Kötü maçı bile izleten spiker: Ali Emre Dedeoğlu - BasketFaul.com

Kötü maçı bile izleten spiker: Ali Emre Dedeoğlu

28-11-21 13:55
Bazen maçın kalitesi, ya da heyecanı sizi ekrana çeker... Ya da taraftarı olduğunuz takım... Bazılarının ise favori oyuncuları vardır, maç değil oyuncu için ekran karşısına geçer... Bunlardan hiçbiri yoksa sizi televizyon karşısına oturtabilecek tek kişi maçı anlatandır... Hatta bazıları sırf anlatandan dolayı o maçı açar... İşte Ali Emre Dedeoğlu da bunlardan biridir... O anlatırken maçın kötü oynandığını bile anlamaz izleyenler... Kulakları Dedeoğlu'ndadır ve o an için önemli olan mikrofon başındakinin performansıdır... Tabii ki hem maç güzel, hem anlatan Ali Emre Dedeoğlu ise tadından yenmez...

Bugünlerde mekan değişikliği de yapan Ali Emre Dedeoğlu'nu konuk ettik... İşte o söyleşi...

Öncelikle kariyerinizden de geriye gittiğimizde spikerlik hayalinin başladığı çocukluktan basketbolcu bir Ali Emre olarak tutkulu büyüdüğünüz yıllardan bahsedelim...

Basketbola 1990 yılında henüz 5 yaşındayken Geleceğin Yıldızları Kulübünde başladım. 1990’dan 2021’e toplamda 31 yıldır basketbol topu elimde, hiç eksilmedi. İnternet, gazete, dergi, televizyon derken birçok farklı yerde işime entegre oldu. Erken yaşta sevip erken yaşta bağlanmış oldum. Geleceğin Yıldızları, Taç Spor, Pamuk Spor, tekrar Taç Spor ancak o dönem Tofaş Pilot Takımı olarak altyapılarda oynadım ve 2002’de üniversiteye geçişle beraber oyunculuk kısmı eğitimime devam etmek için sona ermiş oldu.

Sanırım sonrasında basketbol sevgisiyle altyapıbasket com ile dergi maceraları başladı.

2005 yılında Oğuz Yenihayat ile birlikte isim babası olduğum altyapıbasket.com’u kurduk. Sosyal medyanın henüz olmadığı bir dönemde websitesi, blog sayfaları daha yaygın olduğu için iki çocuk olarak farklı bir mecra olsun istedik. İşin içine öğrenci olarak girdikten sonra altyapı mecrasında kanayan yaraya pansuman yaptığımızı gördük. Siteyi kurduktan 2 gün sonra Burçin Badem 6. Adam dergisine altyapı sayfalarını yapmamızı teklif etti ve dergi hayatımız da başlamış oldu. Site ile dergiye başlamamız arasında sadece iki gün vardı. Dergi rekabetinin üst düzeyde olduğu bir dönemdi. Dergiden üç ay sonra da Ümit Avcı’nın isteğiyle Fanatik Basket’e yine Oğuz Yenihayat ile beraber 2 yıl boyunca kapanana kadar sayfa yaptık. Trafiğimiz şöyleydi; sabah okula gidip akşam altyapı maçı izliyor, sonrasında siteye haberleri giriyorduk. Ayın son haftası dergiye sayfa hazırlama ve her hafta sonu gazete için çalışma. Haftanın her günü dolu dolu geçmişti. Ümit Abi, rahmetli İsmet abi (Badem) hep yanımızdaydı. Belki o dönem üç öğün yemeğe karın tokluğuna da olsa çok keyifli zamanlar geçirip tecrübelenmemize vesile oldular.

1 sene tamamen bu tempoda geçti. 2006’da Burçin abi dergiyi kapatma kararı aldığında ben dergiyi devralmak istediğimi söyledim. 21 yaşında genç bir basketbolsever ve sanırım biraz da delilik ile dergiyi aldım ve 1,5 yıl devam ettirdik. Ailemin de içinde olduğu bir ekip ve Oğuz Yenihayat ile de devam ederek 16 sayıyı çıkarttık. İnternetin işin içine girdiği o dönemde dergiler hayatta kalmakta çok zorlanıyorken zaten işimiz pek kolay değildi. Türkiye’nin basketbol dergisi sloganıyla 30 sayfa altyapı ve tüm ligleri veriyorduk. NBA kısmını çok az veriyorduk çünkü kendi basketbol ürünümüzü yükseltmek istedim. 2010 dünya Basketbol Şampiyonası’nın gelişinin motivasyonuyla başladık ama ekonomik olarak kaldırmadı ve Mart 2008’de kapatmak zorunda kaldık.

Bu sırada altyapıbasket.com devam ediyor değil mi?

2012’ye kadar devam etti ama 2012-2015 yılları arasında mola verdik. Geçim şartları işin içine girmeye başlayınca getirisi olmadığından durduk. 2015 yılında daha farklı bir formatta tekrar hayata geçirmek istedim. Genç bir ekip oluşturdum ve o ekip 6 yıldır tüm sıkıntılara, zorluklara rağmen altyapı kulüplerinin de öneli destekleriyle devam ediyor. Türkiye’nin en eski yayın organlarından diyebiliriz. 6. Adam dergisinde de olan Murat Köse, Mertkan Üçüncüoğlu, Berk Ertan ve Mesut Topoğlu canavar gibi çalışıp yürütüyorlar siteyi yaşatıyorlar.

Anonsörlük de yaptığınız bir dönem oldu

2005 yılında bir arkadaş grubuyla maç izlerken anons görevlisi ihtiyacı olmuştu ve ben hemen talip olmuştum. NBA maçlarını izlerken de merak ediyor, yapmak istiyordum. Türkiye’de de yavaş yavaş talep oluyordu. Çeşitli kulüplerde çalıştım. 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası’nda da Amerika Birleşik Devletleri’nin olduğu grupta Abdi İpekçi’de görev almıştım. İngilizce-Türkçe olarak 10 saniyeden kısa sürede saha içinde tüm aksiyonu anons etmek oldukça zorlayıcıydı. Sinan Erdem’deki finallerde de birkaç maçta görev aldım. Orası benim için zirveydi çünkü sonrasında televizyon macerası başladı. Anonsör olarak sadece basketbol değil birçok farklı sporda çalışmış olmanın spikerlik adına bana katkısı çok oldu. Basketbol anonsörlüğü ve İngilizce anons sayesinde Kobe Bryant, Kevin Durant, Pau Gasol gibi isimlerin Türkiye’deki organizasyonlarında onların çevirmeni ve yer aldıkları söyleşide moderatörlük yaptım.

“Kobe ile ilgili şöyle bir şey anlatabilirim… Türkiye’ye 14 saatlik uçuşla geldikten sonra yemeğini yedi ve dinlenmeye geçeceği beklenirken antrenman yapmak istedi. 1 saat antrenman yapar deniyorken 2,5 saat sezon öncesi hazırlık antrenmanını yaptı. Ertesi akşam yemek için eğlenceye götürdüler aynı gün gece salon açtırdı gitti yine antrenman yaptı. Sabah erken saatte kalkıp Efes Genç takımına antrenman yaptırdı. Bireysel antrenmanını hiç aksatmadan devam ettiren çok profesyonel bir sporcu olduğuna çok yakından şahitlik ettim.

Galatasaray futbol takımı ziyareti yapıldığında bir fotoğrafımız vardı. Kobe, Fatih Terim ve ben. O fotoğrafı Fatih Terim’e imzalatmıştım. Kobe’nin bir dahaki gelişinde imzalatırdım diyordum ancak kısmet olmadı..”

Anonsörlükle birlikte gazete-dergi yaparken televizyon kariyeri başladı değil mi?

İsmail Şenol’un aracılığıyla Okay Karacan’ın Habertürk’e müdür olduğu dönem bir anda görüşme yapılıp 2007 yılının sonunda başlayıp toplamda 2.5 yıl orada çalıştım. Haber kanalında çalışıp, spikerliği Okay abi ile öğrendim. 2010’da oradan ayrılıp Türkiye Basketbol Federasyonu medya ekibinde İnan Şefkatli’nin liderliğinde TBF TV kurulumunda yer aldım. Web Tv kuruldu ve sonrasında ayrıldım. O dönem için çok yenilikçi bir projeydi. İnan Abinin çok büyük emekleriyle, ben ve Kubilay Öztürk’ün içinde olduğu bir ekip. Kubilay hala yayınların gerçekleşmesinde emek vermeye devam ediyor. O işte küçük de olsa bir payımın olmasından dolayı gururluyum.

2011’de Lig Tv’den teklif geldi ve kabul ettim. Toplamda 10 yılı orada geçirdim. Yayıncı kuruluşta çalışmak nasıl bir deneyim, temposu nasıl orada öğrendim. Son dönemde basketbolla anılsam da futbolda da yıllardır anlatım yapıyorum. 2016 Avrupa Şampiyonası’nda Fransa’da Marsilya, Nice, Lyon ve Saint Etienne’de olmak üzere 4 maç anlattım. Stüdyodan maça, seslendirmeden muhabirliğe, editörlüğe kadar her şeyi deneyimledim ki son 4 yılda da senin de bildiğin gibi Futbolda Süper Lig maçlarını İngilizce olarak anlatıyordum ve o bambaşka bir röportaj konusu nasıl yaptım, nasıl sundum ben de bilmiyorum. Hani dergiyi alırken delilik dedim ya bu konuda da yaptığım bir delilikti sanırım.

Basketbol anlatmaya başladıktan sonra da bambaşka bir hayali gerçekleştirmiş oldunuz. Euroleague maçları özelinde geçmiş yıllara ait birçok maçı normal hayatınızda da izleyip nostalji olarak paylaşıyorsunuz. Küçük bir basketbolcu olarak Geleceğin Yıldızları salonunda başlayan yol sonrasında Avrupa basketbolunun en iyi ligini anlatmaya kadar gitti.

Ben hep basketbol anlatmak istiyordum ancak üst yönetimin kararı ve futboldaki görevlerimin yoğunluğundan dolayı o desteği veremiyordum. Lig Tv’den Beinsports ismine geçişle birlikte kanala transfer olan İsmail Şenol’un desteğiyle bu süreç başladı. İsmail ile 6. Adam dergisi döneminde beraber çalıştık, eskiden ayrıca ev arkadaşıydık. Onun da ısrarlı talebiyle 3,5 yıldır bu basketbol anlatımı başlamış oldu.

Bazı spikerler vardır sadece onlar anlattıkları için maçın kalitesinden bağımsız takip ettirip dinletir. Farklı bir anlatım tekniğiniz var

Zaman içinde evrimleşmiş bir anlatım oldu. İlk baştaki anlatımlarım daha farklıydı. Sonrasında üstünde düşündüğümde ve fikir alışverişi yaptığımda bir harmanlama oldu. Bizde İngilizce tabirle spikere de “commentator” diyorlar ama aslında bu kelime “yorumcu” demek. Yurt dışındaki spikerler maçı hem anlatıyor hem de yorumluyor. Ben düz anlatımdan ziyade yorumlayabilir miyim diye denemek istedim. Az önce de söylediğim gibi; 5 yaşında basketbola başladım, hayatımın büyük kısmı medya ve iş anlamında basketbol ile geçti, eşim basketbolcu ve çok sık konuşuyoruz, seyretmeyi ve analizi seviyorum. Her şeyi bu anlatıma katmaya başladım. Yorum yapmak tarz olarak insanların hoşuna gitti. Euroleague’i takip eden kaliteli kitle de var ve onları interaktif olarak da yayına ortak etmek ayrıca beğenildi. Bazen espri, bazen nostalji yaparak da devam etti.

Kırılma anı geçen sezon Bayern Münih-Real Madrid maçında seyirciye sorumla olmuştu. Tavares’in fizik olarak dominantlığı konusuna gelen cevaplardan sonra yaklaşım değişti. Maç da çok iyi olunca reaksiyon almıştım. Her maç sonrasında da sağ olsunlar yazıyorlar. Sadece olumlu mesajlara değil, olumsuz da olsa onlarla da iletişim kurmayı tercih eden biriyim. Bu anlatım konusunda da seyirciyi işin içine dahil etmek fark yarattı.

Nitekim geçen sene Euroleague çeyrek final serisinde Milano-Bayern Münih maçlarında Caner Eler ile de iyi bir ikili olarak nefis bir seri izletmiştiniz. Birbirinizi çok iyi tamamladığınız konuşulmuştu.

Caner de gerçek bir spor adamı. Yaşlarımız da hemen hemen yakın. Nostaljik maçları da hatırlatınca daha güzel bir şeyler ortaya çıktı. Maçlar da şansımıza çok güzel geçmişti. Tarihin en iyi Euroleague serilerinden birine denk gelmiştik. Hem anlatan hem yorumlayan iki kişi bir araya gelip seyirciyi dahil edince unutulmayacak bir seri izledik.

90’lardan, 2000’lerin başından eski maçları da çok izliyorsunuz…

1993 yılından itibaren hafızam tamamen açık. 1993-2010 arası hangi maçı ya da oyuncuyu sorsanız hafızadan çıkartıp bahsedebilirim. Hatta bazen bu anımsatmalarım insanları şaşırtıyor, yaşı kaç dedirtiyor. 90’larda bir Koraç Kupası efsanesi, Final Four’ları kovalama vardı, kendi ligimizin keyfi çok farklıydı. İnternet olmadığı için her maçı buldukça izliyorduk, yapacak başka bir şeyimiz yoktu. Şimdi youtube’da gördükçe hafıza tazelediğim de oluyor. Nostalji kısmı benim için bambaşka bir keyif.

Basketbol tutkusu üst noktadayken basketbolcu Dilek Dedeoğlu ile de 6 yıllık bir evliliğiniz var. Şu an Çeşme Basketbol'da oynuyor. Basketbolun bu kadar içindeyken bir de eşinizin basketbolcu olması gününüzün herhangi bir anında basketbolsuz yaşamadığınızı gösteriyor sanki..

Evet öyle ancak her şeyi kıvamında yapıyoruz. Mesleğini hakkıyla yapan isimlerden bir tanesi. TKBL’de çok tecrübeli bir oyuncu. Neredeyse hiç bırakmadan oynayabilecek insanlardan. Ne olursa olsun kendisine çok iyi bakıyor, mesleğini en iyi şekilde icra ediyor. Onunla gurur duyuyorum. Bana da çok katkısı oluyor. Onunla beraber işin içine daha fazla girince çok analiz yapıp daha dikkatli izliyorum. Kadın basketbolunu izlemeyi zaten seviyorum ama onunla beraber arttı.

Kariyeriniz için yeni bir macera da başlıyor.

Evet yeni bir maceraya başladık. Basketbol yine işimizin için de olacak. Hatta Türkiye-Büyük Britanya maçı ile de başlıyor. Fanatik Basket, dergi çıkartmak, internet sitesi, yayıncı kuruluşta çalışmak hep hedeflerimdi ve bunları gerçekleştirdim. NTV ise bu işe gönül veren birçok insanın çalışmak isteyeceği bir mecra. 18 yıl önce de ilk olarak NTV’ye başvurdum ancak o dönem olmamıştı. 18 yıl sonraya nasipmiş, mutluyum. Beni heyecanlandıran bir proje ve teklif oldu. Basketbol yine olacak, basketbolsuz olmaz.

Son olarak yeni nesil spikerlere neler söylemek istersiniz?

Bu işi özellikle futbol tarafında yapmak isteyen çok fazla kişi var. 17 yıldır medyanın içindeyim. Kolay değil, sıra gelme gibi bir durum var. Suya yazı yazıyoruz. Dışardan çok büyülü bir dünya olarak gözüküyor ancak işin içine girince hayal kırıklığı yaşayabilirler. Maç sayısı ve seçenekler çok fazla. Bu yüzden hemen geri dönüş almaları kolay değil. Ben 17 yıllık kariyerimin son iki yılında geri dönüş alabildim ki bu benden kaynaklı da tabii ki. Heyecanları olabilir, biraz sabretmek gerekiyor. Ancak globalleşen dünyada yabancı dili mutlaka çözmeleri gerekiyor. Bu açıdan bir fark yaratmaları gerekiyor. 

Domain - Hosting - Cloud

Yorumlar Okunma: 4371