'AMOK KOŞUSU' (Hayri Pekergin) - BasketFaul.com

'AMOK KOŞUSU' (Hayri Pekergin)

16-01-22 16:55

Dünyanın büyük bölümü “Amok Koşusu” ya da “Amok Koşucusu”nun ne olduğunu yazar Stefan Zweig’ın 100 yıl önce kaleme aldığı bir başyapıt olan hikaye kitabı ile öğrendi. 

Amok, Malezya, Endonezya gibi okyanus ülkeleri ile Avustralya ve Afrika’nın ilkel kabile topluluklarında görülen bir tür çılgınlık haline deniyor. 

Malezya ve Endonezya gibi coğrafyalarda bu “hastalığa” tutulanlar etraflarına zarar vererek önüne ne çıkarsa “devirmeye çalışırken” Avustralya’nın Aborjin kültüründe ise hiç durup dinlenmeden koşmaya başlayıp sonunda yorgunluktan kendini yok etme noktasına ulaşanlar “Amok Koşucusu” olarak tanımlanıyor. 

Konu Galatasaray Kadın basketbol Takımı ve onun sezon başından bu yana süren “koşusu”

Euroleague Women’da son 4 maçını kaybeden, Herbalife Nutrition KBSL’de “evinde” oynadığı son beş maçtan dört kez yenik ayrılan kadın basketbolunun iki amiral gemisinden biri. 

Galatasaray Kadın Takımı son haftalarda tarihinde örneği az görülen ivme kayıplarından birini yaşıyor. 

Euroleague Women’a ara verilen dönemde azalan maç trafiğine rağmen bu kez KBSL’de son sıralarda yer alan takımlara iç sahada ard arda puanlar kaybediliyor.  

Sarı kırmızılılarda Euroleague’in sportif ve lojistik zorlukları, “Covid Dönemi”nin takımların idman ve maç kadrolarına etkileri gibi majör riskler dikkate alındığında, sezon başında kurulan çatı kadronun yapı ve derinlik anlamında önündeki zorluklarla örtüşmediğini görüyorsunuz.   

İlk haftalarda yabancı rotasyonda yaşanan Chelsea Dungee yanlışı ile hem ligde hem Avrupa’da Tina Krajisnik – Anete Steinberga – Riquna Williams ve Pelin Bilgiç üzerindeki yükün 35+ dakika seviyesine çıkmasının sürdürülebilir olmadığını öngörmek zor değildi.   

Aşağıdaki satırlar 7 Kasım 2021 tarihli yazıdan bir alıntı;

Sarı kırmızılı takımın Euroleague Women’da ayrı bir odaklanma ile oynadığı görülüyor. 
Bununla birlikte bu odaklanmanın Dungee’nin transferinde yapılan isabetsizlik ve Krajisnik’in pota altında neredeyse hiç dinlenmeden oynamak zorunda kalması nedenleriyle gelecekte birikmiş bir maliyeti olacağı görülüyor. 
Yani aslında şu andaki Galatasaray, gelecek performanslarından avans kredi kullanır bir pozisyonda.   
Krajisnik, Williams ve Pelin Bilgiç’in hafta sonu Herbalife Nutrition KBSL’de “kaybedilen” ÇBK Yenişehir Belediye deplasmanındaki performansları ekseninde bakıldığında, Galatasaray’ın ELW’deki yıpranma faturasıyla şimdiden karşılaşmaya başladığını söylemek mümkün. 
Sarı Kırmızılıların Dungee’nin yerine kariyerli bir yabancı dış oyuncu arayışında olduğu bir sır değil. 
Kelsey Plum ile ilgilendikleri sıklıkla dile getiriliyor. 
Euroleague Women’da Galatasaray, sezonun son düzlüğüne şimdi bulunduğu yerde girmek istiyorsa bir dış yabancı oyuncu transferin yeterli olmayacağını, mutlaka Krajisnik’in üzerinden yük alacak bir pota altı transferi yapılması gerektiğini belirtmekte yarar var. 

 
 
Bu satırlar ve uyarılar ardından Galatasaray’ın her iki kulvardaki “koşusu” olduğu gibi devam etti. 

Aslında etmeye çalıştı demek daha doğru.  

Yoğun ve zorlu maç trafiğine rağmen sahanın büyük bölümüne yayılan savunma şablonu oyuncular üzerindeki yıpranmayı giderek arttırdı.  

Üst seviye basketbola 2-3 yıl ara veren Merve Aydın’ın şu anki sakatlığını da bu pencereden okumak doğru olur. 

Bu savunma şablonunda Gizem Başaran, bütün iyi niyetine rağmen pick savunmalarında yavaş kalınca Tina Krajisnik’e sert maçlarda yeteri kadar destek veremedi ve buna bağlı olarak kenarda olması gereken sürelerde 4 numaraya kaymak zorunda kalan Steinberga da sonunda sakatlandı.    

Dungee’nin gönderilmesi ardından yabancı rotasyonda gelecek ilk hamlenin Krajisnik ile pota altında yeni bir çekim merkezi yaratabilecek, dış oyuncular üzerindeki yükü azaltacak bir isim olması gerekiyordu. 

Oysa gelen oyuncu, pozisyon olarak Steinberga ve Melis Gülcan ile aynı konumda olan Kaela Davis oldu. . 

Davis’in takıma katılımı ardından dikkat çekici şekilde momentum kaybı yaşayan bazı maçlarda adeta “saklanan” Riquna Williams’ın takımdan ayrılması benim için sürpriz değildi. 

Bu durumun Galatasaray’a getirdiği olumsuzluğun ise Galatasaray taraftarlarının artık açıklanan her yabancı oyuncu transferinden sonra, gelen yabancı oyuncudan performans beklentilerini konuşmak yerine bu oyuncunun ne zaman takımdan ayrılacağını tartışmaya başlaması olduğu görülüyor. 

Geçen sezon başında gelip giden Bella Alarie ve büyük beklentiler ile takıma katılan Angel McCoughtry’nin haftalar sonra takımdan ayrılması ile başlayan bu travma salona gelen taraftarın sayısını giderek aşağıya çekiyor. 

Sonuçta bu hafta kaybedilen BOTAŞ maçına bakıldığında, Riquna Williams’ın ayrılması, Steinberga ve Merve Aydın’ın sakatlıkları sezon başından bu yana büyük yükler omuzlayan Krajisnik ve Pelin Bilgiç’in niceliksel olmasa da niteliksel plandaki performans kayıplarını görüyoruz. 

BOTAŞ önünde oyuncuların aldıkları süreler, her biri sahada en az 36 dakika kalan Krajisnik, Pelin Bilgiç, Melis Gülcan ve Davis’in bir anlamda sezon başından bu yana süren “amok koşusu” formatına devam ettiğini gösteriyor. 

Bu kompozisyonda, geçen yıl ve bu sezon başında çok az süre alırken, oynayanlar üzerindeki yıpranma arttıkça sahaya sürülen 23 yaşındaki Eda Şahin, 22 yaşındaki Mısra Albayrak, 21 yaşındaki Miray Balota gibi isimlerin stresli maçlarda katkı verememesi işlere yardımcı olmuyor. 

Bu grubun en önünde yer alan 20 yaşındaki Sude Yılmaz’ın bile bu hafta itibarı ile 2019-2020 sezonundaki katkısının gerisinde kalması Galatasaray’ın gelecekteki çatısı için de oldukça düşündürücü.     

Bu sıkışmışlık tablosu içinde BOTAŞ maçının ikinci çeyreğinde sarı kırmızılıların ilk 6 dakika sayı atamadığı görüyoruz. 

Yedinci dakikada ise ikinci teknik faulü alan coach Efe Güven’in saha dışı kalması, bu resim ile birlikte analiz edilmeli.   
 
 

Peki bu noktadan sonra ne yapmak gerekiyor?

Öncelikle Galatasaray’ın sahada enerjiyi optimum şekilde kullanacak şekilde oyuncuları daha az yıpratırken verim üretebilecek yeni bir savunma şablonuna geçmesi gerekiyor. 

Açıklanan Plum transferi ile dış rotasyon az da olsa rahatlarken Williams’ın gidişi ile açılan  yere Krajisnik’e  destek bir yabancı gelmesi işlerin olumluya dönmesine yardımcı bir diğer faktör olur. 

Sude Yılmaz’ın yeniden kazanılması, altyapıdan gelen diğer isimlerin “figüranlar” değil bu takımın performans beklenen değerli parçaları olduğunun somut şekilde teyit edilmesi ivmenin yeniden kuzeye yönlenmesini sağlar.   

Kurumsal hayatın bazı temel öğretileri vardır. Bunlar çağlar boyunca oluşturulan “genel kabul görmüş” doğrulardır. 

En önemlilerinden biri şirket, işletme, kurum ya da kuruluş gibi organizasyonlarda yabancı literatürde “checks and balance” denilen “kontrol ve denge” mekanizmalarının kurulmuş ve çalışıyor olmasıdır. 

Spordan demokrasi dediğimiz yönetim şekline kadar hayatın her alanında bu böyledir.

Kontrol ve denge mekanizmalarının iyi işlemediği yerlerde işlerin iyi gitmesi rastlantısal döngülere bağlı kalarak sürdürülebilir olmaz. 

Gelinen bu tabloda Galatasaray Kadın basketbol Takımı için de böyle bir kontrol ve denge mekanizmasının yeniden çalışır hale getirilmesi yarar sağlayacağı görülüyor. 

Zira sezon başından bugüne adeta bağıra çağıra geliyorum diyen bu olumsuz durumda Galatasaray’ın mevcut yapısında yer alan kontrol ve denge mekanizmalarının işlevsel olmaması bir neden olarak karşımızda duruyor. 

Galatasaray kadın basketbolunun en önemli değerlerinden biri. 

Galatasaray’ın olmadığı ya da rekabette çok geri kaldığı yerde Fenerbahçe’nin kadın basketbol yatırımlarından televizyon yayınlarının sürekliliğine kadar çok farklı şeyleri konuşmaya başlarız.  
 
Umarım sarı kırmızılılar içinde bulundukları durumdan artık farklı şeyler yaparak çıkabileceklerinin bilincinde olarak alacakları aksiyonlarla yeniden momentum kazanmaya başlar. 

twitter: @hayripekergin
Domain - Hosting - Cloud

Yorumlar Okunma: 5182