Yıl 2012 (Hayri Pekergin) - BasketFaul.com

Yıl 2012 (Hayri Pekergin)

20-06-21 21:06
Kadın Basketbol Milli Takımı 2021 Avrupa Şampiyonasını maç kazanamadan tamamladı.

Işıl Alben ve Tilbe Şenyürek’in yer alamadığı bu kadro ile ilgili beklentiler çok yüksek değildi.

Buna rağmen ortaya konan oyun ve alınan sonuç en kötü beklentilerin bile altında kaldı.

Belçika önündeki son maçta savunmada alınan riskler, süre dağılımı ve maçın kritik bölümlerinde oyuncu tercihleri konusunda daha az hata yapılsa da kazanmak için yeterli olmadı.

Bu kötü durumu oluşturan sorunlar birbirinden ayrı ve her biri kısa orta ve uzun vadede çözülebilecek nitelikte.

Bugünün seçiminde yanlışlar olan, sahada doğru şekilde hazırlanmayan ve yönetilmeyen Euro 2021 A Milli Takımının sorunları ile altyapılarda son 10 yılda önce geriye gidişin sonra çöküşü ve TBF’nin alt liglerle alakalı yanlışlarla dolu politikalarını tamamen birbirine bağlamak doğru değil.

Bunu yaparsak bugünün ve dünün yanlışlarını ANONİMLEŞTİRMİŞ oluruz.

*****

Euro 2021’de son dönemde orta sahayı geçirtmediğimiz Belarus, yakın zamana kadar farka boğduğumuz Bosna Hersek ve Slovenya şampiyonaya devam ederken, biz neden elendik sorusunun kadro ve teknik yönetim perspektifinde bir açıklaması olmalı.

Yaklaşık 20 yıldır kadın basketbolu ile ilgili yayınlanan bu yazılarla en iyi günlerimizde bile, geldiği apaçık görünen riskler ve yapılan yanlışlar konusunda uyarı görevlerimi yerine getirdiğim için vicdanen içim çok rahat.

Aşağıda okuyacağız yazı Euro 2011’de gelen Avrupa ikinciliğinden bir yıl, Kadın Basketbol Milli Takımının çeyrek final oynadığı 2012 Londra Olimpiyatlarından ise hemen sonra 11 Ağustos 2012’de kaleme alındı.

Yazıda belirttiğim 2012 yılına kadar geçen uzun dönemli perspektif, belirtilen riskler ve o dönemde başlayan büyük hatalar kadar, 2011 yılındaki başarıyı getiren doğruların da altını çiziyor.

Daha sonraki on yıldaki her fırsatta hem üst yapılarda hem altyapılarda yapılan hataları çözüm önerileri ile birlikte ilgililerin dikkatine sundum.

Bu yazının okurlar kadar kadın basketbolu ile profesyonel olarak ilgilenen paydaşlar ve TBF için yararlı olmasını dilerim.

Umarım Euro 2021’de alınan kötü sonuç TBF’deki karar vericiler bir dönüm noktası olur ve artık kısa orta ve uzun vadede kadın basketbolunun dipten dönüşü için gerekli adımlar atılır.

Bu çöküşe imza atmış isimler ile daha iyisi olmayacağını da unutmadan elbette.

PERİ MASALI BİTTİ Mİ?

A Kadın Basketbol Milli Takımının Olimpiyat macerası sona erdi. Çeyrek final maçında Rusya’ya 66-63 yenilen potanın perileri 10 ay sonra Fransa’da yapılacak 2013 Kadınlar Avrupa Basketbol Şampiyonası’na kadar gündemde olmayacak.

Bu yazının amacı, okurlara, geçmişten geleceğe uzanan perspektif içinde, A Kadın Milli Basketbol Takımının yolculuğunu tanıtmak, bugünü ve yarını değerlendirmek olacak.

POTANIN PERİLERİ BUGÜNE NEREDEN GELDİ

Kadın Basketbol Milli Takımı geçmişte yaşanan bir skandal nedeni ile TBF tarafından 20 yıl kadar cezalandırılmış ve A Kadın Milli Takımı ancak 1980’li yılların ortalarında tekrar gündeme gelmişti. O yıllarda bugünkü takımın iskeletini oluşturan Nevriye Yılmaz, Esmeral Tunçluer, Tuğba Palazoğlu dört, Şaziye İvegin iki yaşında, Birsel Vardarlı ise birkaç aylıktı. Bahar Çağlar’ın doğmasına ise yıllar vardı.

1980 ve 1990’lı yıllar Akdeniz oyunlarında ya da Avrupa Şampiyonası elemelerinde Avrupa’nın B ya da C klasmanı ülkeleri ile mücadele ederek geçti. 1990’lı Yılların ortalarında Türkiye Kadınlar Basketbol Liginde Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş arasındaki rekabet ligde kalitenin artmasını sağladı. Bu dönemde Türk oyuncuların tecrübe ve performansının geliştiğini izledik. Bu yıllara TKBL’de sahada iki yabancı oyuncuya izin veriliyor, O günlerde Nevriye, Esmeral, Nilay, Yasemin, Birsel, Işıl gibi genç Türk oyuncular uzun süreler alma şansı buluyordu.

2000’li Yıllar ile birlikte yeni bir hamle başlatıldı. 2005 Avrupa Kadınlar Basketbol Şampiyonası Türkiye’de düzenlendi ve takımımız ev sahibi olarak bu turnuvaya ilk kez katıldı. İzmir’de yapılan Euro 2005 için, 2003 yılında başlayan özel çalışmalar bugün Olimpiyatlarda mücadele eden takımın iskeletini oluşturdu.

İlk kez katıldığımız 2005 yılında, yatırım yaptığımız 1980 doğumlular jenerasyonu ile Avrupalılar arasındaki farkın yavaş yavaş kapanmaya başladığını gördük. Bazı farklarla, bugünkü kadroyu oluşturan isimlerle katıldığımız Euro 2007 ve Euro 2009 Şampiyonalarında 9. Sırayı alırken artık “neden daha yukarıda değiliz?” diye üzülmeye başlamıştık.

Euro 2007 ve Euro 2009 Eleme Grupları az da olsa çekişme konusu olurken, Euro 2011 Şampiyonası Eleme Grubu A Kadın Milli Takımı için çok kolay geçilen bir formalite turu olmuştu.

Bu gelişimde kulüp takımlarının 2012 de istanbul’da düzenlenen Euroleague Women F8 ile zirveye çıkan ELW düzeyinde yaptığı yatırımların ve TKBL’ni hedefleyerek kurdukları takımların gücünün artması önemli bir kaldıraç oluşturdu.

Bu yıllar, aynı zamanda kulüp takımları seviyesinde TKBL’de yabancı sayısının hızla ikiden üçe, sonra dörde ve devşirme oyuncularla beşe kadar çıktığı döneme denk geliyordu. 2007 Sonrasında TKBL’ye yeni oyucu girişleri çok sınırlı olurken genç Türk oyunculara verilen sorumluluk ise yok denecek kadar azalıyordu.

Kadın Basketbol Milli Takımı, çekirdek kadrosunu değiştirmeden üst üste katıldığı 3. Avrupa Şampiyonası olan Euro 2011’de ilk kez ilk sekize girdi. Önce çeyrek finalde turnuvanın diğer sürpriz takımı Karadağ’ı 58-44, sonra yarı finalde Fransa’yı 68-62 yenerek Rusya ile final oynama şansı yakalandı. Final maçını 59-42 kaybeden potanın perileri gümüş madalya ile birlikte Olimpiyat elemelerine katılma hakkına da sahip oldu. Sonrasını ise tüm Türkiye yakından takip etti. Olimpiyat Elemelerinde kıta dışından gelen rakiplerimizi kolayca geride bıraktık ve Londra 2012 Olimpiyat Turnuvasına katıldık.

OLİMPİYATLARDA RUSYA ÇEYREK FİNAL MAÇI

Bu maçtan önce görüşüm Rusya’nın şansının %55, Pota’nın Perilerinin kazanma şansının % 45 olduğu yönündeydi. Bunun nedeni Rusya’nın en güçlü kadrosu ile katılmaması, A Kadın Milli takımının da Euro 2011 sonrası ivmesini arttırarak sürdürmesiydi.

Maçı kısaca özetlemek gerekirse kısa forvet pozisyonu ve pota altı savunmasında zaaflarımızı gidermek için genelde sahada üç guard (Esmeral, Tuğba, Birsel ve Işıl’dan üçü) bulundurduk. Hollingswort’un tecrübesizliği nedeni ile savunmada kısıtlı performansı bizi çok zorlarken guardlarımız çok yıprandı.

Maçın sonunda rakibin topu yere vurabilen tek ismi olan Hammon’u takımın fiziken en yıpranmış oyuncusu Işıl ile savunmak gibi temel bir hataya, iyi organize olmayan hücumları ekleyince kazanılacak bir maçı 66-63 skorla kaybettik.

Bu maçta Euro 2010 eleme ve Euro 2011 tecrübesine 4-5 yıllık Euroleague deneyimini ekleyen K. Nevin Newlin’in Hollingswort’e oranla daha yararlı olup olmayacağı, kadın basketboluna yakın isimlerin uzun süre kendine soracağı bir soru olacak.

BU BAŞARI SÜRECEK Mİ?

Uzun yıllardır tecrübesini geliştiren 80 jenerasyonu Euro 2011 ve 2012 Londra Olimpiyatlarında Türk kadın Basketbolunu Avrupa’da üst seviyeye çıkardı. Bu jenerasyon 2013 ve 2014 te kısmen sahada olsa da geçecek yıllar fizik performansı doğal olarak aşağıya çekebilir. Türk takımı ise her zaman savunma ağırlıklı yani fizik olarak üst seviyede olmayı gerektiren bir basketbol oynayacak. Potanın Perilerinin kadro olarak kendini yenilemesi gerekiyor. Yoksa ilk 4 sıralara yaklaşmak için uzun yıllar beklemek gibi üzücü bir maliyet karşımıza çıkacak.

Kısa forvet pozisyonunda Şaziye ivegin’in yanına yıllardır alternatif getirmemek bizi sahada 3 guard ile oynamaya mecbur ediyor. Böylece guard oyuncularımızın çabuk yıpranıyor. Nevriye Yılmaz’ın alternatifleri konusunda ise 2003’lerde yapılan yatırımları görmüyoruz.

Olumlu bir ilerleme olarak, 2007 yılından bu yana etkilerine bakılmadan arttırılan yabancı oyuncu sayısının, Türk oyuncu havuzuna yıllardır yeterince yeni oyuncu gelmediğinin görülmesi ile kademeli olarak azaltılacağını öğrendik.

Örneğin 2013-2014 sezonunda TKBL’de sahada üç Türk oyuncu göreceğiz.

SON SÖZ:

Avrupa’da final oynamak, Olimpiyatlarda çeyrek final yapmak önemli başarılar. Bu başarılar sürdürülebilir olmalı. Her yıl final oynamasak ta final-four kovalayan takımları her şampiyonada sahaya sürmeyi başarmalıyız.

Gelecek yıllarda Şaziye İvegin ve Nevriye Yılmaz’ın yanına alternatif getirmemenin, elit yerli oyuncu havuzuna yeni isimler eklemeyi 5-6 yıl unutmanın maliyetleri ile karşılaşabiliriz.

Bu risk ile ilgili tedbirleri almak için ise başlangıç tarihi Bugün olmalı. Hele Euro 2011 ve Olimpiyat rüzgarı hala güçlü şekilde esmeye devam ederken

Twitter:@hayripekergin 

Yorumlar Okunma: 4545