Babanın malı değil... (Hayri Pekergin) - BasketFaul.com

Babanın malı değil... (Hayri Pekergin)

06-02-22 19:04
Klasik bir klişe. 

Babanın Malı Değil !

Zaman gelmiştir. 

Gazetelerin ana haber mecrası olduğu dönemde medyadaki önemli genel yayın yönetmeni, belirlenen yayın politikası dışına çıkan köşe yazarını “bu köşeler babanın malı değil” diye uyarmıştır. 

Zaman gelmiştir. 

Bu yazının okuru sizler trafikte giderken sinyal vermeden aniden önünüze direksiyon kıran arabaya  “bu yol babanın malı mı? diye saydırmışsınızdır.  

Zaman gelmiştir.

Taraftar kendisini mutlu edemeyen kulübünün yöneticisine “bu kulüp babanızın malı değil” diyerek bağırmıştır. Gördüğüm kadarı ile hala da bağırmaktadır. 

Zaman gelmiştir. 

Bu satırların yazarı şu anda maddiyat anlamında olmasa da geçmişte yaptığı uygulamalar ile devr-i sabık konumunda olması  gereken eski federasyonların aldığı keyfi kararlar sonrası TBF babanın malı değil hatırlatması yapmak durumunda kalmıştır. 

Bu liste uzar gider. 

Önemli bir uyarıdır “Babanın Malı Değil” sözü. 

Basketbol dünyasında gördüklerim, izlediğim profesyonel lig maçlarında şahit olduklarım,  okuduğum haberler bana bu önemli uyarıyı çağrıştırdı. 

Evet arkadaşlar;

Kulüpler yöneticilerin babasının malı değildir. 

Takımlar coachların ya da idarecilerin babasının mali değildir. 

Formalar da oyuncuların babasının malı değildir. 

Peki bu değerler kimindir derseniz. 

Bu değerler önce ülkenin daha sonra hepimizin değerleridir. 

******

Bugün spor salonlarını çekim merkezleri haline getirmek isteyen basketbol gibi sporların çok sayıda büyük rakibi var. 

Hayır futbol ve voleybol gibi diğer sporlardan söz etmiyorum. 

Rakipler daha ciddi. 

Y ve Z kuşağı insanlarımızın hayatlarına “Matrix” formatından “Metaverse” formatına doğru yöneldiği günümüzde, insanlarca yaşan(a)mayan gerçek hayatları taklit eden internet tabanlı sanal evrenlerden söz ediyorum. 

İnternet tabanlı en popüler video oyunlar bile artık bu sanal evren(ler)de dominant konumdan daha önemsiz rollere doğru inişe geçiyor.  

Abarttığımı düşünüyorsanız Netflix’in ve “Metaverse” evreninde hangi sanal varlıkların, NFT’leştirilmiş (Non fungible token) piyasa değerinin kaç Golden State Warriors,  Real Madrid, Barcelona, PSG ve

Manchester United olduğunu araştırın. 

Sözüm coachlara; 

Oynattığınız basketbolun keyif vermesi gerekiyor. Çizginiz ve performansınız ile kendinize değil organizasyon ve oyunculara kattığınız katma değerle rol model olmanız gerekiyor. 

Yıldızlar yaratmak gerekiyor. 

Hatta daha ileri giderek, insanların kendilerini daha kolay özdeşleştirmesi için yerli ve milli yıldızlar gerekiyor. 

Sözüm yöneticilere;

Kulübün ve takımın sürdürülebilirliği şartların mümkün olan en iyi seviyede performans sergilemesi beklenenlerin önüne konması gerekiyor. 

Bunun için önce iyi bütçe yapmak gerekiyor. 

İyi bütçe yapmak için de kurumsal düşünebilmek gerekiyor. Denge ve kontrol mekanizmaları gerekiyor.  

Kurumsallık önemlidir. Sürdürülebilirlik önemlidir.  

Halkla ilişkiler için kullanılarak kafanıza göre yaptıklarınıza mazeret olması adına içi boşaltılacak bir kavram değildir. 

Bir şeyi ya “yaparsınız”. 

Ya “yap(a)mazsınız”.  

Yapamayıp hala “yaparmış gibi yapmakta” ısrar ederseniz kendinizle birlikte kulübünüzü de rezil ederseniz.

O zaman sponsor size gelmez. 

Seyirci ya da taraftar dediğimiz  “tüketici” gider sizin sağlayamadığınız adrenalin ve keyfi, satın aldığı video oyununda, internete ya da başka bir mecra da arar.  

Aradığını da bulur. 

******

Bugün iş hayatında, ekonomide, doğanın korunmasında, insan sağlığında başlıca odaklanma konularından biri sürdürülebilirlik. 

Sürdürülebilirlik kavramı bir performans sanatından bir farkı olmayan takım sporları açısından insan sağlığının sürdürülebilirliğine benzer anlam taşıyor. 

Kurumsal hayat, özel hayat, akademi ya da ekonomi gibi hayatın diğer katmanları ile basketbolda gözlemledikleriniz arasındaki paralellikleri siz de fark ediyorsunuz.  

Basketbolun artık hızla değişen bu dünyada yeni ve güçlü rakipler ile mücadele ederken salonları dolduracak, ekranlara milyonları, kulüplere sponsorları çekecek organizasyon seviyesine ulaşması gerekiyor. 

İçerik her yerde birinci değer. 

Maçları kazanmak, derece yapmak iyidir. 

Bunun yanında içerik yani ortaya konan oyunun kalitesi de iyi olursa, ortaya yeni yıldızlar çıkarsa “sistem” büyür.  

Yıldızların çekim gücü yüksektir.

Etrafına seyirci toplar. Taraftarı hareketlendirir. Sponsora ilham kaynağı olur.  

******

Astrofizik alanına merak duyanlar bilir. Uzayda bile yıldızlar kolay oluşmaz. 

Devri sona eren eski yıldızların ürünü olan gaz ve tozlar başka yıldızların çekim etkisinden kurtulup bir araya gelir.

Önce ısınmaya başlar. Giderek kütlesi artar. Daha fazla ısınır. 

Sonra da bir anda patlayarak etrafına ısı ve ışık yayan bir yıldız haline geliverir. 

İşte yıldız adayı oyuncular da böyledir. 

Değerini bilmek zamanında önünü açmak gerekir.  

Gerektiğinde diğer yıldızların çekim etkisinden uzaklaştırıp parlamasını sağlamak gerekir. 

Yıldızlar değerlidir. Yaşadığımız hayatların kaynağıdır

Değerini bilmek, gereğini yapmak gerekir. 

twitter : @hayripekergin

 

Domain - Hosting - Cloud

Yorumlar Okunma: 4814