ben basketbol oyuncusuydum. Beni maçlardan takip ediyordu. O yaşlardan itibaren salonlara aşinaydı. Amcası, halası ve eniştesi basketbolcu, annesi voleybolcu. Evde basketbol devamlı konuşuluyordu. Efe de bebekliğinden beri basketbolla haşır neşir oldu. Beşiktaş Koleji’nde okuduğu zamanlarda spor okuluna başladı. Küçük yaşlarında spor okullarında basketbolu öğrenmeye başladı. Profesyonel anlamda ilk basketbol deneyimi Çamlaraltı Koleji ile gerçekleşti. Bir sene sonra benim de İstanbul’a transfer olmam ile Beşiktaş altyapısında devam etti. 

NBA'de oyuncular okullarda gittikleri panellerde çocuklarla oynarken bilerek yenilmiyorlar. Ben birlikte yaptığımız birebir maçlarda bu örnekten de yola çıkarak biraz sert davranmış olabilirim. Hedefini büyük tutmak istiyorsa önce beni yenmelisin imajını vermeye çalışıyordum. Bazen bana kızıyordu. Zaman zaman izin verdiğim de oluyordu. Ama o zamanlar kendi cebimi biraz doldurmam gerekliydi. Sonuçta şimdi oynasak o beni mahveder. Geçen sene Hüseyin, Cenk, ben ve Efe'yle bir tane maç yapmışlığımız var, çok keyifli bir maç olmuştu. 

Efe’nin küçükken ortamını sevmesi gerekiyordu. Arkadaşlarıyla ilişkisi, antrenörü vs. basketbolunda çok etkili oluyordu. Beşiktaş'a geldiği sene daha profesyonel olabildi. O sene Türkiye Şampiyonası’nda Anadolu Efes ile final oynadılar. Turnuvayı çok iyi oynamıştı. En iyi uzun seçildi. Mamak Belediyesi Basketbol takımında beraber baba – oğul olarak kupa kazanmamız çok özel bir zamandı. O sezon içinde çoğu maçta düşüşleri de oldu ama çok iyi bir sezonda geçirmişti. Ayrıca Yıldız Milli takım ile yaşadıkları şampiyonluk, Gençlik Olimpiyatları 3.lüğü de benim gurur duyduğum anlardır.
 
 
Efe biraz sessizdir. Kendi fikrini bizlere çok söylemez. Ben fikirlerimi NBA maçları olsun Avrupa ya da bizim liglerimiz olsun söyler, yorumlar yaparım. Efe genelde dinleyici konumunda oluyor.   

Efe ve Alara tam ters karakterler. Efe ne kadar sakinse  Alara da bir o kadar hareketli ve atak. Kız çocukları küçük yaşta daha düzenli ve anne babadan ayrı bile yaşamaya, hayat mücadelesi içinde olmaya erkek çocuklara göre daha çabuk başlıyorlar. Alara, ben Beşiktaş’ta oynarken Eczacıbaşı’nda oynamaya başlamıştı. Ben başka bir takımla anlaştığımda Alara takımında kalmıştı. Diğer oyuncu arkadaşlarıyla başarılı bir sezon daha geçirdi. Sonrasında farklı takımlarda da görev aldı. Efe geçen sene bir sakatlık yaşadı. Sakatlığını atlatmış gibi görünüyor. İkisinin de başarıları ve çabalarıyla gurur duyuyorum. 

Fizik olarak çocukken de yaşıtlarına göre büyüktü. Efe ailede ilk torun olmanın verdiği bazı dejavantajları yaşadı. Ailede hep aman Efe dikkat et senden küçüklerle itişme diyorduk ama karakteri gereği bunları çok da yapan bir çocuk değildi. Çok uslu bir çocuktu. 

Bana göre biraz aktif olması ve mücadele hırsını sahaya yansıtması gerekiyor. 

Hüseyin, Efes Pilsen’de oynarken bende Beşiktaş ‘daydım. Karşılıklı oynadığımız çok maç var. Maçlarda tabii ki benim olduğum takımı tutardı. 

Hayatımız basketbol ile içli dışlı. Bu da bize çok büyük bir keyif veriyor. Şimdi Efe ve Alara ile gururlanırken önümüzdeki zamanlarda ailenin diğer küçük sporcuları ile yaşamaya başlayacağız. 
 

Yorumlar Okunma: 2710