Ne yapmalı, ne yapmamalı? (Hayri Pekergin) - BasketFaul.com

Ne yapmalı, ne yapmamalı? (Hayri Pekergin)

23-11-21 19:36
Yazıların sürekli takipçileri biliyor. 
 
Ekonomik ve finansal gerçekleşmelerin diğer tüm gündemlerin önüne geçtiği dönemlerde basketbol paydaşlarına işin ekonomi boyutu ile alakalı görüş açısı sunan yazılar ile yardımcı olmaya çalışıyorum. 

İçinde bulunduğumuz günler ve haftalar, 2017 sezon öncesi ve 2018 sezonunun başlangıcında yaşanan dönemlerde olduğu gibi öngörülebilirliğin azaldığı, döviz kurunun aşırı yükseldiği, piyasaların durakladığı, ekonomik anlamda karamsarlığın ön plana çıktığı zor zamanlar. 

Döviz kurunun aşırı yükseldiği, oynaklık denilen aşağı/yukarı yönlü hareketlerin dalga boyunun arttığı bir zaman dilimi içindeyiz. 

Kulüpler bu olumsuz durumla sezonun yarısına yaklaşmakta olduğumuz dönemde karşılaştı. 

Basketbol profesyonel ligler itibarı ile ana gider kalemi oyuncu ücretleri olan bir sektör.  

Burada giderlerin büyük bölümü, yabancı oyunculara ya da sözleşmeleri USD ya da EURO bazında olan elit yerli oyunculara yapılan ödemelerden oluşuyor. 

Uçak biletleri ve konaklama ücretleri gibi maliyetler de genelde döviz kuruna paralel şekilde hareket ediyor. 

Sözün kısası basketbol ekonomisi sponsor ödemeleri, gişe hasılatı, bağışlar, devlet ve belediyelerden gelen fonlama gibi kalemler ile gelirleri Türk Lirası, giderleri ise ağırlıklı olarak yabancı para olan bir konumda. 

Bu ne demek?
Kulüpler aslında açık pozisyon taşıyor demek.  

Özellikle yabancı sayısının çok olduğu ING BSL ve Herbalife Nutrition KBSL bu durumda bulunuyor. 

Daha alt liglerde genelde giderler daha fazla TL cinsinden olduğu için etkilenme görece daha az.

Döviz kurlarındaki hızlı artış sezonun ortasına yakın bir dönemde “çarptığı” için sezon başında yapılan bütçelerin gelir kalemleri (en iyimser senaryoda) sabit kalırken gider kalemleri hızla artıyor. 

Peki bu durumda ne yapmak gerekiyor? Başka bir bakış açısı ile ne yapmamak gerekiyor. 

Döviz kurunun bu kadar hızlı yükseldiği, ticaret hizmet, sanayi gibi sektörlerde ekonomik faaliyetlerin fiyatların öngörülememesi sebebiyle durduğu böyle günlerde sakin olmak ve zorunlu olmadıkça döviz almak satmak gibi konularda acele kararlar almamak gerekiyor. 

Böyle bir türbülans, yalnız basketbol değil ülkenin bütünü için çok zarar veren bir konumda olduğu için ülkenin yetkili kurum ve kuruluşları gerekli gördükleri tedbirleri önce sözlü ya da yazılı sonra da fiili aksiyonlar ile alır.

Oluşan fiyat hareketleri sağlıksız olarak nitelendiriliyorsa buna belli seviyelerde müdahale edilir.  

Bu satırların yazıldığı dakikalarda Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası da yazılı bir uyarı yayınladı. 

Bu aşamada kulüplerin yapması gereken devlet TCMB, BDDK ve diğer devlet kurumlarının yaptığı açıklamaları ve aldıkları aksiyonları takip etmek yönünde olmalı. 
Bu önlemler kademeli olarak gelir. 

Bu önlemlerin sonuçlarını görerek alınacak finansal kararlar daha sağlıklı olur.   

Kulüplerin zaten kısıtlı olan kaynaklarının oynaklık ve öngörülemezlik riskleri ile buharlaşmasının önüne geçilir. 

Bundan sonraki günlerde profesyonel liglerde yer alan finansal açıdan zayıf konumdaki kulüpler finansal gelir gider akışları çerçevesinde maliyet azaltıcı önlemler alma arayışında olacak. 

Yabancı oyuncuların sözleşmesinden çıkmak, ya da ara transferde talibi olan yüksek sözleşmeli yerli oyuncuları göndermek kadar gelirleri arttıracak yeni arayışları da arka plana atmamak gerekiyor. 

Bu tip döviz krizlerinde döviz geliri olan ihracatçı sanayi şirketleri diğer sektörlere göre daha az etkilendiği için sponsor arayışlarının bu yönde olmasında yarar var. 

Kur krizi olarak nitelendirmenin yanlış olmayacağı bu dönemi neyin yarattığına bakarsak “kamu otoritesinin” Türk Lirasını daha zayıf hale getirme politikasını temel neden olarak görüyoruz. 

Bu durumda kulüplerimiz, önümüzdeki gün ya da günlerde döviz kurlarındaki yükselişi durdurmaya hatta belirli ölçüde geri çekilmeye yönelik önlemler gelse bile kurların artık eski seviyelerine dönmeyeceğini bilerek hareket etmeli. 

Zor zamanlar yaşadığımız bir gerçek. 

Toparlarsak, ani kararlarla oynak piyasalarda finansal kayıpları arttırmamak, giderleri azaltıcı önlemler alırken yeni gelir kaynaklarını doğru adreslerde aramak gerektiği görülüyor. 

Orta uzun vadede bu politikaların devamıyla yerel paramızın daha fazla değer kaybı yaşaması kaçınılmaz.  

Geleceği bu gerçeği bilerek planlamakta yarar var. 

twitter: @hayripekergin

Yorumlar Okunma: 1669